Savaşlar “Ne Kötü Be Birader!” ve Bir Hatırlatma

Bugünler de yine bir devletin devletsiz bir halka karşı öfkenin en koyusunu hissedeceğimiz bir şekilde zulüm yapılmakta. İsrail denen bölgesel zulüm makinesi ölüm saçan silahları insanları sistematik olarak yok ediyor. İsrail'in sürekli devam eden saldırılarına karşı askeri hedef mantığından sapma pahasına füzeler ile İsrail'e karşılık veren HAMAS'ın intikamını Gazze şeridinde yaşayan çocuklardan, hamile kadınlardan yani uluslararası savaş hukukuna göre savaş suçu oluşturacak biçimde sivil denilen silahsız kişileri topyekun cezalandırarak almakta. Beton bloklar altında ezilerek hayatı son bulan 150 civarında candan söz ediyoruz. Muhtemel ki İsrail'in hafta başından bu yana aralıksız devam eden saldırıları sonucu bu sayı çok daha artacaktır. Şu an bu alçakça saldırılara karşı tepki gösteriyor oluşumuz yeryüzünde gün geçtikçe çoğalan farklı coğrafyalardaki zulme sessiz kaldığımız anlamına gelmiyor. İtaatsiz günlük olarak yenilenen haber-analiz sitesi değil. “Siyasi” bir internet dergisi. O yüzden bizim her gün her konuda yorum yapmak gibi bir olanağımız yok. Bunu da tercih etmedik. Bu nedenle bizim mesela yanı başımızda Suriye'de Esad tarafından İsrail'in saldırganlığını ve zulmünü pek de aratmayan varil bombalı katliamları karşısında sessiz kaldığımızı düşünenler bunu bu konuda herhangi bir yazı yayınlanmıyor oluşuna bağlıyorlar ise yanılıyorlar. Çünkü birisi bizim yayın ilkelerimiz ile ters düşmeyecek bir üslupla bu konuyu ele alan bir yazı yazıp bize gönderip de bizim basmamak gibi bir tavrımız yok. Sadece İsrail bu bölgede en göze batan devlet olduğu için onun zulümleri daha fazla konu oluyor. Ama bunun böyle olması bizim bu konuda olup bitenleri görmezden geldiğimiz anlamına gelmez.

İtaatsiz zulümler ve tahakkümler arasında bir tercihi olmayan sitedir. Suriye'de Esad'ın varil bombaları ile İsrail'in fosfor bombaları, ya da ABD'nin uranyum silahları arasında bir tercihimiz söz konusu değil. Devlet varsa orada öyle ya da böyle açık ya da gizli bir zulüm söz konusudur. Bu coğrafyada bombalardan ölürsünüz, demokrasinin ana vatanı olan Kapitalist devletlerde ise yoksulluktan ölürsünüz. Hâsılı zulüm zulümdür, tam da bu nedenle İtaatsiz olarak Anarşist dünya algısını savunmaktayız. Devlet denen kurum hele de ulus devlet denen kurum yok olmadıkça zulümlerde son bulmayacak. O yüzden biz zulmün kökü olan tahakküm ve hiyerarşi meselesini merkeze alan bir dergiyiz. Bugün Filistin için koyduğumuz tavır Suriye için de geçerlidir.

Ancak Esad'a en sert sözlerle karşı çıkanların, Irakta Maliki'nin zulümlerine sesiz kalmaları yada Orta Afrika'da, Çin de şurada burada ölen-öldürülen Müslümanlara sessiz kalmaları ya da Karabağ'da yok edilen Azerilere gık demeyişleri. Çeçenistan'daki Rus zulmünü görmezden gelmeleri, Rojovada Salih Müslim'in “Araplar ileride sorun olacak” dediğinde susmaları da çelişki ötesi bir çifte standarttır. Bizim için bu zulümler arasında hiç bir fark yok, tümünün öznesi devlet denen kurum ve devleti zihniyet dünyasında yaşatan insanlardır. O yüzden devlet denen kurumu ele almadan bizi eleştiren arkadaşlara önerimiz bir kere daha düşünün olacak.

Dahası biz anti-militaristiz. Tüm ordulara, tüm askeri kurumlara muhalifiz. Peki, sizler öyle misiniz? Ayrıca Esad'ın zulmünü gözümüze sokanlar ÖSO'nun zulümlerine söz söyleyecek misiniz bunu bilmiyoruz. Ama biz söylüyoruz ve söyleyeceğiz. Kısacası kim daha özgürlükçü, kim daha anti-otoriter, kim daha tahakküm karşıtı ise ilk taşı o atsın. Yoksa susması daha anlamlı olacaktır.

İtaatsiz pek çok konuda eleştirilebilir, eleştirilmesinde de - hele adil bir eleştiri ise - bizim açımızdan çok büyük bir fayda olduğunu düşünüyoruz. Çünkü sağlıklı ve düzgün yapılmış bir eleştiri eksiklerinizi görmenize, eğer yanlış bir anlayışınız varsa ve bunda da mesela bilgi eksikliği nedeni ile ısrar ediyorsanız bu hatadan yanlıştan dönmenize imkân sağlar. Kısacası; eleştiri bir ayna görevi görür. Bu yüzden de gerekli bir şeydir. Ancak eleştiri adı altında tek amacı karşıdakini yenmek olan anlayışına karşı aynı tavır söz konusu değil. Çünkü bizim yenmek ya da yenilmek gibi bir anlayışımız olmadığı gibi sonsuz sabır sahibi de değiliz. Eğer yapılan suçlama kötü niyetli ise bizden elbette hak ettiği cevabı alır.

Dediğimiz gibi eleştiriye açığız, ama her yere yetişemiyor, her konuda görüş bildiremiyoruz diye bize yapılan haksız ve suçlayıcı yergilere diyeceğimiz tek şey insaf olacaktır. Bizi eleştirenleri bize suçlama yöneltenlerin bizden çok daha iyisini yapmalarını, her konuda hiç sektirmeden, zulümler arasında hiç bir ayrım yapmadan söz söylemelerini bekleriz. Bunu yapmayıp da sadece söz söylemek için söylenenleri ise kusura bakmasınlar önemsemiyoruz.

Bir kez daha İtaatsiz’in benzerlerinden farkının, bir yerlere siyasi olarak yaranmak ya da bir takım siyasi çevrelerden yanaşmalık elde etmek gibi derdi olmayıp kendi anlayış süzgecinden geçirdiği Anarşist anlayışa uygun olarak bu düşüncenin gerçekliğine ve doğrusuna uygun bir tavır alma dışında amacının olmadığının bilinmesi gerekir. Devletler, ya da askeri örgütlenmelerden her hangi birini desteklemek gibi bir tavrımız yoktur. Şu an İsrail karşısında meşru müdafaa içinde olan HAMAS'ın bölgedeki diğer siyasi gruplara karşı acımasızca zor kullandığını unutmuş değiliz. Şiddeti esasen meşru görmediğimiz bilinmelidir fakat bir arkadaşımızın tabiriyle “Matadorun kılıç darbeleriyle, boğanın boynuz darbelerini aynı görmek alçaklıktır” sözüne de katılıyoruz. O yüzden İtaatsiz İsrail ordusu karşısında HAMAS'ın tepkisini de anlar. HAMAS'ı bu çeşitli veçheleriyle yerin dibine sokmaktan da imtina etmez. Nasıl PKK'nin TSK karşısında direniş içinde olmasını anlıyor oluşumuz PKK'yı onayladığımıza, onun barışı değil savaşı yönetmek için dizayn edilmiş bir örgütlenme olduğunu unutmamıza neden olmadığı gibi. Rusya karşısında direnen, bu direnişi öz savunma konumunda bırakan Çeçen silahlı örgütlenmelerin Rusya karşısındaki direnişi elbette anlamlı buluruz ama bu o Çeçen örgütlenmelerin sergiledikleri zulmü desteklediğimiz anlamına gelmez. Irak’ta IŞID'la birlikte savaşan Sünni direnişçiler saygı göstermemiz IŞID denilen örgütlenmeyi olumladığımız anlamına gelmez. IŞID'in tahakkümü de Maliki kadar tahakkümdür. O yüzden biz mikro devletlerin de makro devletler kadar zalim olacağını söyleyen ve kendi özgürlükçü ilkelerimiz ile bağdaşan örgütlenmelere sıcak bakarız, yüreğimizi ve yürekten kopan selamlarımızı onlara yollarız. Ama diğerlerine karşı sadece meşru savunmalarını anlama ötesinde en ufak desteğimiz söz konusu olmaz.

İtaatsiz inandığı Anarşist değerlere dün bağlı olduğu gibi bundan sonra da bağlı olacaktır. Tüm bunları hatırlatalım dedik.

itaatsiz.org

Önceki Yazı:Esrar ve Dervişler
Sonraki Yazı:"Susatanlar" Kitabı ve Su Savaşları Üzerine Tartışma - Video -
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...