Bize Demokrasi Vermeyecektiniz Olm - Abdullah Kibritçi

"Bir oy... sadece bir oy... küçücük bi oy... oy ver... oy ver... deyip kafamızı şişirdiniz. İyi bok yediniz. Beğendiniz mi şimdi? Gidip oyumuzu yine o adama verdik. Başka ne bekliyordunuz lan bizden, makarna yemekten boyu kısa kalmış bu halk yığınından ne bekliyordunuz -öyle diyordu dimi şu küpesini çıkartarak kamufle olmaya çalışan bebe-, otobüse binen, leş gibi terleyen, makarnaya tapan, kömürle ayin yapan bu halk yığınından ne bekliyordunuz. Ne dünyadan haberimiz vardır bizim ne de evrensel ilkelerden. Ne özgürlük biliriz ne kitap okuruz, biz ne anlarız lan demokrasiden. Cevap ver lan bebe, ne anlarız biz demokrasiden?"

Para sayma makineleri, ayakkabı kutuları, evlerden çıkan milyonlar, sıfırlama tapeleri, özel görüşmeler, mahrem kayıtlar, havuzlar, villalar, aman Allah’ım muta nikahları, yolsuzluklar yolsuzluklar yolsuzluklar…

Geceler gündüzler boyu ev ev dolaşıp anlattığınızda öğrendik bunların ne kadar çirkef insanlar olduğunu. Broşürler bastınız yüzbinler adet, kafayı kırıp sabahlara kadar çoluk çocuk salya sümük milyonlarca tivit attınız, ikiye katladınız tivitleri, binlerce haber yüzbinlerce laf ürettiniz aylar boyunca deliler, çılgınlar, manyaklar gibi. Bütün partiler bir olup sandıklara yürüdünüz, listeler dağıttınız çarşaf çarşaf, hangi ilde AKP karşısında kim güçlüyse ona vermemiz için oyumuzu. İttifaklar kurdunuz, beddualar ettiniz, tuzluk alıp verdiniz, kız alıp verir gibi. Şakalar komiklikler oha ya çok zeki çok manyak çok deli çok orantısız espriler. Zart dediniz, zort dediniz, özgürlükler kısıtlandı, elektirikler kesildi, çocuklar sokaklarda işkenceyle deşildi.

Tencereler tavalar, tehditler şantajlar, binlerce yüz binlerce cümleyle çılgınlar gibi geceler ve gündüzler boyu bunların ne kadar sapık olduğunu anlatmaya çalıştınız bizlere. Alayı hırsızdı, yolsuzdu, kahpeydi, katildi, sapıktı, ihanet içindeydiler, ülkeyi bitirdiler, değerleri çürüttüler, sokaklara çıkamaz oldunuz, karnınızdaki bebelere karışıldı, kızlı erkekli evlerden tonla laflar açıldı. Çapulcu oldunuz, paralel oldunuz, hain oldunuz, gezici oldunuz, casus oldunuz, inlerinize girildi, ah o pırlanta okuduğunuz masum inlerinize. Bitmeliydi bu dikta, yeterdi artık gitmeliydi bu yolsuzlar; aydınlar, enteller, yazarlar, sanatçılar, önderler hep beraber, reklam ajansları kreatif direktörler, Sabancılar, Koçlar, lan sabahtan akşamlara kadar, hırsızlardan bahsettiniz bize, ayakkabı kutusu, dantel oyası, Vardar ovası, bağıra çağıra bir diktatörün yıkılışını müjdelediniz. İran ajanı oldular, muta yaptılar, tırla silah kaçırdılar, para akladılar, altınlar, altınlar, uçak dolusu altınlar, yaşam biçiminize karıştılar, -oha ne kadar ayıp- üstelik demokratik telakkilere ve modern hukuka aykırı yaptılar ne yaptılarsa. Allah belâlarını vereydi, evlerine ateşler salınaydı, birlikleri bozulaydı, iki yakaları bir araya gelmeyeydi, artık yeter demeliydik buna, dur demeliydik bu gidişata.

Bir oy bir oydu. Oyumuzu vermeliydik. Oy ver.. oy ver.. vatandaş oy ver.. şşt oy ver.. lan oy versene.. deyip durdunuz, sanatçı manatçı şekil şükül, Nişantaşı Cihangir suratlarınızla. Oy vermeliydik, akıllı olmalıydık, özgürlüklere basmalıydık değil mi olm, kafayı kullanmalıydık.

Bir oy.. sadece bir oy.. küçücük bi oy.. oy ver.. oy ver.. deyip kafamızı şişirdiniz. İyi bok yediniz. Beğendiniz mi şimdi? Gidip oyumuzu yine o adama verdik. Başka ne bekliyordunuz lan bizden, makarna yemekten boyu kısa kalmış bu halk yığınından ne bekliyordunuz -öyle diyordu dimi şu küpesini çıkartarak kamufle olmaya çalışan bebe-, otobüse binen, leş gibi terleyen, makarnaya tapan, kömürle ayin yapan bu halk yığınından ne bekliyordunuz. Ne dünyadan haberimiz vardır bizim ne de evrensel ilkelerden. Ne özgürlük biliriz ne kitap okuruz, biz ne anlarız lan demokrasiden. Cevap ver lan bebe, ne anlarız biz demokrasiden?

Gelişmemiş toplumlarda demokrasi.. diye başlayan cümleler kuranlarınız oldu mu lan? Bi saniye bi saniye, devam etsene o cümleye n’olur. Bizim gibi gelişmemiş bir toplumda.. ay canım çok şeker ya.. ne işimiz var dimi bizim sandıkta? Beğendiniz mi şimdi yaptığınızı, hayır beğendiniz mi, yumruklarımız sıkılı, dişlerimizde gıcırtı, hatimlerle, tespihlerle, dualarla gittik yine Tayyip’e oy verdik.

İyi mi oldu? O kadar da şaaptınız, o kadar da ayakkabı kutusu şey olmuştu hani… Geceler gündüzler boyu yaptığınız o şeyler boşa mı gitti şimdi? Türkiye yeni bir döneme giriyordu, artık bunlar asla ayakta kalamazdı, oha ya neler olmuştu öyle… Dimi lan Türköne? Mağdur olmuştunuz, mazlum olmuştunuz, hiçbir devirde bu kadar hakaret işitmemiştiniz, ağza alınmayacak laflar etmişti Tayyip hocanıza, diktatöre halk sandıkta haddini bildirecekti güya. Olmadı işte, yapamadık, gittik yine reise attık sülalecek. Babam haber bültenlerinden sonra saydırdı yine size sırayla. İyi mi oldu lan şimdi, ha?

Bize demokrasi vermeyecektiniz. Seçme hakkı biraz lüküs afedersin bize. Çok da kafamız basmıyor aslında bu işlere. Koyun sürüsü halktan oy bekleyeceğinize kendi aranızda halletseniz olmaz mıydı? Ne bileyim şimdi ayıp oldu sanki biraz, o kadar laf saydı adam size, biz de gidip altına imzamızı attık. Küfür etmiş gibi olduk bir nevi, haşhaşi dedik durduk yere alayınıza, vatan haini dedik hocanıza, valla ayıp oldu sanki biraz aga. Ne bilim yani şimdi “oy ver” falan deyince bir an, insanın eli ayağına dolanıyor afedersin, kime verecektik Sarıgül mü demiştiniz, onu tam bilemedik, karıştı o ara, sandık mandık, aceleye geldi, yani kusura bakmayın biz halk olarak biraz malız, bu işlerden çok anlamayız, ama hata sizde, demokrasi vermeyecektiniz bize.

Neyse, şimdi artık bişiler yapın, bence bu seçimi kabul etmeyin, seçimlere hile karıştı falan deyin, propaganda yapın sosyal medyadan Allah ne verdiyse doğru yalan. Uyduruk rakamlar açıklayın, tutmayınca da sandıklar çalındı deyin. Yakın yıkın, sokağa çıkın, dinimize küfür edin, ortalığı karıştırın, birkaç genci daha öldürün, azınlıkları kışkırtın, Alevilere selam çakın, gavur gazetelerine anlamadığımız dilde ilanlar verin, Avrupa’ya şikayet edin, şey deyin, afedersiniz bakar mısınız bizi burada İslamcılar şaapıyor lütfen yetişin, öyle şeyler söyleyin, bize de bir daha sandık mandık vermeyin, bu işleri kendi aranızda halledin.

Milleti uğraştırmayın lan adamın asabını bozmayın. Hadi bakim yavrum şimdi uzayın…

Abdullah Kibritçi

--------------------------------

Not: Bu makale son yaşadığımız seçim deliliği ve kimilerinin hal-i pür melalini iyi ifade ettiğinden nadiren yaptığımız gibi başka bir siteden alınmıştır.

Kaynak: www.populistkultur.com

Önceki Yazı:Nükleeri Aklayanlar Dünyayi Radyasyon Hakkında Nasıl Yanıltıyorlar - Helen Caldicott
Sonraki Yazı:Proudhon mu Behlül Dânâ mı?! - Reşit Güngör Kalkan
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...