Haydi İşinize! - Sultan Komut

dunya-emekci-kadinlar-gunu

Sonunda 8 Mart da geçti, artık rahatlayabilirsiniz.  Ben rahatladım en azından. Kendimi dünyanın bütün yükünü sırtında taşıyan sevgili mitolojik dostumuz Atlas gibi hissediyordum günlerdir. Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle “amanın ne kadar da değerli ne kadar da önemli” olduğumuzu yüzümüze vura vura bir hal olmuştu erkekler.

Böyle günlerde nasıl oluyorsa  “var” olduğunuzu hatırlıyor çevrenizdekiler. Televizyon, dergiler, gazeteler her yer boy boy kadın haberleriyle doluyor. Başarılı kadınlar, şiddete maruz kalmış kadınlar, emekçi kadınlar vesaire. Kadın cinayetleri bir biri ardına işlenir, kadınlar ‘korunamazken’, tecavüzcüler mahkeme kararlarıyla ‘iyi hal’den sokaklarda kol gezerken kadın haberleri ‘erkek’ medyada iki satır yazıyla geçiyorken- pardon geçiştiriliyorken, kadınlar günü geliyor bakıyorsunuz tam sayfa kadın haberleri. “Korunma” dedim ama o ayrı mesele zaten. Beni niye koruyacaksınız,  siz “insan” olun yeter, diyorum ben. Siz derken sizi kastetmiyorum, kızmayın hemen. Kadınları korunmak zorunda bırakan tırnak içinde erkeklerden bahsediyorum. Hani şu kesip biçen, silahını çıkarıp vuran, güdüleriyle hareket eden – ki evet güdüyü bilinçli kullanıyorum sözlük anlamıyla- kadını sadece bedenden ibaret gören- ki kendisi sadece bahsi geçen uzvuyla var olan “erkek”lerden!

Tutamıyorum kendimi oysa 8 Mart diyecektim değil mi? Dünya Emekçi Kadınlar Günü.  Gerçi bizde emekçiyi kaldırıp kutluyorlar, o ayrı. Emek ne zaten? Emekçi ne? Öyle kelimeler kullanıp kadınların kafasını karıştırmayın. Dünya Kadınlar Günü derseniz sevgililer günü gibi bir şey olur, hemen hediye almaya koşar çevredekiler. O yüzden öyle ‘emekçi’ gibi kapitalizm ile kavga halindeki kelimeleri kullanmaya lüzum yok.

Bak yine duramadım. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, devam.  Hasılı kelam, o gün her yer çiçek acıyor, e kadınlar çiçek ya, herkes bir hürmetli, bir sevgi dolu kadına. Baş üstündeyiz yaklaşık bir hafta. Bütün belediyeler aktiviteler düzenliyor mesela.  Bak bu eğlenceli. Kadınlar günü matinesi seklinde olan bu aktivitelerde kaymakamıdır,  belediye başkanıdır hepsi hazır bulunuyor. Önce konuşmalar yapılıyor, karanfiller dağıtılıyor, yemekler yeniyor, “çalsın sazlar oynasın kızlarrrr” --Ahh tam da bu oluyor iste!---Konuşmalardan sonra sevgili yönetenlerimiz kadınları yalnız bırakıp gidiyorlar ki gerçekten de ‘oynasın’ kızlar. Hoppaaa! Karanfili, sazı ve elbette gazı alan kadınlar evlerine bir coşkuyla gidiyorlar ki sormayın gitsin. O mutluluk ve enerjiyle bir yıl ağızlarını açmıyorlar kimseye.  ‘Başkanım sen çok yasa. Karanfiller de güzeldi hani.’  Bir şey dese ‘göbek atarken, karanfili koklarken iyiydi ama!’ diyecek başkan. Kimin parasıyla alındıysa çiçek de. Belki de maaşlarından artırmışlardır da almışlardır. Tüh bak günahlarını da aldım!  Onlar asgari ücretle geçinmiyorlardı değil mi? Gerçi ne dedi bakan asgari ücretle bal gibi geçinilir. “Peynirin kilosu belli”. Eee tabii. Sadece peynir ve ekmek yersen niye geçinemeyesin. Yalnız bu peynirin de çeşitleri ve dolayısıyla pahalı ya da ucuz olanları var. Bakan sadece en ucuz, en yağsız, muhtemelen en az sütle yapılan, peynire benzeyen ama sabun tadı aldığımız peynirlerden bahsediyor. Peynir peynirdir zaten. İyisini yeme, olsun bitsin!

İçim şişmiş benim bir türlü kadınlar günü yazısına odaklanamıyorum. Nerede kalmıştım; hah şu kadınlar günü eğlencelerinde. Bir iki küçük şey daha ekleyeceğim bu mevzuda. Ablam aradı beni dün. Ev hanımı kendisi. Kadınlar günümü kutladı önce. Ben de onunkini vesaire. Burası size ilgilendirmiyor biliyorum, giriş bu!  Saat akşam 10.30 civarı idi. Ben işten eve yeni gelmiştim. Emekçi Kadınlar gününde 10 saatten fazla çalışmış ve vücudu sadece yatak görmek isteyen biri olarak,  bir kâse çorba içip yatmayı planlıyordum. Tam bir emekçi gibi. “Nasılsın, neler yaptın” konuşmasında ablamın da o güzelim kadınlar günü matinelerinden birine gittiğini öğrendim. Zaten detayları da ondan biliyorum. Bir yandan onunla konuşup bir yandan çorba içmeye çalışırken ona şöyle dedim  “Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, emekçi kadınlar iş yerlerinde ter dökerken siz orada eğlenmişsiniz” Bunu der demez ablam hemen- e kimin ablası-  “ne yani biz de evde çalışıyoruz, biz emekçi değil miyiz” dedi. Hakliydi da. “Tamam” dedim “sen de emekçisin de mantık yanlış” Madem böyle bir aktivite yapıyorsun bari akşam yap da garibim kadın, işten eve gidip ne hazırlayacağım diye düşünmesin. Gitsin hazır yemek yesin bir gün. Bir gün de ona hizmet edilsin, değil mi? Demek ki neymiş bu aktivitenin amacı emekçi kadına bir jest değil, kadınlara şirin görünmekmiş. Yiyen yer, yemeği de şirinlik gösterisini de. Afiyet olsun, ben az önce peynir ekmek yedim!

Ve dahası karar verdim ben bu yazıyı kadınlar hakkında yazamayacağım. Bari bitireyim, rahatlayalım hep birlikte!

Emekçi Kadınlar Günümüz de geçti zaten, haydi artık herkes evine, işine!

Sultan Komut

Önceki Yazı:Siyah Mürekkepli Yazın - Sultan Komut
Sonraki Yazı:Vurma, Kırma, Öldürme! - Sultan Komut
1 Yorum
  1. Kadınlarla uğraşamazsın. Yer yüzünde insanlara cinneti geçirirler. Yazı gerçektende harikulade olmuş ve tavsiye edeceğim nitelikte bir yazı dizisi.
    Ellerine sağlık.

Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...