Kapitalizme Karşı "Sivil İtaatsizlik Alanları" - Alakır Nehri Kardeşliği (A.N.K)

SİVİLİTAATİSZLİK

Savaşlar, açlık, adaletsizlikler, doğada inanılmaz boyutlara ulaşmış yıkımlar... Bizleri derinden üzen, olmamasını dilediğimiz ve kendimizce bir şeyler yapmaya çalıştığımız tüm bu olumsuzlukların günümüzdeki yegane sorumlusunun küresel kapitalist tüketim sistemi olduğu ve her birimizin bu sistemi sürdürülebilir kılmak adına nefes alıp verir durumda olduğumuzun farkındalığıyla gerçekleştirilecek eylemler, bu gidişatı olumluya, uyuma ve barışa doğru evirebilmemizdeki tek bir yol olarak karşımızdadır.

Şiddet uygulayabilecek bir haklılığımızın dahi olmadığı bir bağlılıkla beslemekteyiz karşı durduğumuz bu sistemi. Sistemi sistem içinden çözmeye ve iyileştirmeye çalışma dönemide çoktan tükendi çözümsüzlüğünden ötürü.

Bu traji-ironik bağlamda acaba neden bu felaket boyutunda katlanılması zor yıkımlara hem sözel hemde eylemsel birtakım tepkiler gösterirken hemde yaşantımızın her anında bu vahşi sistemi besleyen canlılar haline geldik? Çokta değil, yakın bir geçmişe kadar binlerce yıldır süre gelen ve her canlı için en temel ihtiyaçları oluşturan, yeme, içme ve barınmamızı günümüzdeki sağlıksız ve büyük maddi-manevi maliyetteki, alternatifsiz algıdaki bu hale getirip kabullendik. Andaki tek gerçek bu sistemi bizlerin beslediğidir ve iyice narinleştiği bu çağımızda onu beslemediğimiz anda da öleceğidir. Tek bir kurşun dahi atmadan, hiçbir şiddet göstermeden, sadece tüketmeyerek dönüştürebileceğimiz bir dünya. Aslında bir bakıma da evrimleşerek devrimleşebileceğimiz en uygun koşulların varolduğu bir dünya bu aynı zamanda. Sadece bize bakıyor uygulamada. Varmıyız yada yokmuyuz bu sistemin sürekliliğini sağlamada? Peki nasıl olacak? Olacak olanın niyetinden de öte nasıl ve nerden başlanacak? Bizden çalınanları geri almaya başlamakla en başta. Başladıktan sonra an'da yaşamakla. En temel ihtiyaçlarımızdan, dünyadaki tüm canlılarla ortak en temel ihtiyaçlarımızdan başlamak. Su, gıda ve yuva. İnsanlar dışındaki tüm canlılar için bedava ve en sağlıklı olarak işleyen bu süreç insanlar için en sağlıksız ve bedeli en yüksek bir hale getirildi günümüzde. Ve bu en temel ihtiyaçlarımızın dayatılmış tektipçi çözümlemelerinin yıkımı hem bizlerin hemde diğer tüm canlıların yaşamını tehtit ediyor artık. Plastik şişelerde parayla satılan 'su', genetiğiyle oynanmış zehirli gıdalar, sağlıksız, kültürsüz, tektip, nefes almayan betondan evler... Ne yer, ne içer nerde barınırsa, bir süre sonra öyle düşünüp, öyle davranmaya başlar her canlı. Yaşamlarımızda yitirdiğimiz tüm farklılıklarımızın zenginliğiyle beraber diğer tüm yıkımlarda en temelde buna bağlı. Ruhu, düşüncesi olmayan makinalar bile onlara verdiğiniz yakıtın kalitesine göre sağlıklı çalışır yada bozulur.

İşte tamda bu yüzden yaşamaya ve yaşatmaya bu temel ihtiyaçlarımızı geri alarak başlayabiliriz ancak. Bir nevi 'sivil itaatsizlik' başlatarak. Bizler bunu Alakır vadisindeki bir toprak parçasında başlattık. Söylevlerden çok deneyimlerin hakikatinde paylaşmak istediğim, içinde parmak kadar bir su bulunan küçük bir toprak parçası size ufak bir emek karşılığında sistem dışı sağlıklı içme suyu ve sağlıklı gıdanızı hemen temin etmektedir. Şehrin 'çöp' denen atıklarıyla doğadan toplanan malzemelerin birleştirilmesiylede bedava ve sağlıklı yuvanızı da az bir emekle oluşturmuş olursunuz ki böylelikle en temel ihtiyaçlarınızı en sağlıklı ve bağımsız yollardan sisteme dahil olmadan halletmiş olursunuz. Ve bunları sağlarken ve sonrasında yaşarken birçok farkındalığa ve zihin açıklığına da sahip olur sağlık kazanırsınız. Şehre olan göçlerle boşalmış olan devasal toprak parçalarının ranttan uzak köşeleri size ya hiç yada çok az bir bedelle yaşayabileceğiniz topraklara yerleşebilmenizi sağlar. Günümüz dünyasının dörtbir yanında artık sistemin dışına bireysel yada komünal olarak çıkan insanlar var. Bahsettiğim gibi 3 temel ihtiyaçların çözümünden öte artık bu topraklarda doğan çocuklara kimlik alınmıyor, okula yada askere gönderilmiyor, sağlık sektörlerinde şifa, sigorta şirketlerinde garanti aranmıyor. Toptan bir vicdani reddediş var artık sistemi. Ve bir çatışma-mücadele olacaksa da bu sadece yaşanılan alanı korumak adına savunma olarak gerçekleştiriliyor. Günümüzdeki olumsuz gidişata karşı şu anda dünyada gerçekleşen ve yaşayan en gerçekçi, samimi düşünce ve eylem bütünlüğü bir gökkuşağı gibi herbiri kendi rengi,dili ve kültüründe dünyanın her bir köşesinde kendini gerçekleştiren bu oluşumlardır. Topyekün bir vicdani redle oluşmakta olan bu 'sivil itaatsizlik alanları' dünyayı sarmalamaya başladığında, evrimsel devrimin yansımalarını hissetmeye başlayacağız iliklerimize kadar.

Altta Alakır'da oluşturduğumuz 'sivil itaatsizlik alanı'nın bildirgesi var. Sevgiyle, barışla sistem dışında kalın. Katliamlara ortak olmayın. Oyundan çıkın. Öz iradenizle insiyatifinizi ortaya koyun.

A.N.K'dan Birhan Alakır


-SİTA-

(Sivil İtaatsizlik Alanları Bildirgesi)

Bizler için, insanlığın ve onu besleyen doğa'nın katili olan bu kapitalist sisteme, her ne bahaneyle olursa olsun, kıyısından köşesinden, gönüllü ya da gönülsüz içinde yer alarak ona hizmet etmenin, artık ne ahlaki, ne ideolojik, ne felsefi, ne fiziksel ne ruhsal ne de vicdani anlamda katlanılabilir bir hali kalmıştır.

Elimizin değdiği, gözümüzün gördüğü, yaşamımızın her alanında ve an'ında yer alan 'şeylerin' üretim ve tüketim aşamalarında, köle gibi, sağlıksız ve adaletsiz koşullarda çalıştırılan insanların ve doğa'da katledilen milyonlarca masum canlının vebaline daha fazla ortaklık edebilecek halimiz de kalmamıştır.

Karşı durduğumuz her şeyi, heran, devamlılığını besler halde davranmayı isteyebilecek bir yaşam düşümüz de yok bizim.

Artık bu kirli oyunu oynamıyoruz.

Tüm ürünlerinizi, sunduğunuz, dayattığınız her şeyi; mülkiyeti, ideolojileri, felsefeleri..., her kullanımında kan, vahşet ve zulüm kokan tüm bu yarattıklarınızı istemiyoruz artık.

Almıyoruz. Kullanmıyoruz.

Toprağımıza ve doğamıza çekilip tamamen, sadece onun bizlere emeğimiz karşısında sunduklarıyla yaşıyoruz.

Sivil itaatsizlik alanları yaratıyoruz.

Toprağa gireceksek elbet birgün hepimiz.

Bizler, bu topraklarda, bu şekilde yaşayıp gitmek istiyoruz.

ALAKIR NEHRİ KARDEŞLİĞİ (A.N.K)

Önceki Yazı:Zorunlu Eğitim - Mehmet İşten
Sonraki Yazı:Anarşistler ve Başörtüsü – Alişan Şahin
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...