Kıyametin Dolarları (1)* - Dilaver Demirağ

dilo

Kıyamet bugünlerin en moda deyimi. Bir dönem kıyamet kehanetlerinde moda gizemli gezegen Marduk ve 2012 de bitişti. Neyse ki bunun bir köpürtme ve Marduk kitabını yayınlayan Burak Eldem için iyi bir pazarlama stratejisi olduğu anlaşıldı. Uzaydan gelecek Nefilimler üzerine kehanetlerde bulunan Zacharia Sictin de bu durumda Erich Von Daniken konumuna düştü. Ancak bu medyatik komedilerden çok daha önemli ve arka planında çok da sinsi bir sosyal mühendislik projesi olan ekolojik kıyamet kehanetleri henüz bilimsel kalp para statüsü kazanamadı. Yeni ruhbanlığın kalpazanlıkları özellikle ekolojist çevrelerde çok revaçta.

BM Altında çalışan Uluslararası İklim Değişimi Paneli (IPCC) denilen yeni ruhban sınıf maya kehanetlerini de Mısırlı Rahiplerinde kehanetlerini sollayacak öngörülerde bulunuyor. Yeryüzü sıcaklıktan kavrulup çöle dönecek, susuzluktan çatlayacağız, açlıktan midemiz bağırsaklarımıza yapışacak, denizler altında yirmibin fersahı karasal düzeyde yaşayacağız zavallı adalar batacak, salgın hastalıklar altında biteceğiz. Bunlar en korkutucu olan senaryolar. Daha az ılıman olanlar ise insan neslini değil canlı hayatı tehdit ediyor. Eğer bu senaryolarda Marduk efsanesi gibi balon çıkmaz ise-ki ben bu öngörülerin aslında bir bilimsel tahminden çok öte niyetler ile hazırlandığı kanısındayım- önümüzdeki 50 yıl bizim için insanlığı tehdit edecek bir felaketler yüzyılına kapı aralayacak.

Tüm bu felaket senaryoları sadece magazin arayışındaki medyanın haber mutfağında yer alsaydı ben bu yazıyı yazma gereği hissetmezdim. Ancak söz konusu kehanet sakızları Anarşistlerden Sosyalistlere, Çevrecilerden Derin Ekolojistlere dek muhalif hareketlerinde ağzında çiğnenince bu mesele üzerine birkaç şey yazmak artık elzem oldu.

Aslında durum şu. Muhalif hareketler yıllardır kuyusunu kazdıkları kapitalizmi bir türlü mezara koyamadılar. Bir hacı yatmaz gibi kapitalizm tamam bu sefer işi bitti dediğimiz her seferinde her dem taze deyimini haklı çıkarırcasına daha da güç kazanmış bir halde kesesini doldurmaya devam ediyor. Kapitalizm karşıtları mor renkli şallar, fularlar ile dolaşırken, kapitalizm kendisine ömür biçenlere nanik yapıyor. Bu da şunu gösteriyor kapitalizm bir zamanların gözde çizgi romanlarından Tommiks’deki Binbir Surat misali kendine her defasında yeni bir surat edinmiş halde karşımıza çıkıyor. Onu tek bir kılıkla tanımlarsak çuvallamak kaçınılmaz. Dahası kapitalizm için krizler onun için hem detoks etkisi yapıyor ve kapitalist beden temizleniyor ve sağlığına kavuşmuş ve daha da güç kazanmış oluyor, hem de yeni alanlarda eskisinden daha tatlı kazançlar elde etmesine olanak sağlıyor.

Kapitalizm denen şey için yapacağımız tüm kehanetler çuvallamaya mahkûm çünkü kapitalizm karşıtları özellikle de Marksistler ve anarşist komünistler onun kaotik doğasını anlayamıyor çünkü ellerindeki tüm model artık müzeye kalkması gereken ölçüm aleti gibi teorik argümanlar. Bu argümanlar doğrusal bir mantık üzerine kurulu model iki değişkene dayanıyor azalan kar oranları ve daralan piyasa, azalan kâr hadleri nedeni ile kriziler çıkarak sermaye birikiminin akamete uğraması. Yani model in put out put ya da girdi çıktı denilen bir analiz üzerine kurulu. Hâlbuki kapitalizmi kapitalizm yapan birçok değişken var ki bunlardan birisi de insanların kapitalizmin suç ortağı olmaları. Yani anti- kapitalist azınlığı bir kenara bırakırsak kapitalizm konusunda alan memnun, veren memnun diyeceğimiz bir tür ticari memnuniyet durumu söz konusu. Pan- kapitalizm kavramının klasik Marksist ya da ondan etkileşen Komünist Anarşistlerin kapitalizm anlayışlarından çok daha işe yarar olmasının nedeni de bu. Kapitalizm artık sadece bir sermaye birikim unsuru olan ekonomik bir sistem değil tüm hayatı kuşatan bir yaşam tarzı böyle olduğu içinde kapitalizm aynı zamanda biziz de. Hepimiz birer mikro kapitalistiz aslında.

Kısacası kapitalizm konusunda klasik argümanlar ile çuvallayan sistem karşıtları için şimdilerde yeni bir malzeme var elde. Bu malzeme ile insanların kapitalizmi düşman belleyecekleri zannına kapılmaktalar. Elbette yine fena halde yanılmaktalar. Ve ilginçtir ekolojik kıyamet senaryoları sayesinde zenginleşenler ile muhalifler aynı korku dilinde buluşmaktalar. Kıyamet senaryolarını kazanca dönüştürenler bundan çıkarları olduğu için bunu yapıyorlar. Yarattıkları yeşil piyasa bu sayede kazançlarına kazanç eklemekteler. Üstelik çok avantajlı olan nokta şu, bu piyasa henüz gelişmekte olan bir piyasa gelecek vaat ediyor.

Peki, sistem karşıtı kıyamet tellalları ne elde edecek. Ahmakça diyeceğimiz mantık şu, küresel ısınma dediğimiz olay insan eli ile gerçekleşiyor-yüksek ruhban sınıf öyle diyor-ee atmosfere ha bire karbon gönderen kimler, elbette büyük kapitalistler mesela exon mobil, dupont vb. büyük tekeller. O zaman iklim değişiminden bunlar sorumlu. Sorumsuz kapitalistler kendi bencil kâr mantıkları ile hem insanlığı hem doğayı bir felakete sürüklemekteler. Ayaklanalım kapitalizmi yıkalım yoksa sonumuz felaket.

Bu söylemin ne kadar salakça olduğu bir kenara aynı zamanda ne kadar beleşçi de olduğu bir gerçek. Bu stratejinin neden işlemediği ve neden diğerlerinin önünü açtığını ise gelecek yazımda ele alacağım.

Dilaver Demirağ / itaatsiz.org

Önceki Yazı:Radyasyon
Sonraki Yazı:İstanbul’un Mutenalaştırılması ve Kentsel Dönüşüm – Alişan Şahin
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...