Reel Politik ve Anarşistler: Sola ve Milliyetçilerin Paradigmalarına Göre Konumlanmaya Dair – Numan Bey

numanbey1

Oldukça uzun bir zaman olmuştur; milli duygulara sahip anarşistlerin ortaya çıkıp, bu milliliklerine gönderme yapması ve Kolonyalizm’e karşı mücadele veren ulusal kurtuluş hareketlerinin haklılığına vurgu yaparak, bunu anarşizm açısından da meşru bir zemine oturtması…

Solun ve Marksizm’in, sömürgecilik, emperyalizm ve ulusal kurtuluş mücadeleleri (elbette Savaşın meşru görülmesinden hareketle de haklı savaş ve haksız savaş ayrımları) tartışmaları ve pratikleri adına kirletilmesi süreci bilinmekte. Öyle ki Sol ve sosyalizm ve hatta Marksizm, Leninizm ve Stalinizm’le beraber Üçüncü dünyacılık adı verilen, bugün küçümsemek maksadıyla kullanılır hale gelen Baasçılığın temel düşünsel zeminini oluşturmuştu.

Mısır’da Nasırcılık olarak ortaya çıkan Üçüncü Dünyacılık fikriyatının Türkiye’deki savunucuları olan Doğan Avcıoğlu ve çevresi (*)  Sosyalizm ve Marksizm’den feyzini almakla beraber, Leninizm ve hatta Fransız Devrimi’nde Jakobenlere hayranlıklarından hareketle de darbecilikleri oldukça sarihtir ve bugün daha da net olarak bilinmektedir.

Türkiye Sol’unun hal-i pür melali bizi neden alakadar etmektedir? Bu sorunun yanıtını anarşizm ve anarşistler bağlamında yanıtlamak, aslında anarşistlerin hal-i pür melalini de aşikâr kılacaktır. Çünkü bilen bilir; Türkiye’de anarşistler, Liberterler olarak ortaya çıktığı ilk zamanlardan bu yana, Türk solunun etkisinde olmuşlardır. Bu, hem anarşistlerin solcu örgütler ve hareketlerden gelen insanlar olmalarından, hem de bazılarının doğrudan sol hareket ve örgütlerden gelmeseler de sol atmosferin içinde bulunan insanlar olmalarından dolayı böyledir.

Bugüne gelindiğinde anarşist grupların ya da kendine anarşist diyen grupların kendilerini ifade etmelerindeki birçok unsurda, kavramsal dünyalarında; oturdukları pratik zeminde solculuğun bir ur gibi durduğunu görmek mümkündür. Anarşistler bugün ilk ortaya çıktıklarından çok daha fazla solcu atmosferin ve solculuğun etkisi altındadır.

Problem bu sol jargona sahip anarşistlerin var olması değildir. Gündeme dair bu anarşist grupların sol gündeme eklemlenmek için hali hazırda bekliyor olmalarıdır. Bunun için tek tek örnekler göstermektense, bu yazının okuyucularının bu grupların yazı ve dergilerine bakmalarını salık veririm. Yapılacak tek şey herhangi bir solcu dergiyi alıp onlarla kıyaslamaktır.

Sol ve solculuğun anarşistleri bu denli etki altına almasındaki asıl problem; bugün için sol ve solcuların hareket olarak kendilerini Kürt ulusal hareketine bağlı ve bağımlı kılmış olmasından yatar.

Kendilerini Kürt Anarşistler olarak ortaya sürüp, bir süre sonra PKK ve Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketine övgüler dizen dergi haline gelen Qjika Reş Dergisi'nin konumlanışı buna verilecek oldukça net bir örnektir. Öyle ki bir çok anarşisti heyecana sürükleyen Qjika Reş dergisinin sözcülerinden biri, Türkiyede Anti-Militarizm konusunda konumu oldukça sarih olan anarşistleri ve vicdani red sürecini inkar edecek kadar “Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketi”nin hayranıydı. PKK’nin “en anti-militarist” hareket olduğunu söyleyecek kadar da gözünü karartmaktaydı.

Türkiye’deki anarşist grupların da “millici” duygularla anarşizmi kendilerince “seven” ve kendine anarşist diyen kişilerle ortak en önemli tarafları; harekete ve hareket etmeye duymuş oldukları hayranlıklarını şiddetle özdeşleştirmeleridir. Bundan dolayıdır ki solcular gibi, anarşist bu çevreler Hükümet (AKP) karşıtlığıyla (sistem ve devlet karşıtlığını AKP karşıtlığıyla elimine etmişlerdir) ortaya çıkmaktan imtina etmezken, PKK’nin masum köylüleri eylemlerinin önünde birer teferruat olarak görerek katletmesine tek ses çıkarmamışlardı. Solcular ve bu durumda bulunan anarşistler bir bakıma şiddetin ve ahlakın katledilmesinden de ortaklık içerisinde oldular.

Kısacası: farklı olan kimi anarşistleri tenzih ederek diyebilirim ki; Anarşist grup ve hareketlerin çoğu şiddete tapmaktalar ve halen de tapmaktalar… dolayımlı olarak bu Anarşist gruplar da hareket etme biçimi ve reel politik içinde görünümleri itibarıyla solcuların durdukları yerde durmaktalar.

(*) Üçüncü dünyacılığın Türkiye solu denen şeyin temel fikri zeminini oluşturduğunu söylemek hiç de yanlış değildir

Not: Bu minvaldeki yazılar bir çeşit safra boşaltma olarak adlandırılabilse de, bir süre devam edecek. Bir ödemin dışa vurumu olarak telakki edilirse memnun olunur.

Numan Bey / itaatsiz.org

Önceki Yazı:Sanatta Devrimci Bir Akım: Fluxus ve Joseph Beuys - Suhal Sağlan
Sonraki Yazı:Reel Politik: İyisi de Kötüsü de Olamamak – Numan Bey
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...