Amerika’nın Müslüman Dünyaya Karşı Kutsal Savaşı - Prof. Michel Chossudovsky

ABD askeri doktrininin evriminde kati geçişe ulaştık. 9/11 sonrasında başlatılmış El Kaide karşıtı “Terörizmle Küresel Mücadele”, Müslüman Dünyaya karşı yönlendirilmiş bir “din savaşına”, “kutsal bir savaşa” evriliyor.

Bush yönetimi altındaki ABD dogması ve savaş propagandası Müslümanları hedef almaktan çok İslami köktencilikle mücadeleye dayandırılmıştı. “Bu, Batı ve islam arasında bir savaş değil… terörizme karşı bir savaştır.” Kendisine “İyi Müslümanlar” denilenler, “Kötü Müslümanlardan” ayırt edilecek idi”:

“İkiz kulelerin çöküşündeki toz,  bu ağır kusurlu fiile mesafe koyacak, cevap verecek ve “Müslüman aşırıcıların”, “İslami Köktendincilerin” ve “İslamcıların” şiddet eylemlerini kınayacak “Ilımlı Müslümanlar” için hummalı bir arayış başladığında,   11 Eylül 2001 üzerine pek de oturmadı. Hızla iki farklı Müslüman kategori ortaya çıktı: “iyiler” ve “kötüler”; “ılımlılar”, “liberaller” ve sekülerler”, “köktenciler”, “aşırıcılar” ve “İslamcılar”a karşı. (Tarık Ramazan, İyi Müslüman, Kötü Müslüman, New Statesman, Şubat 12, 2010)

9/11 sonrasında Batı ülkelerinin büyük bir kısmındaki Müslüman cemaat önemli derecede savunmadaydı. İddialara göre Müslümanlar tarafından işlenen 9/11 terörist saldırıları sadece kınanmamış, Müslüman toplumlar, İslami köktenciliğe karşı yürütülen kısmen meşru bir kampanyanın parçası olarak,  ABD-NATO’nun Afganistan’ı ilhak ve işgalini de desteklemişti.

Washington’un hedefi, Müslüman cemaat içinde suçluluk hissi aşılamaktı. 9/11 saldırılarını Müslümanların azmettirmediği gerçeği Müslüman cemaat tarafından nadiren kabül gördü. El Kaide’nin CIA ile süregiden ilişkisinden, Sovyet-Afgan Savaşına kadar giden ABD destekli bir “istihabarat varlığı” olarak rolünden bahsedilmemektedir. (Michel Chossudovsky, Amerika’nın “Terörle Savaşı”  Global Research, Montreal, 2005)

1980’lerin başlarından beri Washington, çoğunlukla Orta Doğu’da ve Orta Asya’daki seküler, milliyetçi ve terakkiperver hareketleri zayıflatmak düşüncesiyle, en muhafazakâr ve köktenci İslam hiziplerine el altından yardım etti. Bilindiği ve belgelendiği gibi, sadece Afganistan’a değil, Balkanlar’a ve eski Sovyet’lerin Müslüman Cumhuriyetlerine konuşlandırılan Suudi Arabistan’dan gelen köktenci Vahabi ve Selefi misyonlar ABD istihbaratı tarafından el altından desteklenmişti. (Age.) Çoğu kez “Siyasal İslam” olarak adlandırılan şey büyük ölçüde (Britanya’nın MI6’nın ve İsrail’in Mossad’ının desteği ile) ABD istihbarat aygıtının bir yaratımıdır.

Sıfır Noktası Camiisi

Son gelişmeler bir kırılma noktasını, “terörizmle savaş”tan Müslümanların yekten şeytanlaştırılmasına geçişi göstermektedir. Obama yönetimi bir yandan din özgürlüğünün altını önemle çizerken diğer yandan İslam’a karşı daha geniş bir savaş için “davul çalmaktadır”:

“Bir vatandaş ve başkan olarak Müslümanların dinlerini bu ülkedeği herkes kadar yaşama hakkına sahip olduklarına inanıyorum..Burası Amerika ve dini özgürlüğe bağlılığımız sarsılmaz olmalıdır.” (Obama’nın Sıfır Noktası Camii’ni desteklerken yaptığı açıklamadan alıntı; Iran Bağlantısı Sorgulanıyor, Israel National News, Ağustos 15, 2010)

Dumanlı siyaset perdesinin altında “İyi Müslümanlar” ve “Kötü Müslümanlar” arasındaki ayrım çatışmaktadır. “ABD, İran’ın terörizme verdiği desteğe ve korkulan yasa dışı nükleer silah geliştirme programına misilleme olarak rejime yaptırımlar konusunda öne çıkarken”, Önerilen Sıfır Noktası Camii, bir iddiaya göre “radikal haydut devlet İran tarafından” fonlanmaktadır. (Sıfır Noktası Camiisi geliştiricileri, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad’ın finanse ettiğini açıkça reddediyor– NYPOST.com, Ağustos 19, 2010)

Teklif edilen Sıfır Noktası Camii ve Cemaat Merkezi ile ateşlenen yükselen yabancı düşmanlığı dalgası, tüm dünyada Müslümanlara karşı nefretin teşvik edilmesine katkıda bulunan PSYOP (Psikolojik Operasyon)’un tüm görünümlerine sahip.

Amaç korku, telaş aşılamak ve vatandaşların, Amerika’nın medya tarafından terörü desteklediği şeklinde tavsif edilen İran İslam Cumhuriyetine “insani” hava saldırıları başlatmak da dâhil  “uzun savaş”ının ikinci aşamasına verdiği tavizsiz desteğini kullanmaktır.

Medya bir yandan “tüm Müslümanlar terörist değildir” derken diğer yandan tüm terörist saldırıların (planlanan veya gerçekleşen) Müslümanlar tarafından işlendiğini haber yapmaktadır.

Amerika’da bir bütün olarak Müslüman cemaat hedef alınmaktadır. İslam “savaş dini” olarak tanımlanmaktadır. Teklif edilen camii ve cemaat merkezinin haberi, “Sıfır Noktasının kutsiyetini ihlal etmek” şeklindedir.

“…Sıfır Noktası’nda bir cami açmak saldırgancadır ve şehre ve saldırılarda ölen insanlara karşı saygısızlıktır. Bu proje 9/11’de öldürülen herkesin yüzüne tükürmektir”.  (Sıfır Noktası’nda Camii inşaa etme planı New Yorklular’ı kızdırdı, National Post, Mayıs 17, 2010)

“Ülke İçinde Yetişen Teröristler”

Uydurma suçlamalarla yapılan tutuklamalar ve de “ülke içinde yetişen İslamcı teröristler”in şov davaları önemli bir işlev yerine getirmektedir. Amerikalıların vicdanlarında “İslamcı teröristlerin” sadece gerçek bir tehdit olmakla kalmadğına, ait oldukları Müslüman cemaatlerin de kendilerinin eylemlerini geniş ölçüde desteklediklerine dair ilüzyonunu sürdürmektedir:

“[T]ehdit (bundan böyle) giderek artmak suretiyle kaba İngilizceleri ve şaibeli pasaportları olan yabancılardan gelmemektedir. Aksine tehdit ülkenin daha yakınında, kentsel evlerde, kararmış bodrumlarda –internet bağlantısı olan herhangi bir yerde- ikamet ediyor. Ülke içinde büyüyen terörizm el-Kaide tehdidinin son enkarnasyonudur.” Kalmak üzere terör ülkeye nasıl geldi?, Ottawa Citizen, Ağustos 27, 2010, Kanada’da ülke içinden yetişmiş bir teröristin iddia edilen saldırısı ile ilgili haberi)

Radikal eğilimleri olan (veya “terörist örgütlerle ilişkilendirildiği iddia edilen) Müslümanların seçici bir şekilde hedef alınması sürecinden sonra tüm bir halk grubunun genel olarak şeytanlaştırılma süreci yaşanmaktadır.

Müslümanlar giderek daha çok rutin ayrımcılık ve etnik fişlemenin nesnesi haline gelmektedir. Ulusal güvenliğe potansiyel tehdit olarak değerlendirilmektedirler. Tehdidin “eve daha yakın olduğu”, “mahallenizde olduğu” söylenmektedir.  Diğer bir deyişle gelişen şey alabildiğine İspanyol engizisyonun cadı avını hatırlatmaktadır.

Buna mukabil, el Kaide, birkaç Müslüman ülkede (ABD ve müttefik istihabarat teşkilatları tarafından el altından desteklenen bağlı kuruluşlara sahip güçlü, çok uluslu bir terörist  örgüt olarak tarif edilmektedir: el Kaide çeşitli jeopolitk sıcak bölge ve savaş alanında vardır (mütenazır kısa adlarla) :

Irak’ta el Kaide (AQI), Arap yarımadasında el Kaide (AQAP) (Suudi Arabistan’da el Kaide ve Yemen İslami Cihadı’ndan müteşekkil), İslami Mağrip’te el-Kaide Örgütü, Güneydoğu Asya’da el Kaide (İslami Camia-Jamaah Islamiyah), Somali’de el-Şabab Mücahid Hareketi, Mısırlı İslami Cihad vs. Irak ve Afganistan’daki milyonlarca Müslüman’a kaşı işlenen mezalim konusu ise işgalci kuvvetlerin terörist eylemi olarak hiçbir zaman görülmemiştir.

Amerikan Engizisyonu

Küresel bir askeri savaşı meşrulaştırmak maksadıyla bir “din savaşı” yayılmaktadır. Pek çok Amerikalının vicdanında Müslümanlara karşı “kutsal savaş” haklı görülmektedir. Başkan Obama din özgürlüğünü desteklemekle birlikte Müslümanlara karşı ayrımcılık, önyargı ve yabancı düşmanlığı örneklerini kurumsallaştırmıştır. Etnik fişleme seyahat, iş piyasası, eğitim ve sosyal hizmetler ve daha genel olarak toplumsal statü ve hareketlilikte uygulanmaktadır.

İdeolojik bir inşa olarak Amerikan engizisyonu Orta Çağlar’da Fransa ve İspanya’da hâkim olan engizisyona ait toplumsal düzene pek çok açıdan benzerdir. 12.yüzyılda Fransa’da başlayan engizisyon fetih ve askeri müdahaleyi meşrulaştırma için kullanılmıştı. (bkz. Michel Chossudovsky, 9/11 ve “Amerikan Engizisyonu”, Global Research, Eylül 11, 2008).

Düzmece suçlamalarla tutuklamalar, davalar ve “ülke içinde yetişen” diye tanımlanan teröristlere verilen cezalar (Amerika’nın kendi Müslüman toplumları içerisinde)  İç Güvenlik Deaprtmanını ve engizisyonel yasal ve kanuni yaptırım uygulama aygıtının meşruiyetini idame ettirmektedir.

Engizisyonel bir doktrin gerçekleri alt üst eder. Yalanlar ve uydurmalara dayanan bir toplumsal düzendir. Fakat bu yalanlar en yüksek siyasi otoriteden neşet ettiği için ve geniş ölçüde paylaşılan bir konsesün parçası olduğu için bunlara değişmez bir şekilde meydan okunmamaktadır. Ve engizisyonel düzeni sorgulayanlar veya Amerika’nın askeri veya ulusal güvenlik ajendasına her hangi bir şekilde karşı gelenler “komplo teorisyenleri” veyahut yekten terörist olarak damgalanmaktadır.

İspanyol engizisyonunu gölgede bırakan engizisyonel tutuklamalar ve kovuşturmalar sürecinin ötesinde Beyaz Saray tarafından desteklenmiş amacına uygun hukuk dışı bir suikast programı başlatılmıştır. Bu program ABD özel kuvvetlerinin Amerikan vatandaşlarını ve şüphelenilen ülke içi teröristleri öldürmesini mümkün kılmaktadır: “Özellikle öldürmek için hedef alınmış ABD vatandaşlarının nihai listesi?”   (bkz. Chuck Norris, Obama’nın ABD Suikast Programı? “özellikle öldürmek için hedef alınmış ABD vatandaşlarının nihai listesi? Global Research, Ağustos 26, 2010)

Amaç “Amerika’nın saldırı altında” ve anakaradaki Müslümanların “İslami terörizm”in destekçileri ve iştirakçileri olduğu şeklindeki ilüzyonu sürdürmektir.

Müslümanların şeytanlaştırılması küresel bir askeri gündemi sürdürmektedir. Amerikan engizisyonu altında Washington’un, İslamın kökünü kurutma ve tüm dünyada “demokrasiyi yayma” şeklinde kendinden menkul, kutsal bir salahiyeti bulunmaktadır.

Karşı karşıya olduğumuz şey iktidar ve siyasi otorite yapılarını yekten ve körce kabuldür. Amerikanın Müslüman dünyaya karşı kutsal savaşı milyonlarca insana karşı yürütülen kati bir suç eylemidir. Bu bir ekonomik fetih savaşıdır.

Dünya petrol ve doğal gaz rezervlerinin %60’dan fazlası Müslüman topraklarda bulunmaktadır. ABD NATO İsrail askeri ittifakı tarafından açılan “Petrol İçin Savaş”, muazzam petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip bu ülkelerin sakinlerinin şeytanlaştırılmasını gerektirmektedir.  (bkz. Michel Chossudovsky, Müslümanların Şeytanlaştırılması ve Petrol İçin Savaş, Global Research, Ocak 4, 2007)

Global Research, Temmuz 04, 2014

Önceki Yazı:5. Anarşist Antropoloji ve Bazı Gözlemler - Harold B. Barclay
Sonraki Yazı:Bir “iş” olarak seks üzerine - Silvia Federici 1975
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...