Anarşist Bir "Özne"nin Varoluş Hali: Açlık Grevi Değerlendirmesi

açlıkgrevi

Türkiye’de kendilerini anarşist olarak tanımlayan bazılarınca “Kürt Özgürlük Hareketi” olarak adlandırılan hiyerarşik ve otoriter hareketin başlattığı açlık grevinin sonlandırılma şekli, bu açlık grevinin başlaması ve devam ettirilmesi sürecinde yaşanan ve bizlerin eleştirilmesine neden olan şeklinden daha vahim ve anarşist ahlak açısından problemli bir duruma kapı aralamıştır.

Mevcut açlık grevinin “özne”si olan örgüt ve bu örgüte hayat veren kitlelesi, davranış olarak başka bir şekilde eleştirilebilse de asıl eleştiriye tabi olması gerekenler anarşist etik ve anarşist duruştan ne anladıkları oldukça şüpheli olan ve bu süreci baştan sona, kayıtsız ve şartsız destekleyen “anarşistler” olmalıdır.

Bizleri açlık grevine dair metni yazmaya iten neden açlık grevine yatılmasına sebep olan talepleri değildi. Bu talepler değişik şekillerde tartışma konusu da olabilirdi. Süreç içinde buna dair tartışmalara da tanık olduk. Bizlerin kaygısı politik olan bu hak taleplerinin elde edilmesinin konjonktür olarak açlık ve ölüm orucu ile elde edilmeye çalışılmasının reel politik açıdan dahi mantık kabul etmemesini bilmemiz ve açlık grevinin ölümle sonlanması ihtimaline engel olacak bir ses çıkarmak ve asıl olarak anarşist duruş açısından devlet ve örgüt arasında kalmış bireylerin özgür iradelerinin baskı altına alınmış olmasına vurgu yapmaktı.

Bizler için oldukça net olan iki iktidar odağının çatışmasından yıllardır devam eden savaşın ve mücadelelerin geride bıraktığı ölüm ve şiddet kültürünün sorumlularına vicdanımızı ölümlerle beraber pazarlık masasında kullanmalarına ses çıkarmak ve yeter artık demekti.

Anarşist duruş açısından iktidarın/devletin büyüğüyle küçüğü arasında bir fark yok. Anarşist düşünce hele ki politik iktidarın her türlü temsil sistemine ve özellikle otoriter ve totaliter karaktere sahip yapılara, kendini her ne şekilde süslerse süslesin destek verecek bir yerde durmaz, duramaz.

Bunun yanında bazı “anarşistler”ce “Kürt özgürlük hareketi” denilen ve kürt bölgelerinde temsil kabiliyeti olan bir hareketin yapısı, hıyerarşisi ve totaliter-otoriter karakteri tamamen yok sayılarak her halükarda eylem ve söylemlerinin benimsenir olması açık bir kırılmayı getirmek zorundaydı ve öyle de oldu. Bu açlık grevi bu kırılmanın açık bir ilanı olarak da okunabilir. Hak mücadelelerinin asıl zemini anarşizme göre bireyin kendini konumlandırdığı, bireyin kendini tanımladığı ve içine girdiği, kendini özgürce ifade ettiği ve iradesini hiç bir kişi ve kuruma ve örgüte teslim etmediği zeminde olmak durumundadır. Anarşizm ve diğer otoriter düşünceler arasında en temel ayrım noktası buradan başlar. Bu nokta hak mücadelelerinde anarşizme hareket noktasının zeminini de sunan bir noktadır. Klasik anarşizme temel olan düşünce insanın doğal ortamında özneler arasındaki ilişkide öznelerden (kurumlar olarak da okunabilir bu) birinin bir diğeri üzerinde hak iddia etmesine karşı olmak ve kendisinin doğal olan haklarının bir başka öznece alınmasına karşı mücadelesi özgürlük mücadelesinin temel saiklerinden birini oluşturur. Kimseden hak talep etmez çünkü bireyin doğal hakkıdır özgürlük. Ama alınan hakları için de özgürlük alanları ve dünyasını yaratarak mücadele eder. Klasik anarşizmin temelini oluşturan bu fikir bugünün anarşizmi için de temel dayanaklardan biridir. Hak denen şey zaten bireyin kendisinde olan bir şeydir. Teorik olarak ve mantıki tutarlılık olarak hak talep etmemek, onu elde etmek için mücadele etmenin çeşitli yöntemlerini göz ardı etmek anlamına gelmez. Bunun için de özgür irade ile bir araya gelmiş bireyler ve cemaatler fikri önemli bir yer tutar anarşist düşüncede.

Her bireyin ya da tek’in özgür irade ve özgürce seçmesi fikri açlık grevi/ölüm orucuna yatmış tutuklu ve hükümlülerin otoriter bir örgütün, (taleplerin kendisinden öte) özellikle politik gündeminin parçası haline getirdiği insan yaşamını kaale almayan duruşuna dair ses vermemizin asıl sebebi olmuştur. Böyle bir örgütün kendi politik varlığının doğal sonucu olarak da çevreyi ve toplumu bu talepleri ve gündemi etrafından vicdan ekseninde manipüle etmesi de reel politiğin mantığı açısından doğal karşılanmalıdır ama ahlak açısından bir rezalettir. Politik hedefler için amaç-araç ilişkisi kuran reel politik, ahlağı her halükarda dışlamaktan sorun görmez, bu karşılaştığımız durum ise bunun ortaya çıkmasından başka bir şey değildi.

Çeşitli şekillerde bu durum ifade edilmesine rağmen, reel politiğe dair anarşist duruş son derece net olduğu halde, bu duruşu gösterenler “anarşist olmamak”la suçlandı, küfürlere maruz kaldı ve “bir taraftan değilsen öbür taraftasın” gibi devletin dahi göstermediği tepkilerle karşılandı.

Gelinen bu noktada: metni kaleme alanlar, kendini örgüt ve devletten ayrı bir yere koymuş; özellikle ölüme değil yaşama vurgu yapmış; her tekin biricikliğine gönderme yapmayı amaçlamış olduğu halde devlet ve “özgürlük mücadelesi” veren örgüt arasında bir tercih yapmamalarından, özellikle tutuklulardan hiç birinin ölmemesine dair duruşlarından dolayı anarşist fikriyat açısından eleştirisi yapılma çabası bile gösterilmeksizin karalamala ve küfürlerin hedefi oldu.

Açlık grevine bir ulu şefin (milli şef ya da kutsal kişilik algısına dikkat) ağzında çıkan bir paragraflık cümleden alınan talimatla son verilmesi; reel politik alanda bulunan siyasi parti, grup ve hareketlerin hiç bir şaşkınlığa uğramadan talimatı olduğu gibi uygulamaları siyaseten ne denli basiretsiz ve siyaseten ne denli siyasetsiz olduklarının bir ifadesi olarak okunmalıdır. Kürt siyasetinin belirleyicisi – aslında Türkiye solunun manipülatörü ve solu kürt ulusal mücadelesi adı altında sol olmaktan çıkaran – siyasi partinin içinde ve etrafında yer alan bireylerin efendiye gönüllü kulluğunun da bir ifadesidir ve hiç bir demokratik geleneğe ve davranışa sahip bir hareket olmadığının da ispatıdır.

Metnin kendisine gelince; Türkiye’de anarşizm adı altında milli-kimlik duygularıyla siyaset arenasında bulunan siyasi hareket ve partileri desteklemekten geri durmayan ve hatta seçmek-seçilmek ve temsil etmek-edilmek kavramlarıyla bir problemleri olmayanlarla anarşistler arasında bir defa daha kalın bir hat çizilmiş oldu. Bu hayırlı vaka, her şeyin daha net olarak görünmesine de yardımcı olmuştur.

Bir Grup Anarşist

Önceki Yazı:Başkalarının Ölümü Çekiyor Sizi!
Sonraki Yazı:Travesti Balosu: Kalender ile Çeşmisansar'ın Diyalogları
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...