Iron Maiden – Kıvanç Erdem

Umuyorum ki seçimlerden sonra kalabalıklar haklı çıkacak ben de şimdi yazacağım gibi daha öncede sözlü ve yazılı savunduğum tüm “yalan-yanlış” iddialarımı utanarak düşünmek üzere sesimi kesip çekileceğim.

Ne siyasi kehanetleri severim ne de büyük analizler yapabilecek çapta biriyim ama yine de tüm internet paylaşımlarınızla, fevkalade yorum ve analizlerinizle bana cesaret verdiğiniz için bir kaç defa söyleme fırsatı bulduğum üzere; mevzii çalışması, bütünlükçü çalışmaları öyle ya da böyle yenecek, daha açıkçası: yeniyor. Tastamam olmak, bütüne dahil olmak kısa bir hevesti; geldi-geçti. Bu hevesin denk geldiği tarih noktalarında acaip meseleler olduysa dahi, dünyamız kübikmişti de küre halini böyle aldı gibi davranmanın lüzumu yok.

Neydi o acaip meseleler; Büyük Savaşa giden yoldaki irili ufaklı, daha çok teknik gelişmelerin sebep-sonuçlarıyla gelişen paylaşım savaşları… Bu savaşları masada verebilecek fiyat-performansının eksi çıkması… Gel zaman, git zaman yöneylemciliğin uygulamada faydalı ve karlı bulunması… Beri taraftan (hık deyince tanım uydurma yeteneğinden esinlenerek “yeni paryacılık” diyeceğim) zavallı toplumsallığı; çok dar alanlardaki ve ikmali zor ve masraflı teknik yüzünden ojeniklik ve malthuslukla idare etme kararları… Kalabalıklar içinde idealizmi güçlendirme, mülksüzlüğü idealleştirmesi; epik ve mitlerin güçlendirilerek klişe kişilikler yaratma, bugünkü anlamda ve halen süren orduların yaratılmasında güçlü etkilerdendi.

İnternete bakarak, benim bu yukarıdakiler gibi kafamda anca topladığım bir kaç detay hakkında bilhassa ulusçu ve solcularımızın yeter ve hatta fazlasıyla bilgi sahibi ve paylaşım bonkörlüğünde bulunduğunu görerek daha fazlasıyla uzatmıyorum. Benim fark olarak diyeceğim şeylerse kendimi yinelemelerim olacak: Partilerin genel seçimlerde görmeye alıştığımız şekilde saldırdığı bu yerel seçimlerin kıymetini basit argümanlarla düşürmemekten yanayım. Teknik bir aksaklıktan kaynaklanan genel idareler artık yok. Ha eski moda bir merkeziyetçilik çabası halen var ama ne kadar sürer bilemem; Stalinci ulemaya sormak lazım. CHP’nin as kadrosu bunu tartıyor mu onu da bilemem ama seçmeninin bi’haber olduğundan emin olmak üzereyim. Bana sorsanız MHP bunu hep biliyor ve önemsiyordu ama yöntemleri berbattı, eskidikçe de iyice olmaza gitti işi. Seçmenlerinin çoğununsa bu işi uzmanca yürüten AKP’ye kaydığını düşünmek işten değil.

Bu işi, öncülleri gibi, uzunca bir süredir tecrübe etmiş HDP ile aynı aklı; ama kendi kullanan ama alan AKP dışında kimseye en ufacık bir şans vermiyorum. Oy pastası grafiklerinde “Diğer” olarak tek parça verilmesi uygun olur diye düşündüğüm bu iki parti dışındakilerin ise öyle böyle derleyip topladıkları da zaten şanstan başka bir biçimde izah edilemez. Kısa bir oyunun sonunda madara olup gidecekler. Acı mı tatlı mı açıkçası umurumda olmayacak. Sandıkta önemsediğim kadarı bu; genelleştirmelere karşı yerelliklerin tavrını görmek için ola gelen bir fırsat…

Aydınlıkçılar, medeniyetçiler vızıklamaya devam edecekler; sahte oy pusulaları, halkların aptallığı filan derken iyice dibe batacaklar. Oysa ne güzel bir çocuk terbiyesidir, dayak yedikten sonra ağlamamayı öğretmek.

Kısa kesiyorum: artık yerelin devridir bu devir. Nüfus, iktisat, kültür ve dahası da, sonrası da bunu uygun görüyor.

Ya küresele karşı yereli çalışacağız ya da yerellikler onlara çalışanlara bağlanacaklar. Uğurlar olsun.

Kıvanç Erdem - itaatsiz.org

Önceki Yazı:Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz (Tüm Şiirler)
Sonraki Yazı:Diptekilerin Anarşisi: Pan Kapitalizm Çağında Yoksulluk Ve Şiddet (1) – Dilaver Demirağ
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...