Onurlu Bir Yaşam İçin - Mehmet Lütfü Özdemir

“Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, çünkü özgürüm. " - Nikos Kazancakis'in mezar taşından.

Özgürlük kendinle başlayan bir süreçtir. Kendine yaklaştıkça egondan uzaklaşır, kendine yabancılaştıkça egona yaklaşırsın. Yabancılaşma israfı doğurur.

İçinde yaşadığımız finans-kapital zulüm düzeninde köle görmek istiyorsanız insanların faturalarına bakın ve yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini görün. En temel insani ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl çırpındıklarını görün. Yoksulluk, açlık sınırında yaşayan insanlara bakın! İstatistik birer veri haline getirilen köleler hemen yanı başımızda; ceplerinde kredi kartı ile dolaşıyorlar. İster yakasız, ister mavi ister beyaz yakalı hiç ama hiç fark etmiyor! Post modern çağın amentüleri hücrelerine zerk edilmiş insanlar hemen yanı başımızda.

Vahşi kapitalizmin etkisiyle insanların bir kısmı değil büyük bir kısmı köleleştirildi. Tüketim çağının zulüm deryasında yaşarken, herkes sevgiye ve paylaşıma sarılacağına, bankalara sarılmayı tercih ediyor. Haliyle kölelik bitmek bilmiyor ve insanlar kölelik / boyunduruk zincirlerini kırıp atmak yerine, o zincirleri altın takılar olarak telakki etmeyi tercih ediyorlar.

Özgürlükten kaçmaya devam ediyoruz. Kapitalizmin bize dayattığı ihtirasları özgürlükmüş gibi görüyoruz.  Sahip oldukça, elimize güç geçtikçe, birileri yeryüzündeki nimetleri gasp edip bölüşmedikçe; köle kalmaya devam ediyoruz. Ve bu köleliğin adına da ‘özgürlük’ diyoruz.

* * *

Bilgiyi, serveti ve iktidarı tekelinde tutup egemenlikleri altına aldıkları insanları kendi tekellerine uygun hareket etmeye, yaşamaya zorluyorlar. Onların istediği yerden dünyayı algılayacak, onların istediği gibi düşünüp, konuşup, okuyacaksınız. Sonra da buna özgürlük diyeceksiniz.

Goethe der ki, “Kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz.”

Özgür olduğuna inandırılmış insanlar ne yazık ki milyarlar ile ifade ediliyor. İstatistik veri haline getirilen bu insanlara yakında çip de taksalar hoşlarına gidecek ve buna da ‘özgürlük’ diyecekler, eminim.

* * *

Sevgiye, paylaşmaya, insana ve doğaya yabancılaşan insancıklar köleliklerden gayet memnun halde yaşayıp gidiyorlar.
Paylaşmak özgürlüktür mesela. Sahiplenmemek, kıskanmamak, sevmek ve diğergam olmak mesela. Tüm bu kavramlara özümüze uygun, doğal yasalara uygun, eşitlik ve ‘biz’ ilkesine uygun bir şekilde yaklaştığımızda / baktığımızda özgürlüğün gerçekten böyle olduğunu apaçık göreceğiz.

Özgürlüğün aslında bize dayatılana karşı çıkmak ile başladığını bilmemiz gerekiyor. Herkes anasından özü-gür doğar, unutma!

Biz unutanlar için de özgürlük istemeye devam edeceğiz. Büyük bir ‘Truman Show’un parçası olduklarını her fırsatta onlara hatırlatacağız. Hatırlatarak, beyinlerinin etrafına örülen çitleri yıkarak yapacağız bunu: Ji bo jiyanek bi rûmet an azadî an azadî! - Onurlu bir yaşam için ya özgürlük ya özgürlük!

* * *

Özgürlüğe aşığım, yeryüzünün çitlerle çevrilmediği sınıfsız ve eşit bir dünya hayal ediyorum. Böyle bir dünya hayal et sende; adına 'cennet' de ve yaşayalım.

Mehmet Lütfü Özdemir - mehmetlutfu.blogspot.com.tr

Önceki Yazı:Bahreyn 2014’de Daha da Fazla İstikrarsızlık Çıkmazında - Rania El-Gamal
Sonraki Yazı:Yanlış Analizler Mezarlığı – Dilaver Demirağ
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...