Başkan Babanın Sonbaharı mı (1) - Dilaver Demirağ

Seçimlerin üzerinden yaklaşık bir aya yakın bir zaman geçti. CHP ve MHP'nin ortak aday etrafında buluşmalarına karşılık sonuç değişmedi ve AKP bu seçimlerin de galibi olarak kendi adayları olan Başbakan Erdoğan'ı, üstelik de yaz ayı olması nedeni ile AKP seçmeninin bir bölümünün memleketlerine gitmeleri ve geri dönemedikleri için oy kullanamadıkları için %52'lik bir oy oranı ile Cumhurbaşkanı oldu. Yani parlamentodaki ana muhalefet partileri olarak MHP ve CHP 2007 seçimlerinden başlayarak son cumhurbaşkanlığı seçimine dek AKP'nin girdiği her seçimde oylarını arttırma başarısı göstermesine rağmen, bir türlü AKP alternatifi olduğu noktasında seçmen çoğunluğunu ikna edemedi. Bu durumun sonucu olarak da muhalefet de bir Anti-AKP ve Erdoğan karşıtlığı hatta alerjik bir fobi oluştuğu görüldü. AKP'nin tersine muhalefet başarısı ya da başarıya aday söylemleri ile değil toplumun bir bölümünde AKP'ye karşı yer yer akıl dışı, yer yer ise haklı bulunacak kaygılar nedeni ile fobik bir tavırla kemikleşen bir muhalif duruşu sayesinde siyasi mevcudiyetlerini devam ettirebildiler. Eğer toplumda bu yönde karşılıklı olarak gerçekleşen bu zıtlaşma ve bunun getirdiği ayrışma olmasa ne MHP ne de CHP diye bir partiden ya bugün söz edemiyor olacaktık ya da bu siyasi partiler eskisi ile kıyaslanmayacak derece de bir radikal değişim geçirmek durumunda kalacaktı.

Muhalefetin AKP'nin tersine zamanın ruhun yakalayamama diyeceğimiz bir tutumu söz konusu.  Türkiye sağında anlamı değiştirilen bir deyim vardır sosyoloji ve ideoloji. Sağ siyaset bununla ülke gerçekleri ile bu gerçeklerden kopuk hayali dünya inşaa edenleri kastederler. Ben de bu kavramı sahipleniyorum ancak değişen bir anlamla sosyoloji sonuç olarak bu ülkede yaşayan ve bu insanların dünyaya hayata bakışını içeren bir realiteyi ifade ediyor. Sosyoloji sağ popülizm de olduğu gibi halkımız neylerse güzel eyler demek değil. Hayır, solun haklı olduğu bir nokta var. Halk her zaman, her koşulda hep olumlu olanı temsil etmez. Halk denilen kitle içinde bir sürü olumsuzlanacak özellikler vardır. Sağ bu verili gerçeğin değişmesi yönünde adım atmak yerine bu verili gerçeği adeta kutsar.

Ancak iyi ya da kötü eğer bir siyasal toplumsal değişime gidilecekse de - bu ister siyasal toplumsal devrim, ister ise reformlar olsun - sonuç olarak karşınızdaki realite budur. Bu realiteyi hesaba katmayan her anlayış istese de istemese de otoriter bir siyasal projenin öznesi olur. Yani toplumu hiç hesaba katmadan, toplum denilen realiteye adeta istediğimiz gibi şekil vereceğimiz bir oyun hamuru gibi bakarsınız. Türkiye solu kimi zaman bu genellemenin dışına çıksa da ne yazık ki toplumu hesaba katan onun değerlerini dikkate alan bir konumda olmadı. Bu nedenle de toplumun ruhunu okşayan, onları sözel olarak yücelten sağ, sol karşısında hep daha gürbüz oldu. Bu olgudan hareket ile sol CHP'nin yedeği olmaktan - seksen öncesini ve 60'lardaki İşçi Partisi tecrübesini dışarıda tutarsak - kurtulamadı. Bunun temel nedeni Türkiye'ye Batı toplumlarının ve tarihinin sosyolojik analizi çerçevesinde teşhisler ve öneriler ortaya koyan Marksizmi bu topluma uyarlamaksızın olduğu gibi monte etmesi oldu. Bu da onun Türkiye toplumunu oluşturan tarihsel dip akıntılarına ve bu akıntıların ürünü olan anlam dünyasına yabancı kalmasına neden oldu.

Yaşanan son seçimlerde HDP - ki büyük oranda Öcalan'ın ürünü olan bir parti - tarafından yaşanan büyük başarı da solun kendi çabalarının değil büyük oranda Kürtler ve Alevilerin bir bölümünün HDP'ye oy vermesi sonucu başarı kazandı. CHP Sünni İslam'ın bir adayını çıkarmasıydı. Alevilerin bir bölümü tam da bu tepki neticesi HDP'ye oy vermeye gider miydi? Bu sorulabilir bir soru olarak mevcudiyetini sürdürmekte. CHP'nin uzun zamandır sağa kayması MHP ve Cemaat ile iş tutuyor olması Alevilerin en azından bir bölümünün bu partiden uzaklaşmasına yol açtı ve bu oylar sağa gidemeyeceğinden Demirtaş liderliğindeki HDP'ye yöneldi. Ve sol bu sayede ilk kez HDP sayesinde hesaba katılabilir bir güçmüş imajı çizebildi. Oysaki HDP sol değerleri savunmakla birlikte bu başarı solun değil, Türkiye toplumunu daha iyi analiz edebilen Öcalan'ın zaferiydi. Yerel seçimlerde sol liberal kimlik siyaseti ile sahne alan HDP oy arttırımına gitmek bir yana ciddi bir oy kaybı yaşadı yani kentli yoksul Kürtlerin önemli bir bölümünden ve Alevilerden oy alamadı. Ne oldu da HDP oylarını bu kez arttırdı konusuna ayrıca değineceğim.

Ancak ne olursa olsun Erdoğan'ın Başkanlık sistemini getirerek tek adam olması zaten gergin olan iklimi daha da gerecektir. Bu gerilim Türkiye'ye ne kazandırır onu da yaşayarak göreceğiz ama bunun sürmesi halinde, hele de FED'in (ABD Merkez Bankası) faiz artırımına hazırlandığı şu dönemde bu Türkiye'nin kredibilitesinde azalma ve dışarıdan sıcak para bulma imkanlarını bir miktar daraltacağından, bu durum ekonomide bir sıkışmaya özellikle de büyümeye negatif yansıyabilir. Böylesi bir iklimde AKP'nin 2015 seçimleri için beklentilerinin gerçekleşmesi bir yana oy düşüşü yaşama ihtimali bile olasılık dışı değildir.

Erdoğan'ın tahayyül ettiği ve kendi siyasal algısında tüm bir gündelik hayatı da düzenlemeye yatkın anlayışları ile birleşmiş ve tüm siyasal iktidar kurumlarını kendisine devretmiş bir kuvvetler birliği şeklinde tezahür edecek ve kendisini milli iradenin tecellisi olarak gören anlayışı da hesaba katıldığında Başkanlık rejimi despotik bir otoriterliği de içinde taşıyan bir totaliterliğe dönüşme riskini içermektedir. Başkanlık sistemi eğer siyasal iktidarı denetleyecek güçlü kurumlar ve o iktidara direnebilen sivil toplum unsurları içeriyorsa illa da sivil özgürlüklere karşı bir tehdit oluşturmayabilir, ama Erdoğan tipi ve adeta padişahı bile sollayan yetkiler ile bir tek adam iktidarı biçimindeki Başkanlık rejimi Putin Rusyasından aşağı kalmaz. O yüzden Erdoğan'ın en büyük ideali olan başkanlık rejiminin gerçek olmaması için tek güvence etkili bir sosyal muhalefettir. Peki bunun öznesi kim olacak.

Bunun CHP olma olasılığı yok. CHP, şu an Ekmelledin İhsanoğlu adaylığı nedeni ile Kılıçdaroğlu'na kızgın olan CHP'nin ulusalcı takımının kurultay resti ile uğraşmakta. Kılıçdaroğlu'nun değişmesinin pek beklenmediği bu kurultay süreci bir nihai hesaplaşmaya neden de olmayacak. CHP seçmeninin partiye mahkum olduğu bir durum nedeni ile CHP'de liderlik değişiminin başarısızlık üzerinden gerçekleşmesi de pek olası değil. CHP baraj hattına inmediği müddetçe Kılıçdaroğlu CHP liderliğini devam ettirecek. Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir CHP'nin milliyetçi sağa açılma çabasının süreceği de bekleniyor. Dolaysıyla Ulusalcılar homurdansa da CHP'den ayrılıp İP'ye geçmeyecektir. Kılıçdaroğlu'nun bu takımı tasfiye etmesi de beklenmiyor ancak artık onlar partinin yürütmesinde olamayacaklar. Yani CHP açısından batı cephesinde bir değişiklik olmadığından ve MHP ile koalisyon yapmaya devam edeceğinden CHP'nin Erdoğansız bir AKP'yi bile yenmesi mümkün olamayacak. Dolayısıyla beklenen özne CHP olmayacak. Tüm bunlar ortada iken bir de Erdoğan'ın balkon konuşması ile en azından vaat olarak gerilim siyasetini Cumhurbaşkanı olduğu sürece sürdürmeyeceğini söylemesine rağmen, CHP ve MHP yenilen pehlivan güreşe doymazmış atasözünü aratmayacak biçimde gerilim siyasetine oynamaya devam ediyorlar. Erdoğan'ın yemin töreninde Anayasa kitapçığını Meclis Başkanlık kürsüsüne fırlatma türünden davranışları ile sağ seçmenin bir bölümünde daha ılımlı ve oy verilebilir imajı çizemeyeceği de ortada. Yani CHP fiyaskosu devam edecek.

MHP'nin de bu süreçte oy kaybetmeye devam etmesi kuvvetle muhtemel. Çünkü bu güne dek şehit cenazelerinden beslenen bir kan politikası izleyen MHP'nin seçmene bu tür durumlar olmadığı sürece söyleyecek bir şeyi yok. Hatta Erdoğan izlediği farklı türden ulus devlet eksenli milliyetçiliği ile hem Ulusalcılardan, hem de MHP'den daha gerçek bir milliyetçi görüntüsü vermekte. MHP için en büyük umut çözüm sürecinin bozulmasıdır ki görünen gelecekte büyük bir sürpriz olmaz ise çözüm süreci yer yer küçük çaplı çatışmalar ile devam edecek.

Haşim Gündoğdu

Önceki Yazı:Brezilya’nın Karanlık Yüzü
Sonraki Yazı:Başkan Babanın Sonbaharı mı (2) - Dilaver Demirağ
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...