Amazonların Pirahã Kabilesi ve Chomskyci Dilbilimin Yanlışlanabilirliğine Dair - Alişan Şahin

“Pirahaların hayatı benim düşünme biçimimde devrim yaptı. Her şart altında mutlu olmayı öğretti”. Daniel Everett

amazon3Daniel Everett Amerikalı bir dil bilimci ve Hristiyan bir misyoner. Onun yaşantısına olan ilgim  “Don't Sleep, There Are Snakes: Life and Language in the Amazonian Jungle” (Uyuma, Yılanlar Buralarda; Amazon Ormanlarında Dil ve Yaşam) adlı kitabını okuduktan sonra başladı, ardından yaptığı konuşma ve tartışmaları takip ederek Everett’i daha yakından tanımaya çalıştım.  Dilbilime karşı hiçbir ilgi ve alakam yokken dilbilimci arkadaşım Amorey Gethin’le konu üzerine muhakemelerde bulundum (bu dilbilimden çok anladığım anlamına gelmiyor elbette).

Everett’in yaşamış olduğu 30 yıllık deneyim hem renkli hem de düşünsel evrimi açısından derslerle dolu.  Konuya Everett’in hikâyesini anlatarak başlayacağım:

Hayatının otuz yılını Amazon Ormanları’nın balta girmemiş topraklarında yerli kabilelere Hristiyanlığı ve Hz. İsa’yı anlatarak geçirmiş bir antropolog ve Chomskyci bir dilbilimci.  “Pirahã Dilinin Ses Bilimsel Yönleri” adını taşıyan master tezini yerli diller uzmanı Dr. Aryon Rodrigues’in yönetiminde yazmış. Chomskyci bir açıdan Pirahã dilini inceleyen “Pirahã Dilinin Söz Dizimi Ve Teorisi” isimli doktora tezini ise Dr. Charlotte Chamberlland Galves denetiminde yazmış ve 1983’de bitirmiş.

Bu insanların kozmolojilerine ve dillerine vakıf olmaya başladıktan sonradır ki inancından şüpheye düşmüş ve Hristiyanlığı terk etmiş. Everett onların gerçeklikle ilişkilerinin batılı birinin ilişkisi gibi olmadığını, gerçekliği olduğu gibi algıladıklarını ve kavram dünyalarını ve dillerini bunun üzerine bina ettiklerini söylüyor.

Onların dillerinde ve dünyalarında doğaüstü varlıklara yer yok. Doğal olarak bir yaratıcı inancına sahip değiller. Pirahãlar mesela kırmızıyı görünce “kan gibi” diyorlar, yani renklere dair kavramları yok. Ünlü ya da ünsüz harfleri bizim gibi kullanmıyorlar. Önceki ve sonraki kuşaklara dair isimlere, cinsel ayrımlara (kuzen, kız kardeş, erkek kardeş) gerek duymuyorlar. Sayıları ifade etmek için kelimelere ve “hepsi” gibi bir sözcüğe de ihtiyaçları yok.

amazonEverett’in Pirahã kültüründe kavramış olduğu en önemli şey ise onların yakın geleceğe dair ancak bugünle ilişkili yapacakları bir şey varsa onu konuştukları. Uzak geleceğe ya da uzak geçmişe dair bir gerçeklik algıları yok ve tüm konuşmaları ve şarkıları bugün ne yaptıkları ya da yapıyor olduklarıyla ilgili. Günlük deneyimle rüya görmek arasına büyük mesafeler koymadıkları gibi, ölüm ve yaşam arasına da mesafe koymuyorlar. Delil onlar için en önemli şey.

Hristiyanlıktan kopuş

Everett bu deneyimlerinden en önemlisi olan ve özellikle Hristiyanlıktan vazgeçip ateist olmasına vesile teşkil eden birkaç olaydan şöyle bahsediyor:

Bir gün Pirahãlılardan biri, “Hey Dan, seninle biraz konuşmam gerek. Oldukça uzun bir zamandır buradasın, seni tanıyoruz, senin burayı sevdiğini de biliyoruz. Burası çok güzel bir yer. Çok fazla balığımız var, Amerika’da bu kadar çok balık yok” dedi ve sözlerine şöyle devam etti, “Daha önce pek çok insanın buraya gelerek bize Hz.İsa’yı anlattığını biliyorsun ve buna rağmen sen de bize İsa’ya dair şeyler anlatmaya kalkışıyorsun. Biz Amerikalı değiliz, İsa hakkında da herhangi bir şey bilmek istemiyoruz. Biz içmeyi ve iyi zaman geçirmeyi seviyoruz, senin de bildiğin gibi çok eşliliği tercih ediyoruz. İşte tüm bunlardan dolayı gerçekten de İsa hakkında bir şey duymak istemiyoruz. Sen burada kalmaya devam edebilirsin. Seni seviyoruz. Çocuklarını seviyoruz fakat İsa ya da Tanrı hakkında artık hiçbir şey duymak istemiyoruz. Bundan bıktık.”

Everett’in Hristiyanlıktan ilk kopuşu tam olarak işte buradan başlıyor ve bu konuya dair başka bir deneyimini anlatıyor. Başka bir Pirahãlı başka bir yerde Everett’e soruyor: “Dan, hadi bize biraz İsa’dan bahset. Bizim gibi kahverengi tenli mi yoksa senin gibi bir beyaz mı? Boyu ne kadar? Ne iş yapar? Avlanmayı, balık avlamayı sever mi, ne iş yapar?”

Everett: “Peki, bildiğiniz gibi onun ne renk tene sahip olduğunu bilmiyorum, onu hiç görmedim.”

“Onu hiç görmedin mi?”

“Hayır.”

“Peki, o halde baban görmüştür onu?” bu soruyu sormasının nedeni aslında İsa yaşarken İsa’yı gören birilerinin anlatacağı bir şekille ona İsa’nın anlatılmasını istemesiydi.

Ben “Hayır, babam da onu hiç görmedi,” dedim ve o da  “Peki, kim gördü onu?” diye sordu. Onu görenlerin hepsinin öldüğünü ve bu yaşananların uzun zaman onca olduğunu söylediğimde ise onun yanıtı “Onu hiç görmediysen ve onu görmüş birini de hiç tanımıyorsan neden bu adam hakkında bir sürü şey anlatıyorsun?” şeklinde oldu. O an aslında delillerin onlar için ne denli önemli olduğunu da bu sözleriyle ortaya koyuyordu.

Chomskyci dil bilimden kopuş

Pirahãların dünya algısı ve bu algının batı kültüründen çok farklı olması Everett'in Hristiyan Tanrı algısından şüpheye düşmesine sebep olmuş. Hristiyanlığa bağlılığının azalmasına neden teşkil eden Pirahãlıların kozmolojileri gibi Chomskyci teoriye bağlılığının azalması da Pirahãlıların dilini öğrenmesi ile başlamış. Pirahã dilinin Chomsky’nin “Evrensel Gramer” (Universal Grammar) ve özellikle Yinelemenin Evrenselliği (Universality of recursion) teorisini yanlışladığı şüphesine düşmüş, sorgulamaya başlamış ve en sonunda Chomskyci dil teorisinin yanlış olduğuna karar vermiş.

2005’te Current Antropoloji Dergisi'nde yayınlanan “Pirahãcada Biliş ve Gramer Üzerine Kültürel Kısıtlamalar” adlı makalesi dilbilim alanında ihtilaflara neden olmuştur. Everett'in kariyerinin ilk dönemlerinde onun destekçisi olan Chomsky, Everett’in bu çalışması üzerine daha fazla tartışmaya girmeyi reddetmiş ve onu “şarlatan”lıkla suçlamıştır.

2008 yılı ve sonrasında “Don't Sleep, There Are Snakes: Life and Language in the Amazonian Jungle” (Uyuma, Yılanlar Buralarda; Amazon Ormanlarında Dil ve Yaşam) adlı kitabı ABD ve İngiltere’de yayınlanmış ve ardından birçok dile çevrilmiş. Kitabın dilbilim alanında çeşitli tartışmalara vesile olması beklenirken özellikle internette kitaptan çok Everett'in ateist olması konusuna yoğunlaşılmış. Kitap Chomskyci lisanın doğuştan verili bir şey olduğunu iddia eden tezine karşı bir tez geliştirir. Everett, lisanın insanlığın ortak problemini çözen bir araç, etkili ve verimli iletişim için bir ihtiyaç olduğunu iddia eder.

Ve sonuç

Chomsky’nin dilbilim alanında evrensel gramer teorisinin hemen hemen tartışılmaz olduğu yıllarda Everett’in tezleri, daha önce amazon2 amoreyanarşist dilbilimci Amorey Gethin’in* 1990’da “Antilinguistics” ve sonraki yıllarda “Language and Thought” ismiyle yayınlanan kitabındaki Chomsky’nin evrensel gramer teorisini eleştirdiği tezlere destek veren tezlerdir. O da Chomsky’nin evrensel gramer adını verdiği teorisinin yanlışlığını anlatmaya çalışmıştı. İkisi de anarşist olan Chomsky ve Gethin dilbilim alanında birbirinden farklı tezleri savunan ve fakat dünya görüşü aynı olan iki kişiydi. Aralarında dilbilim konusundaki tartışmaların ve yazışmaların teferruatına aşina olmamakla beraber Chomsky’nin Gethin’e karşı Everett’e yaptığına benzer bir olumsuz tavır içerisinde olduğunu da biliyorum. **

Everett ve onun Pirahã deneyiminin bize gösterdiklerine bakar ve amazon4daha da derine inersek Noam Chomsky ile Michel Foucault arasında 1971’de TV kaydı da yapılan*** tartışmaya dönmemiz gerekir. Bu tartışmada Chomsky ısrarla evrensel gramer tezini ve insanda bir öz olduğunu savunurken, Foucault böyle bir şeyin olmadığını, insanın kültürel bir varoluş olduğunu savunmaktaydı.

Dilbilim alanında yıllardır anlaşılmayan ve üzerinde durulmayan Amorey Gethin’in Chomsky’nin teorisini eleştiren eseri; Everett’in Pirahã dilinden hareketle Chomskyci Dilbilim tezini reddeden eserleri ve iddiaları, Foucault’un Chomsky ile tartışmalarda durduğu yer aşağı yukarı aynı yerdir: İnsanın özü/doğası diye bir şey yoktur. Pirahãların kozmolojileri ve dillerinin biricikliği ve tekliği bunu daha da aşikâr kılmıştır.

Alişan Şahin

alis@itaatsiz.org

----------------------------

*Bu vesileyle geçen yıl kaybettiğimiz sevgili arkadaşım Amorey Gethin’i anıyor ve kendisine (ateist olsa da) Allahtan rahmet diliyorum.

** Amorey Gethin. “Language, Thought and Communicating Rebellious Ideas.” The Anarchist Library. Web. 20.02.2014

*** Human Nature: Justice Versus Power: Noam Chomsky Debates with Michel Foucault. Chomsky.Info. Web. 20.02.2014.

Video kaydı için http://www.youtube.com/watch?v=3wfNl2L0Gf8

Önceki Yazı:Gezi Parkı Deneyimi: Taksim Dayanışması ve Heba Edilen Direniş – Numan Bey
Sonraki Yazı:İsrail Katliamına Anti-Semitizm Bahanesi (1) – Dilaver Demirağ
7 Yorum
  1. Araştırman için teşekkürler Alişan.

    Ben detay bilmediğim ve sen de araştırıp paylaşmaya tasarruf ettiğin için sana kafama takılan bi'şeyi sormak istedim; Benim Pirahãlı hemşehrilerim tanıklık ve kayıt tutmak hakkında ne düşünüyor olabilirler? Hristiyanlığa kapak takarken iyi de sıra Epiktetos'a, Dede Korkut'a, Karagöz'e, Nasreddin'e gelince ne demeli?

    Bizlere Everett'i tanıttığın için de ayrıca teşekkür ederim.

  2. Alişan Şahin

    Teşekkürler Kıvanç. Hıristiyanlığa kapak takmak aslında kimsenin haddi değil Her şeye rağmen Tolstoy, Kirkegaard, Eckhard ve Ellul vb.gibi insanlar dururken. Ama bu vakanın özgüllüğüne dair konuşursak meselenin dinlerle ve misyonerlikle alakalı tarafının pek önemi yok bence. Mesele evrenselci bakış açısının dil bilim alanında da yanlışlığına temas etmesi.
    Bildiğim şudur. Piraha gibi bir çok primitiv topluluğun tanıklık değil ama kayıt tutma gibi bir şeyleri yok. kayıt tutma bizim gibi toplumların ya da şöyle diyeyim özellikle yazılı kültür toplumları yani tarihsel toplumların ürünü. Evrenselcilik bağlamında dede korkut, Nasreddin Hoca, KAragöz gibi figürler ve anlatıların başka bir bağlamda ele alınmasında yarar var elbette.
    Mesela Ahilik ilginç bir vakadır bu topraklarda. Nasreddin Hoca deyince aklıma geldi..
    Üzerine konuşacak zamanımızın olması dileğiyle..

    • Kıvanç

      "Mesele evrenselci bakış açısının dil bilim alanında da yanlışlığına temas etmesi."

      Şimdilik doyurucu açıklaman için teşekkür ederim ama ben de bunu saymam, tez zamanda görüşmek üzere..

      Esen kalın 😀

  3. Tolga

    Pirahaları göreniniz var mı? Eğer hiç görmediyseniz ve görmüş birini de tanımıyorsanız, neden bize bu kabile hakkında bir sürü şey anlatıyorsunuz: ateizm, çok eşlilik, soyut düşüncenin gereksizliği, vs propagandası yapıyorsunuz? 🙂

    “Mesele evrenselci bakış açısının dil bilim alanında da yanlışlığına temas etmesi.”

    "Evrenselci" bir teoriyi yanlışlamak, evrensellik kavramını yanlışlamaz.

    Ayrıca, evrensellik kavramını yanlışlamak, teori kavramını da yanlışlar. fiziği de yanlışlar, insanlararası ilişkileri ortak bir ahlak sistemiyle düzenlemeyi de imkansız hale getirir. Hatta, evrensellik eğer yanlışsa. birşeye doğru başka birşeye yanlış demeyi nasıl başaracaksınız? Evrenselliğin yanlış olduğunu evrensel olarak doğru olduğunu iddia ettiğiniz başka bir çerçeve olmadan nasıl iddia edeceksiniz? Bu iddianızın başka insanlar tarafından kabul edilmesini neye dayanarak bekleyeceksiniz?

  4. Numan Bey

    Merhaba Tolga, ironik sorularla başlayıp Oldukça güzel sorularla devam ettiğiniz mesajınıza ben yanıt vermeye çalışacağım. Evrenselciliği red etmek dediğiniz gibi bir çok bilindik kavramın ve savunulagelen ortak ahlaki kavramın (mesela insan hakları) reddini de getirir. Evrenselcilik modernizm, kapitlalizm,kantcılık, sömürgecilik, emperyalizm gibi kavramların ardında olan ve komünizm, liberalizm, sosyalizm ve Anarşizmin yıllardır düşünce temellerini oturttukları bir kavram. dikkat edilirse tüm karşıt ve yanyana durmakta olan düşünce sistemleri de bu temelde hareket etmekte.
    öncelikle şunu belirteyim; evrensellik iddiasında olan bir tez bir örnekle yanlışlanabilirse evrensellik özelliğini yitirir. mevcut konu dile ilişkin bir teoridir. Chomsky'ye göre insan oğlunda doğuştan gelen ve bin yıllardır değişmeyen bir gramer vardır ve bu gramer hepimizin dilinin yapısını ve şeklini belirler. Piraha örneği bunu yanlışlıyorsa bir düşünmek gerekmektedir.
    Evrenselcilik karşıtı bir çok şey geliştirilmiş ve tartışılmışsa da sizin temas ettiğiniz gibi bu durumu kökten red etmenin de problemleri açığa çıkmakta.
    Özellikle bu alanda yazılarıyla ünlü Hindistan asıllı Gayatri Spivak başka bir kavram geliştirmiş. Stratejik essentialism dediği bu kavram bu evrenselcilik teorilerine kanımca bir çeşit cevap veriyor. http://en.wikipedia.org/wiki/Strategic_essentialism . Başka bir kavramda strategic universalism. Verdiğim linke bir bakarsanız belki bir fikir edinebilirsiniz.
    Sorunuz için teşekkürler

    • m. Ali

      bence bir gramerin evrensel ve doğuştan gelen bir veri olması biraz fantastik ...ama şu olamaz mı: gırtlağın ya da ses vermeyi mümkün kılan biyo-yapının, olası ses üretim imkanlarından seçilerek kurulan bir dil...grameri değil de o gramerin başka türlü olmasına imkan vermeyen bir genetik organlaşma hali...m. ali

  5. sanki hiç olmadık bir yerde bitmiş. Detaylandırdığınız bir yazınızı daha okumak isteriz

Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...