7. Anarşist Antropoloji – İnuitler - Harold B. Barclay

Kuzey Amerika Kutup Bölgesi’nin yerli halkı olan Inuitler, hem uzak kuzeyin zor yaşam koşullarına ayak uydurmuş olmalarıyla hem de eşitlikçi bir sosyal sisteme sahip olmakla tanınırlar. Hoebel bile onların “ilkel anarşizm”ini kabul eder (1954, 67).

Inuitler içindeki sosyal gruplaşma bazı gözlemciler tarafından kabile olarak adlandırılmıştır, ancak terim ortak kültürü ve dili paylaşan belli bir coğrafi grubu vurgular. Politik bir anlamı yoktur. Birket-Smith şöyle yazar:

“Inuitler arasında  güçlerini kullanan  bir devlet, faaliyet öz- gürlüklerini  kısıtlayan bir  yönetim  yoktur.  Eğer Kropotkin’in düşlediği gibi özgür insanların özgür iradesine göre kurulmuş bir topluluk yeryüzünde varsa, onu Kuzey Kutbu civarında yaşayan bu yoksul kabileler arasında bulabilirsiniz” (144).

Geleneksel olarak Inuitler, yerel topluluklar ya da bazılarında birkaç düzine kişinin, diğerlerinde ise bunun on katı insanın bulunduğu kafileler halinde yaşarlar. Her kafile içinde öne çıkan en azından bir kişi ve genelde diğerlerinin “eşitler içinde birinci” kabul ettiği biri vardır (Birker-Smith, 145). Birker-Smith, Kuzey Kanada’nın Central Eskimoları arasında bu kişinin “isumataq, di- ğerleri için düşünen kişi olduğu sonucuna düşünerek varan kişi” olarak adlandırıldığını belirtir (145). Fakat unvanın, grup içindeki en zeki olarak düşünülen kişiyi ima ettiği de zannedilebilir.

Her koşulda, liderlik için önemli bir temel, bu iklimde hayatta kalabilmek için gereken faaliyetleri yerine getirebilme yetisinde yatmaktadır: avlanma, yiyecek ve barınak sağlama, uyanıklık ve zekice davranma. Spencer, Kuzey Alaska Inuitlerini tanımlarken, topluluğun genel kabul görmüş liderlerinden birinin varlıklı biri olduğunu  – yani büyük bir teknesi olduğunu –  söyler. Ama adam bu mevkiiye yerel çevreden faydalanma yeti ve bilgileri sa- yesinde gelmiştir.

Böyle seküler liderlerin yanı sıra şamanlar da, hem dinde hem Inuit politikasında önemli bir yer tutar. Bir şaman saygıdeğer bir avcı olabilir, ama gücünü doğaüstü güçlerle olan ilişkilerinden alır. Şaman bir şifacı, kâhin, büyücü, ruhlarla ilişkiye giren biri ve dini ayinlerde liderdir. Inuit şamanının göğe çıkma, yeraltına inme, zenginliği ve diğer doğal fenomenleri kontrol etme güçleri olduğuna inanılır. Bir kişinin yararına doğaüstü güçleri çağırabildiği gibi, onları aynı zamanda zarar vermek için de çağırabilir. Copper Inuitleri arasında şamanlar, “başkalarına büyü yapma tehdidini ellerinde tutarlar ve asıl olarak, varsayılan doğaüstü bağışıklıklarından dolayı da onlardan intikam alınamaz” (Damas, 35).

Inuit  toplumunda  yönetici  olarak  adlandırılabilecek  kimse yoktur – diğerlerine uymak zorunda oldukları emirler veren, bu emre uymaya zorlamak için şiddet kullanma hakkına sahip biri mevcut değildir. Liderlik resmî değildir ve liderliğin rolü sadece gevşek bir şekilde tanımlanmıştır.  Ama bir liderin emirleri, ceza korkusu olmadan, görmezden gelinebilir, fakat kötü niyetli bir şaman söz konusu olduğunda emirlere uymamak tehlikeli olabilir. Bir  toplulukta  büyük meseleler  gayriresmi toplantılarda  açıkça tartışılır. Genelde etkili kişilerin önerilerinin onaylanmasıyla, tutulacak yola dair konsensüse varılabilir. Bununla birlikte, şayet bir fikir birliği sağlanamazsa, hemfikir olmayan taraf kendi yoluna gidebilir.

Inuit örneği resmî bir liderliğin olmadığı ve anarşinin hakim olduğu bir sistemdeki olası tuzakları ortaya serer. Daha önce belirttiğimiz gibi, bir şaman doğaüstü güçlerini öne sürerek ciddi bir güç sahibi olabilir, prestijini arttıramasa da, bu yolla konumunu güçlendirebilir. Damas onların saygı görmekten ziyade korkulan kişiler olduğunu söyler.

Bununla bağlantılı olarak Inuit toplumunda  ortaya çıkan bir problem, topluluk ahlakını kabul etmeyi reddeden ve kişisel gü- cünü  istediği şeyi elde etmede  kullanan kişidir. Böyle erkekler genelde topluluk içindeki diğer kişilerin hakkını yiyecek şekilde davranırlar, ama sonları feci olur. İntikam sonucu öldürülebilirler. Ya da adaleti yerine getirmek isteyen bir grup kişi tarafından, bazen  suçlunun  akrabaları tarafından  infazları planlanır. Daha geçici bir çözüm kişinin grup dışına sürülmesidir. Velhasıl, böyle tehditlerin üstesinden gelmek için başvurulacak yegâne araç yaygın yaptırımların bir biçimidir.

Şamanınki de dahil olmak üzere  liderliğin bütün  biçimleri Inuit toplumunda statü yaratır. Kişi statü kazandığı gibi, o statü- yü kaybedebilir de. Konumun kaybedilişi, daha iyi lider, avcı ya da şaman olarak kabul edilen birinin ortaya çıkışıyla ya da diyelim şamanik güçlerin başarısız olması sonucunda gerçekleşebilir.

Hatalı davrandığı iddia edilen kişilerle ilişki kesilebilir, bazı durumlarda köy dışına çıkarılırlar ya da daha önce sözünü ettiğimiz gibi aşırı durumlarda öldürülebilirler. Dedikodu ya da iddialar ortaya atma, daha küçük suçlar için etkili tekniklerdir. Ara sıra ciddi bir suçun hiç cezalandırılmadan  kaldığı da olur. Normalde, öldürülen kişinin akrabalarının başka türde düşmanlık ve intikam peşine düştüğü pek görülmez.  Inuitler genelde rakip taraf lar arasında rekabete dayanan ve izleyicilerin kazanan ile kaybeden tarafa karar verdiği sınamalarla anlaşmazlıkları çözme yoluna giderler. Buna bağlı olarak, anlaşmazlık içindeki iki taraf güreş yapabilir ya da birbirini aşağılama amacıyla şarkılarla atışabilir. Şamanlar, karanlık ve kasvetli bir kışı aydınlatabilecek büyük gösteriler düzenleyerek birbirleriyle olağanüstü bir şekilde güç yarıştırırlar.

Bir Inuit kadını bir Inuit erkeğine tam olarak eşit görülmez, ama  Inuit  kadınları başka toplumların  çoğundaki  kadınlardan daha fazla nüfuza ve özgürlüğe sahiptirler. Çoğu zaman, Inuit kadınlarının yüksek konumlarının ekonomideki önemli rollerin- den kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Yetişkin bir Inuit erkeği evi geçindirebilmek için yardıma ihtiyaç duyar, yani rolünü  yerine getiren  bir Inuit  kadını olmadan  yaşamın sürdüremez.  Kadınlar evin geçindirilmesinde o kadar gereklidirler ki eğer bir erkek, karısı olacak bekâr bir kadın bulamazsa poliandri’ye bile başvurabilir ve zaten kocası olan bir kadınla evlenebilir. Kutup Bölgesi gibi yaşamın zor olduğu topraklarda, aile grubu içindeki işbirliğine dayanan karşılıklı bağımlılığın, yaşamın daha kolay olduğu bölgelere kıyasla daha önemli olması beklenebilir. Dolayısıyla kadının rolünün ekonomik önemi, onun bu tür toplumlardaki statüsünü yükseltir. Diğer yandan, başka yerlerdeki avcı toplayıcılarda, kadınların, toplum içindeki diğer önemli ekonomik faaliyetlerin yanı sıra toplama faaliyetleriyle yiyecek kaynağının yüzde 50’den fazlasını sağladığı bilinmektedir. Fakat bu kadınlar Inuit hemcinsleri kadar eşitlik ve özgürlüğe sahip değillerdir. Avustralya Aborijinleri bu noktada iyi bir örnek teşkil eder. Inuitler, kadınları ekonomik rollerinden dolayı kısmen daha fazla eşitlik ve özgürlükle ödüllendirebilirler, ama aslında bu kadınların konumu büyük oranda her Inuit’te yerleşmiş olan özgüvenden kaynaklanır. Özgüven sahibi bir insana daha fazla özgürlük verilir. Bu vurgu, kanımca, Inuit toplumundaki çocuklara, devredilemez özel haklara sahip ayrı bireyler olarak muamele edilmesinin sebebini de açıklar. Tersine, başka pek çok halk, çocukları en iyi ihtimalle babalarının uzantısı olarak görür. Gene Inuitlerin dünyasında işbirliğine dayanan faaliyet yaşamsaldır, ama kişi hayatta kalacaksa özgüven ve kendi kendine öğrenme de zorunludur.

HAROLD B. BARCLAY

Önceki Yazı:Suriye Muhalefeti: Konuşmayı Kimler Yapıyor - Charlie Skelton
Sonraki Yazı:Ortadoğu, Kürtler ve Ekopolitik - Dilaver Demirağ
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...