Ölüm Üzre Bir Deneme – Alişan Şahin

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

Y.K. Beyatlı

Ölüm ölence bilinmez. Ölüm korkusu geride kalanların yaşadığı bir şeydir. Ölümün hakikiliğini geride kalanlar yaşar. O korkudur insanı yaşama bağlı kılan. Ölümün yaklaşmasını hisseden canlı onu ertelemeye temayül eder. Onun ertelenmezliği en büyük korkudur. Kimilerince ölüm korkusu tüm korkuların temelidir ve bu yaşayanca çeşitli tepkilerle gün yüzüne vurur. Görünür olur bu tepkilerle.

Ölüm her zaman karşılaşabileceğiniz normallikte bugünlerde. Her gün olağan hale gelmiş bombalamalar sonucu onlarca ve yüzlerce insan ölüyor. Şairin dediği gibi “ölüm ölümlere ulanıyor.” Ama ölen her zaman bir başkasıdır. Siz ölemezsiniz. Siz ölümü düşünür, ölmüş olandan kendinize bakıp korkar ve kaçarsınız. Çağımızda ölüm her zaman başkasını bulur. Siz her daim seyircisinizdir. İster savaşta olun, ister günlük yaşamın koşturmacasında, ölüm birini bulduğunda başkasıdır onu yaşayan. Hastahanedesinizdir. Ölüme en yakın olunan anlardır. Ölüm size yabancı olduğundan ne kendi ölümünüzü ne de başkasının ölümünü/öleceğini düşünürsünüz. Onun hep başkasını bulacağını düşünürünüz. Oysaki ölüm hep yanımızda ve yöremizdedir.

“Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için.”

XXX

Kalenderi dervişleri köy köy, kasaba kasaba dolaşırken geceleri yatacak yer olarak mezarlıklar ya da mezarlıklara yakın yerleri tercih ederlermiş. Bu sapkın dervişler genel geçer İslam anlayışına ters gibi duran her türlü melaneti yaparlarken ölümün her zaman yanı başlarında olduğunu hatırlamak ve dünya malına meyil etmemek için toprak altında yatan milyonlarca faniyi hatırlamayı ve ölümü asla akıllarından çıkarmamayı hedef edinmişlerdi.

Ölüm kimine uzak bir hayal gibi görünür. Bu hayal bir yanılgı olarak adlandırılsa yanlış olmaz.

Ölümün terbiye ediciliği insan tekinin ona ne kadar yakın olduğuyla alakalıdır. Ölüm terbiye eder ve ölüm ve ölüm korkusuyla gelir. İnsan tekini bulur. Aslında bir yalnızlığı ve çaresizliği imler ölüm. Çünkü ölen öldüğü anda tektir ve nefesin bedeni terk ettiği anda bu tekliğini daha da fazla kavrar ve hiçliğe düşer. O hiçlik ölümdür. Beden terk edilmiş olarak ortada durur. Bedenin terk edilmiş hali sadece bir sembol olarak yalnızlığının ve insanın çaresizliğinin göstereni olur.

Kalanderi dervişlerinin ölümü bu denli önemsemelerine dair yaşamları onların bu dünyalı değil aslında öteki dünyalı olmaya temayüllü olduklarının açık bir göstergesidir de. Çünkü bu dünyada O’ndan saklanabilecek hiçbir şey yoktur. Melameti benimsemek halka nasıl göründüğünle değil hakka nasıl bağlı olduğunla alakalıdır.

Ölüm hayattaki en ciddi iştir. Yaşarken deneyimleyemediğimiz ama başkasından bildiğimiz…

Ölüm Üstüne Kişisel…

Devletlerin ve örgütlerin işidir ölüm üstüne politika yapmak. Politika! Ölümün adıdır. Politika’ya karşı yaşamın yanında olmak ölüme karşı olmaya denk gelir mi! Belki…

Bunun ötesinde babanız ölür bir gün. Yanı başınızda iken bir gün önce, yoktur ertesi gün acısıyla size bakan… siz beklersiniz kalkıp “içim yanıyor evlat… ağrılarım çok” diyeni. Öldü de kurtuldu fikrini aklınızda ağır bir hakareti def eder gibi silmeye çalışırsınız. Ondan sonrası geleneksel ve kültürel ritüellerdir.

İnancınız ne olursa olsun onun sağken istedikleri ve yaşarken olmasını istediği yolu takip edersiniz. Yaşlı ve kendine hâkim olmadığı anlarda (yaşarken) terk edilen ve yalnızlıktan kahrolan artık yoktur. Onun kendisini ifade eden inancı gereği toprağa dönüşüne itiraz eden, kendisinden olan en sevdikleriyse; ölüm ötesinde bir hayat varsa ve görüyorsa olanı; yaşarken ifade edebildiği öfkesini ifade edememenin azabıyla, tüm ağrıları tekrar nüksetmiş midir bu babasız büyüyen…

Siz başkasının Allah’ının olmadığını iddia edenler; bir babanın itirazını dillendirememesinin ne acı bir şey olduğunu bilmezsiniz.

O size hayatını verdi siz ona mağduriyeti ve boyun eğmeyi ve kapatılmayı.

Her şeye rağmen Allah iyiliğinizi versin ve bizden uzakta versin.

Alişan Şahin

Sonraki Yazı:Türkler ve Şehir – Mehmet İşten
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...