Siyah Mürekkepli Yazın - Sultan Komut

adem-ve-havva

Bu bir ilk yazı,  hikayesi de şudur; İtaatsiz. org ekibinden bir arkadaşımla  sizlere seslenmem konusunda detayları görüşürken aşağıda okuyacağınız tam da şu diyalog gelişti.

-benim kadın konusunda yazacak bir durumum yok

-“kadın konusunda  sadece kadın mı yazar” dersen “hayır “ derim.

-ben kadın konusunda sadece bir erkek olarak yazabilirim

-erkekler de yazmalı. erkek olarak . bütün eşitsizlikler problemli. kadın erkek eşitsizliği de bunlardan biri değil mi?

Şimdi bu yazıya başlarken bir kadın olarak başlamam gerekiyor. Ama bunu nasıl yapacağımı bile bilmiyorum. Yemek yapmayı biliyorum evet, erkekler de biliyor. Temizlik yapmayı da biliyorum ama birçok erkek benden daha başarılı olabilir. Duygusallık, gözyaşı derseniz –nedense hep kadına aitmiş gibi kabul edilen özellikler- billâh değil.  Sizler kadar duygusal, sizler kadar sulu gözlüyüm. Ağlamadığım birçok film sahnesinde erkek arkadaşlarımın gözyaşlarını sildiğine tanıklık ettim. Hiçbir şeyi yaparken “aman da bunu kadın olarak yapayım” demedim. Demem de.  Şimdi sen kalk yazıyı “kadın olarak”  yaz. 

Yok yapamayacağım. Bu yazıyı sultan komut olarak yazıyorum.  Artık deşifre olduğuma göre belirtmemde de beis yok. Ben bir kadınım.

Bir feminist efsane ile başlayalım. Lilith ile. Zira kendisi dünyanın ilk feministi kabul edilir bazılarınca. Yeri geldi söyleyeyim; bence de. Bilenler bilmeyenlere anlatsın demeden kısaca özetleyeyim.  Adem’i hepimiz tanıyoruz. İlk insan, şu topraktan yaratılan. Ve aklınıza hemen ikinci isim geliyor;  Havva.  İkinci insan. İkinci sırada. Bir nevi ikinci sınıf. Hatta Adem’in kaburgasından yaratılan-detay veremeyeceğim bu konuda-kadın . Adem ile Havva’nın ilişkisi bugün kadının hemen her yerde ikinci sınıf insan olmasının temel sebebidir denilebilir, bir nevi. Biz Lilith’e gelelim. Efsanevi olan boyuta. Çeşitli kaynaklarda  ekleme çıkartmalar olmasına rağmen bilinmesi gereken temel şey şu; ilk önce Adem ve Lilith vardı. Havva’dan evvel. İkisi de topraktan yaratılmıştı ve eşittiler. Adem bu durumdan çok hoşlanmadı, istedi ki o üstün olsun, üstte hatta. Lilith akıllı kadın. Karşı çıktı. “eşitiz biz be adam” dedi. “senin benden üstünlüğün ne?” Bu durum kimseyi memnun etmedi, ne Yaratıcıyı, ne Ademi, ne de Lilith’i. Sonuçta cezayı çeken Lilith oldu, cehennemde yerini buldu. Bir Havva üretildi, Ademin bir parçası. Hep mutlu hep mesut yaşasınlar diye  erk(ek)in üstünlüğü ilkesiyle. Lilith de kötü kadın olarak kaldı. Kötü, kıskanç, nemrut hatta katil.  Kıskançlığından Adem ve Havva’nın ve hatta tüm gelecek nesillerin çocuklarını öldürecek bir katil. Bugün bile loğusa bir kadının ilk kırk gün dışarı çıkması iyi değildir geleneği Lilith’in korkusundandır. Anneler bilmese de asıl korktukları kötü kadın Lilith’dir.

Bu efsanenin iki vurucu noktası vardır.  Birincisi eşitlik isteyen ilk kadının cennetten kovulması, ikincisi ise kovulduğu yetmiyormuş gibi bir de halen “kötü” kadın olması.

Efsaneyi bugüne uyarlamak çok da zor değil esasen. Kadın ve erkek hatta “erkek ve kadın” (sıralama da önemli tabi Adem ile Havva diyoruz Havva ile Adem değil!) hala eşit değil.

O günden bu güne Ademler hep Havvalar istedi yanlarında. Lilithler de oldu elbet. Ancak onlar -bu klişeyi paylaşmadan edemeyeceğim bağışlayın- “evlenilecek kadın” olmadılar, asla.

Şimdi en baştaki diyaloga dönersek; “kadın” yazısı yazmak için “kadın” olmak gerekmediği gibi kadın sorunlarıyla ilgilenmek için de –gene- kadın olmak gerekmiyor. Bizde  “feminist” kelimesi “erkek düşmanı” kelimesiyle aynı kefeye konulduğundan mıdır ya da kadın sorunlarıyla ilgili yazan bazı arkadaşlarımızın olaylara belki de gerçekten “kadın” olarak bakmasından mıdır bilinmez, “feminist yazın” gelişmemiş, gelişememiştir. Oysa kendisinden ilham alarak adımı küçük harfle kullanmayı seçtiğim bell hooks’un dediği gibi “feminizm herkes içindir”.  Hepimize iyi gelecektir doğru kavranmış bir feminizm.

O yüzden gelin birlikte yazalım, erkek olarak kadın olarak hiç fark etmez.  Kadınlara “beyaz mürekkeple dişil yazın”ı öğütleyen Hélène Cixous’a saygım sonsuz olsa da karşı çıkarak  “siyah mürekkeple ve cinsiyetsiz” yazalım.

Mavi ya da beyaz değil, kırmızı hiç değil.

Çünkü bu bir gömlek değil, ruj değil, çorap ya da çamaşır değil;  fikir.

Sadece fikir.

Ve eşitliği savunduğumuz sürece kimden geldiği  de hiç önemli değil!

Sultan Komut

Önceki Yazı:Ayrımcılığın Sözde "Pozitifi" - Sultan Komut
Sonraki Yazı:Haydi İşinize! - Sultan Komut
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...