Vurma, Kırma, Öldürme! - Sultan Komut

1 Mayıs’a sayılı günler kala İçişleri Bakanı Muammer Güler, Taksim Meydanının 1 Mayıs için kullanılamayacağı haberini verdi. Kendisi, İstanbul Valiliği döneminden alışkın olduğumuz “yasaklı taksim” geleneğine de bağlılığını göstermiş oldu böylece. Ama bu başka bir yazının konusu elbette. (“dayanamamış yazmış, manyak” diyerek bir alt satıra geçebilirsiniz. Ben öyle yapıyorum şimdilik, 1 Mayıs’a bağlamadan bitirmeyeceğim, sözüm söz).

“Vur, kır, parçala, bu maçı kazan!” bir tezahürattır. Çirkindir, ama oyuncuları havaya sokar ve başarı getirebilir. Bir psikolog değilim ama geçen hafta bir liselerarası basketbol maçını izlerken, öğrencilerin bu tezahüratı yaptıklarını ve oyuncuların gerçekten “vura, kıra” maçı almaya çalıştıklarını gördüğümde bir kez daha insan psikolojisinin ne kadar güçlü olduğunu düşündüm. Güçlü olduğu kadar, dahası güçlü olduğu için tehlikeli.  Dediğim gibi psikoloji biliminden çok anlamam okuduğum birkaç Freud, Jung ve Adler kitabı birkaç James, Skinner, Gestalt makalesi, ha bir de Pavlov’un köpekleri dışında. Ama insan davranışlarının psikolojiyle bağlantısı olduğunu bilmek için okumak kadar insanları gözlemlemek de gerekli. Sosyolog da olmak gerekmiyor. Bazen sadece gazete okumak, televizyon seyretmek, sosyal medyayı takip etmek ve halk otobüsünde konuşulanlara kulak misafiri olmak yeterli olabiliyor. Yanına düşünme eylemi eklendiğinde elbette.

“Vur, kır, parçala” oyuncularda pozitif bir etki yaratabilirken, insan doğasındaki etkisi günlük hayatta oldukça kötü sonuçlar doğuruyor. Ben kadına yönelik şiddet diyeyim, siz içine tecavüzü de, psikolojik şiddeti de, cinayeti de ekleyin. Daha N.Ç davasının izleri alınlarda koca bir lekeyken, Gölcük’ten başka bir çocuğun onlarca kişi tarafından tecavüze uğradığını öğrendik. Güvenecek ne bir kişi ne de kurum olmadığından on üç yaşındaki bir kız çocuğuna yapılanlar da yapanların yanına kalır mı endişesi birçoğumuzda hâkim. Kötümserlik değil bu, iyimserimdir esasen. Sadece realite.

“Vur, kır, parçala” geleneğinin en vahim hali ise şüphesiz ki cinayetler. Neredeyse her gün bir kadın cinayete kurban gidiyor bu ülkede. Gerçi Aile Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Kahramanmaraş’ta katıldığı  'Kadınlar İçin İş Fırsatları' panelinde devletin verilerine göre bu sayının düşmekte olduğunu söyledi. Devletin nesine güvenebiliyoruz ki verilerine güvenelim. Hadi güvendik diyelim, tamam. Her gün değil de, gün aşırı bir kadın cinayeti işleniyor memlekette. Gelinlerimizi döverek öldürüyoruz, eşlerimizi, sevgililerimizi severek öldürüyoruz, kızlarımızı namus için öldürüyoruz. Ne için olduğu çok da önemli olmuyor, öldürüyoruz işte. “Vur, kır, parçala” zihinlerde nasıl bir yer ettiyse!

Fatma Şahin kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda da şöyle bir yorum yapmış;“Hukuk devletinde yapılması gereken çok şeyi yaptık. Çıkardığımız paket dünyanın en güçlü paketi oldu.”

“Paket ne oldu” diye soramamışlardır muhtemelen katılımcılar.

Ne güzel değil mi? Kadın cinayetlerini engellemek için dünyanın en güçlü paketine sahibiz. Sonuç?  Paket boş çıktı. Dışı çok güzeldi ama?

Paketin dışı sizi yakarken, içi kadınları yakıyor hep. Cafcaflı, içi boş cümlelerle hazırladığınız paketleriniz ölümleri engellemeye yetmiyor.

Kadınları korunmaya muhtaç hale getirdiğiniz ahlak sisteminiz, toplum yapınız, sistemin “canavar” haline getirdiği insanlarınız “dünyanın en güçlü paketi” tarafından bile durdurulamıyorsa suç kimde?  Vurup, kırıp, parçalayanda mı sadece?

Eğer 1 Mayıs’ta her şeyi göze alıp- her şey derken yüzde yüz doğal biber gazı, tazyikli su, yeni düzen coplar ve elbette gözaltına alınmayı kastediyorum- bu konuya dikkat çekmek için alanlarda olacak bir grup var.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu. Platform yakın geçmişimizin en trajik cinayetlerinden olan Münevver Karabulut cinayetinin ardından kurulmuş ve o tarihten bu yana platformun üyeleri birçok davaya müdahil olmuş ve kadın katillerinin ağır cezalar almaları yönünde mücadele vermiş, hiç yılmamışlar. 1 Mayıs gününde de platform olarak kortejde olacaklar.

“Bizler kaybettiğimiz her kadının öldürüldüğü yere karanfil bırakarak ailesine sesleniyoruz. Kadınların öldürüldükleri yerden mücadelelerini başlatıyoruz. Kadın katillerine ağır ceza verilmesini sağlayarak kadınların yaşam haklarının sağlanması için adaletin sesi olmaya devam edeceğiz.” diyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, desteklenmesi gereken bir oluşum. Bunun için kadın olmanıza da gerek yok, zengin olmanıza da. Seslerinin daha gür çıkması için, sesleri olun yeter.

“Kadın kardeşlerimiz öldürülmesin diye 1 Mayıs 'a !”

 Sultan Komut

Önceki Yazı:Haydi İşinize! - Sultan Komut
Sonraki Yazı:Kim Sever 'Feminist'i - Sultan Komut
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...