Bahreyn 2014’de Daha da Fazla İstikrarsızlık Çıkmazında - Rania El-Gamal

(Reuters) - Bahreyn hükümeti ve muhalif gruplar politik reform arayan eylemci gruplara karşı tutuklama, baskın ve sıkı yeni yasaları kullanan otoriter şiddet dolayısıyla artan korku ortasında yükselen inatçı çatışmaların içine kayıyor.

Diplomatlar ve analistler hükümeti ve reform için çalışan muhalif grupları barıştırmak için harcanan çabaların iki tarafın sıkı savunucuları arasında çok daha düşmanca olduğunu söylüyorlar.

Başkentte Temmuz ayındaki bir araba bombası buna bir örnektir: baskınların yapıldığı güvenlik önlemlerini arttırılması, tutuklamalar ve aslında sert cezalar ve yeni yasaların çıkarılmasıyla sonuçlandı ve sünni Müslüman Monarşinin kontrolünü arttırdı fakat aynı zamanda karşılıklı güvensizliği de derinleştirdi.

Pek çokları Amerikan Beşinci donanmasının üslendiği Bahreyn’de karşılıklı suçlama atmosferinin gideceği yeri merak ediyor.

Şiddet karşıtlığının savunucusu, ana muhalefet al-Wefaq’ın başı ve Şii bir din adamı olan Şeyh Ali Salman “en kötü olasılık otoritelerin baskılarının artacağı ve bu baskıya karşı tepkisel şiddetin de artacağıdır” diyor.

Pazartesi hükümet bazıları İran ve Suriye yapımı silah ve patlayıcıları botla ülkeye sokama teşebbüsünü engellemiş olduklarını açıkladı. “Terörist eylemlerin yürütülme planlarından” şikayet ediliyordu.

Hükümet taraflarında güvenliğin yoğunlaşmasında sorumluluk dobra bir şekilde muhalefete de veriliyor. Enformasyon Bakanı Sameera Rajab al-Wefaq hakkında: “Onlara güvenmiyoruz. Güvenimizi kazanmaları için sıkı çalışmak zorundalar.”

Stratejik olarak yaşamsal önemde olan ada 2011’in başlarında büyük demokrasi taraftarı gösterilerden bu yana kargaşayla sarsılmıştı. Sünni Arap Suudi Arabistan ve Şii Müslüman İran devletleri arasında gösteren etkiyle bölge çapında bir cebelleşme için bir ön cephe olmuştu.

Kitlesel rahatsızlık dindi fakat esas olarak Bahreyn’in büyük Şii cemaatlerinden gelen göstericiler, iktidardaki Sünni ailenin anayasal bir monarşi yaratığını söyleyerek hemen hemen her gün küçük protestolarına devam ettiler.

2011’in başlarındaki büyük protestoların yeniden başlaması açıkçası siyasal krizlerden bıkmış usanmış olan Bahreynliler içim pek olası görünmüyor.

Bir atılım umudu şu an için zayıf görünüyor.

Şii muhalefet grubuna eleştirel olan bir meclis üyesi olan Adel al-Asomi  “Bahreyn daha fazlasını kaldıramayacak olan küçük bir ülke. Teröristlerin eylemlerinin ve muhalefetçe planlanmamış merhalelerin üçüncü yılı” dedi.

“Umarım bir çözümü vardır. Fakat şimdiye kadar herhangi bir çözümün olduğuna dair herhangi bir işaret görmedik.”

Çatışma Döngüsü ve Kısıtlama

1990’lardan bu yana ülkenin içine düştüğü en kötü karmaşa çabucak barışçıl gösterilerden bazıları polis olan düzinelercesi bu çatışmalarda ölen esas olarak Sünni güvenlik kuvvetleri ve pek çoğu Şii göstericiler arasında yıpratıcı çatışma döngüsüne girdi.

Şiddet iktidar Wafeq’i İran için çalışmakla sorumlu tutarken, muhalefetin iktidardaki aileyi demokrasiden uzak durarak mezhepsel bölünmeleri manipüle etmekle suçlaması orijinal tartışmaya yeni bir kin tabakası eklemiştir.

Suudilerin desteklediği iktidardaki aile ve esas olarak Şii olan muhalefette her iki kampın sabit fikirli kişileri kısıtlama ve protesto döngüsüne son verme çabasını karmaşıklaştırarak zemin kazanıyorlar.

Bir yıl önce kimi muhalif figürler tarafından daha ılımlı bir kişilik olarak görülen Veliaht Prens Salman 2011’de siyasal görüşmelerin yenilenmesi için çağrı yaptığında ilerleme için bir umut  yükselmişti.

Bir çok önemli konuda her iki tarafta farklı dursa da görüşmeler başladı ve bir çeşit anlaşmanın olsaı olduğu görüldü.

Sonra 17 Temmuz’da İktidar ailesinin pek çok üyesinin ve silahlı kuvvetlerin bulunduğu bir yerde Riffa’da Sünni Şeyh İsa bin Salman camiinin dışında bir otoparkta bir araç patlatıldı.

Can kaybı olmadı. Fakat patlama ekonomik ve siyasal reformlar için Veliaht Prensin çabalarını baltaladı, aksine Şiilerin gösterilerini bir tehlike olarak gören Al Halife ailesi içindeki şahinleri güçlendirdi. “Veliaht Prens topuklarının üstüne çökmüştü. Güçlü olarak görünmek zorunda,” diyor ve “O zamandan beridir bunun devam etmesi zor” devam ediyordu Batılı diplomatlardan biri.

Kral bu tarz suçlar için sıkı ek yeni cezalar buyururken, bombalamadan sonraki günlerde parlamento olağan üstü toplantılar yaptı ve “terörizm suçu”na teşebbüs eden ve savunanların vatandaşlıktan çıkarılması için anlaştı.

Yasa değişikliğinde bombalı saldırı teşebbüsünde bulunan ya da gerçekleştiren herkesin hapis cezasıyla cezalandırılacağını yazıyordu. Kamusal alanda maytap ya da patlayıcıya benzeyen herhangi bir şeyi taşıyan ya da atan kim olursa olsun hapisle cezalandırılacak. Manama’daki gösteri yasaklandı ve haftalar sonra muhalefet mensuplarının resmi onay olmadan yabancı diplomatlarla görüşmelerini yasakladı.

Var mısın, Yok musun

Wegaq’ın resmi üst düzey görevlisi ve eski meclis üyesi Halil el Marzuk Eylül ayında tutuklandığında ve terörizmi teşvik ettiği için mahkemeye çıkarıldığında, muhalefet görüşmelerden çekildi. Marzuk’un tutuklanması ve ulusal güvenliği tehlikeye sokan “yalanlar yayarak” İçişleri Bakanlığını aşağılamasından dolayı Şeyh Salman’ın ithamının takip etmesi Wefaq’a karşı iktidarın retoriğinde dönüm noktasına bir işarettir. Britanya’nın tinktank kuruluşu Chatham House’dan Jane Kinninmont  Her şeye rağmen, ana muhalefet grubuna karşı yasaklar uygulamak yoluyla iktidar sadece müzakere için güvenilir bir partnerini kaybetme riskine girer diyor.

 “Bazıları sokak göstericileri üzerinde daha da etkili olan başka etkili muhalefet liderleri de var fakat iktidar Wefaq’dan daha sert istekleri olan bu kişilerle konuşmak için şimdiye kadar oldukça isteksiz olmuştu” diyor.

Karamsarlığa rağmen gene de meselenin iç yüzünü bilen bir kısım insan anlaşmanın olabileceği tahmininde bulunuyor.

Böyle bir anlaşmanın ayrıntıları net olmadan kalacaktır. Control Risks’den analizci Coline Schep tarafından bahsedilen bir senaryoda iktidar Wefaq’a alt düzeyde bakanlıklar ya da muhalefetin Şiilerin tam temsil edilmediğini söylediği seçim bölgelerinde değişiklik önerme teşebbüsünde bulunabilir. Bunun karşılığında Wegaq’ın 2011’de başlanmış olan parlemento seçimlerini boykot etmesine son vermesini ve sokaktaki şiddeti bitirmesini isteyebilir ki Schep Şiilerin sorunlarını ifade eden önemli reformlar yapılmıyorsa sadece sınırlı bir iktidarın bunu yapacağına inanıyor.

Eski bir ABD görevlisi Bahreyn’i yönetenlerin muhalefete bir anlaşma sunmaya hazır olduklarına inandığını söylüyordu.

“Muhalefet onlarla anlaşmayı hep beraber elde edemez. Onlar bir anlaşmayla ilgilenmiyorlar. Elde etmeyi başaramadıkları şansı yakaladılar” diyor eski görevli. Gene de iktidar ailesi parlamentoya biçim vermek ve kanun yapıcı olarak parlamentoya tam yetki vermek gibi Wefaq’ın en alt sınırdaki taleplerini verme arzusunu göstermiyor. Yasa yapmak için seçilmiş bir parlamentonun gücü atanmış bir yasama meclisince nötralize edilmekte ve 1971’den bu yana aynı Al Halife’nin başbakanının başkanı olduğu kabineye monarşi hükmetmektedir.”

Ranıa el-Gamal - DUBAI

Çeviren: Ali Namık

Önceki Yazı:Soylu Ruhlar: Ben ve Benle Savaşta Ben – Alişan Şahin
Sonraki Yazı:Onurlu Bir Yaşam İçin - Mehmet Lütfü Özdemir
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...