Gezi Parkı İşgali ve Anarşistlerin Bildirisi

gezi4

Bu bildiri Gezi Parkı’ndaki işgal devam ederken, Gezi Parkı için verilen mücadelenin ivmesinin sapması ve saptırılmasına karşı yazılmıştır.  

Türk milliyetçilerinin en bariz temsilcileri olan CHP ve İP gibi partilerin sürece damga vurmaya çalışmalarına ve bu mücadeleyi hükümetin istifası ve AKP karşıtlığına indirgenmesine karşı; Kemalistlerle Kemalist olmayanların bir iktidar mücadelesine indirgeyen duruşa karşı itirazı dillendirilmiştir.  Bundan dolayı ise bir kısım anarşist alanı terk etmiştir. Gezi Parkı’na bilen-bilmeyen uluslararası ve yerel entelektüellerce yapılan güzellemeler ve iktidar odaklarınca yapılan karalamalar devam ediyor ve devam edeceğe de benziyor. Gezi Parkı işgalinin, tarihte neler olduğu konusunda en ufak merakı olmayan insanların ve grupların dahi bir tarih oluşturma-yaratma çabasına vesile olduğunu görüyoruz. Bu metni en azından bir belge olarak arşivimizde bulunması ve yararlanılması maksadıyla yayınlıyoruz.

 Bu metni imzalayan insanlar için ve metnin başka bir örneği için: http://www.gezideanarsi.com/

Taşlar Doğru Hedefe Atıldı

Birçok anarşistin de içinde yer aldığı Gezi Parkı direnişi hem çeşitlenen talepleri hem de beklenmeyen kitlesel katılımıyla ülke çapına yayıldı. Direnişin yönelimi ve bileşenlerinin çeşitliliği göz önüne alındığında son derece önemli olduğunu düşündüğümüz birkaç noktaya dikkat çekme ihtiyacı duyuyoruz.

Taksim Platformu’nun çağrısıyla Gezi Parkında kışla/avm yapımına karşı süren şenlikli protesto, kitlesel bir direnişe dönüştü. Perşembe ve Cuma günü sabah erken saatlerde parktaki protestocuların çadırlarını yakan, insanları hedef alarak gaz fişeği kullanan ve onlarca kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan polis şiddeti bardağı taşıran son damlaydı. Polisin parkı bariyerlerle ablukaya alması, basın açıklamasına izin vermemesi, onlarca kişiyi gözaltına alması ve neredeyse hareket eden her şeye karşı fütursuzca gaz kullanması son derece haklı bir isyanı da beraberinde getirdi. Cuma günü Taksim ve çevresindeki sokaklara yayılan ve Cumartesi öğlen saatlerine kadar aralıksız devam eden polis şiddetine karşı, spontane ve doğru bir zeminde başlayan direnişe bizler de katıldık.

Direnişçilerin bariz çoğunluğu Gezi Parkı ve kent alanlarının korunmasıyla doğrudan bağlantılı olan, bu alanların rantiyeler tarafından yağmalanmasına itiraz eden, yaşamlarına ve yaşam alanlarına yasak ve dayatmalarla müdahale edilmesine karşı çıkan insanlardı.

İki gün boyunca yoğun polis şiddetine karşı sürdürülen mücadele sonucu, güç ve şiddet otoritelerine geri adım attırarak nihayet Cumartesi günü Taksim ve Gezi Parkına yeniden girebildik.

Ancak o andan itibaren direnişe damgasını vuran karakter hızla gölgelenmeye ve silinmeye başladı. Milliyetçiliğin her tonundan bileşenleriyle birlikte CHP ve öteki ulusalcılar meydanın belirgin rengini oluşturdular. Sonuç olarak, Gezi direnişi, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz”, “Hükümet İstifa” türünden sloganlarla siyasal bir hedefe saplandı.

Bizler ise, devlet bayrağı taşıyanlarla, şunun bunun askeri olmak isteyen militer zihniyetle yan yana duruyor olmaktan tedirginiz. Açık ki ulusalcıların “Hükümet İstifa” sloganı seçimleri, parlamentoyu ve sandalye aritmetiğini işaret eden bir hedef. Nitekim, kaybettikleri iktidarı yeni muktedirlerden geri alma heveslisi olan ulusalcıların “milli birlik hükûmeti” çağrıları saat başı duyuruluyor.

Anarşistler olarak bizim, on yıllarca Kemalist ideolojiye göre hizaya getirilmeye çalışılan, askerileştirilen yaşamlarımıza, şimdi de onların karşıtı olan dindar/muhafazakâr iktidar tarafından müdahale edilmesine hiçbir surette iznimiz yok.

Üzerimizde tahakküm kurmaya çalışan bütün bu iktidar düşkünlerine, bu pespaye toplum mühendislerine duyuruyoruz:

Yaşadığımız alanlar bize aittir, bize sormadan bize rağmen kenti ve yaşam alanlarımızı dönüştüremezsiniz!

Yalnızca Gezi Parkı değil, kentin beton istilası içinde adeta can çekişen bir avuç park ve yeşil alanların yağmalanmasına itiraz ediyoruz.

Taksim ve Gezi Parkının yalnızca şimdi değil, sair zamanlarda da polisin ikmal üssü olarak kullanılmasına itiraz ediyoruz.

Yol açacağı doğa katliamı ve mega kentleşme nedeniyle yeni köprü yapımına itiraz ediyoruz.

Büyük çapta çevre ve doğa tahribatına yol açtığı gibi, insan ve öteki canlıların yaşamını büyük ölçüde tehdit eden termik ve nükleer santral projelerine itiraz ediyoruz.

Su kaynaklarını ticarî şirketlere peşkeş çekip iklim ve çevre şartlarını etkileyerek sosyal dokuyu bozan HES projelerine itiraz ediyoruz.

Resmî otoritelerin bu dayatmacı uygulamalardan vazgeçtiğini kamuoyu önünde açıkça taahhüt etmelerini ve gözaltına alınanları kovuşturmadan serbest bırakmalarını istiyoruz.

Otuyla, böceğiyle, insanıyla, hayvanıyla, hayatlarımıza müdahale edilmesine itirazı olanlarla kol kolayız.

Taşlar doğru hedefe atıldı!

PARKLAR BİZİM

HAYAT BİZİM

KARAR BİZİM

Ahmet Kurt, Besim Eraslan, Defne Sandalcı, Gazi Bertal, Hülya Işık, Temel Kebapçıoğlu, Zelha, Alişan Şahin

Önceki Yazı:28 Şubat Halvetim ve Gezgin Coşagelişim - Kıvanç Erdem
Sonraki Yazı:Bir Anarşisti Yüz Metrede Nasıl Tanırsınız? - Kıvanç Erdem
1 Yorum
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...