Kan Üzerinden Bankacılık (Rapor) – Çeviri -

Sürdürülebilir kalkınmayı ve insan haklarını desteklediğini iddia eden bankalar, masum sivilleri öldüren ve sakat bırakan misket bombaları ve seyreltilmiş uranyum da dâhil diğer silahların satışını finanse etmektedir. Britanya’da en başta gelen beş en büyük bankası silah şirketlerine yatırım yapmakta, bankacılık hizmetleri sağlamakta ve kredi vermektedir. Bu makale bu beş bankanın silah ticaretine yaptıkları yatırımları ve dolayısıyla savaşla ilişkisini ele almaktadır.

Savaş yoksulluğun başlıca sebeplerinden biridir. Savaş, okulları ve hastaneleri yokedip tarım arazilerini gelecekte kullanım dışına çıkararak bir ülkenin kalkınma beklentilerini tümüyle baltalayabilir. Dünyanın en yoksul 20 ülkesinin %80’inin tamamı son 15 yıl içerisinde büyük bir savaş yaşamıştır ve bu savaşların bıraktığı insan mirası çok uzun süre devam edecektir. Dünyanın en fazla çocuk ölüm oranına sahip 10 ülkenin 9’u son yıllarda çatışma yaşamıştır.

Ne var ki savaş yüzünden herkes daha yoksul hale gelmez. Pek çok şirket ister silahlı kuvvetlere askeri donanım tedarik ederek isterse savaşan devletlerin adına paralı askerleri idare ederek bu çatışmalardan zenginleşerek çıkar. Diğerleri de çatışmayı savaş bölgelerinde yürüttükleri operasyonlarla teşvik ederler --Kolombiya ve Irak gibi değişken ülkelerdeki petrol şirketleri gibi-- veya kanlı elmaslar gibi malların ticaretini devam ettirmek suretiyle bunu gerçekleştirirler. Başkaları da savaş çabasını finanse ederek kar eder.

Bu rapor War on Want’ın savaştan kar eden veya savaşı kızıştıran şirketlere karşı koymak için düzenlediğ kampanyasının bir parçasını oluşturmakatdır. Kampanyanın amacı kurumsal sektörün çatışmaya dâhil olduğu pek çok yöntemi ifşa etmek ve bu tür şirketleri hesap vermeye çağırmak için kamu davası önermektir. Kampanya, War on Want’ın çatışma bölgelerindeki ortaklarımıza— insan hakları mücadelesinde ön cephede yer alan, dünyanın en cesur erkek ve kadınlarının bir kısmına -  uzun süredir vermiş olduğu desteği tamamlar niteliktedir.

Bu raporda War On Want Büyük Britanya’nın bankacılık endüstrisinin silah ticaretindeki suç ortaklığının boyutunu ifşa etmektedir. War on Want tarafından gün yüzüne çıkartılan veri tabanları en büyük bankaların silah üretimini finanse etmek için kullandığı müşterilere ait milyarlarca pound’ı ilk defa ortaya koymuştur. Silah endüstrisi insanları sakatlamak veya öldürmek ya da bir ülkenin varlıklarını ve altyapısını yıkmak için tasarlanmış ürünleri satmaktadır. Bu endüstri savaşı ve yoksulluğu teşvik etmekte ve dünya genelinde kalkınmanın altını oymaktadır, bu da milyonlarca insanın açı çekmesine katkıda bulunmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınmayı ve insan haklarını desteklediğini iddia eden bankalar, masum sivilleri öldüren ve sakat bırakan misket bombaları ve seyreltilmiş uranyum da dahil diğer silahların satışını finanse etmektedir.

Britanya’da en başta gelen beş en büyük bankası silah şirketlerine yatırım yapmakta, bankacılık hizmetleri sağlamakta ve kredi vermektedir. Gerçek şu ki Barclays, Halifax Bank of Scotland, HSBC, LloydsTSB veya Royal Bank of Scotland ile çalışıyorsanız paranız doğrudan silah üretimini desteklemektedir. War on Want bu bankaların silah endüstrisini finanse etmeyi kesmeleri ve savaş ve yoksulluğun tüm dünyaya satılmasına iştirak etmeye bir son vermeleri çağrısında bulunuyor.

John Hilary - War on Want

İcrai Müdür

ÖZET

Çatışma insanları, çoğunlukla sivilleri öldürür ve yoksulluğun da ana sebebidir, ki yoksulluk da daha fazla ölüme yol açmaktadır. Yine de savaş yüzünden herkes daha da yoksullaşmaz. Silah endüstrisi öldüren, sakatlayan veya yokeden makinelerin üretilmesinden sorumludur ve dolayısıyla yıkımdan kar etmektedir. Büyük Britanya (BB) son beş yılda 53 milyar dolar tutarında silah ihraç etmiştir. 2007’de BB, siparişlerindeki 19 milyar dolarlık kaydıyla –ki en büyük sipariş, Suudi Arabistan tarafından, 72 Eurofighter Tyhpoon tipi uçak için verilen 8.4 milyar dolarlık siparişti- küresel ihracatçı listesinin başını çekerek şaibeli bir onur elde etmişti.

Silah ticareti dünya genelinde kalkınmanın altını oymakta, yoksulluğa ve milyonlarca insanın acı çekmesine katkıda bulunmaktadır. Bu arada, 2006 yılında kalkınma yardımları için dünya 104 milyar dolar verirken, aynı yıl dünya ölçeğinde askeri harcama 1.158 milyar dolardı. BB gelişmekte olan ülkelere silah ihraç eden üçüncü en büyük ülkedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Binyıllık Kalkınma Hedeflerine ulaşmanın önünde gelişmekte olan ülkelerin yaptığı askeri harcamaların büyük bir engel teşkil ettiğini söylemiştir.

Bu rapor Britanya’nın tüm en büyük bankalarının hisselere doğrudan yatırım yaparak, kredi sendikasyonuna katılım sağlayıp bankacılık hizmeti temin ederek silah endüstrisini finanse ettiğini ilk kez ortaya çıkarmıştır. War on Want, şu ana kadar sadece finans sektörü ve seçilmiş bir grup akademisyen tarafından görülmüş veri tabanlarına ulaşmıştır. Bureu van Dijk Electronic Publishing ve Reuters Delscan tarafından yayınlanan AMADEUS ve ORBIS veritabanları sadece abonelere özel veritabanlarıdır ve bankacılık sekötrü ile silah ticareti arasındaki bağlantıyı kurmak için daha önce hiç kullanılmamıştır. AMADEUS’dan elde edilen delil BB cadde-üstü bankaların BB silah şirketlerinde hisse olarak ne kadar parayı elinde tuttuğunu göstermektedir. ORBIS, uluslararası silah şirketlerinde de aynı hisseleri ifşa etmektedir. Bu arada Reuters DelScan silah tüccarlarına en büyük bankaları tarafından verilen kredileri göstermektedir.

Eğer Barclays, Halifax Bank, HSBC, Lloyds TSB veya Royal Bank of Scotland ile çalışyorsanız,  War on Want tarafından ortaya konulan yeni deliller ışığında paranızın silah ticaretini desteklediğini göstermektedir. Aslında bu endüstriyi finanse etmeyen tek BB en büyük bankası Co-operative Bank’tır.

Barclays:

  • Toplamda 7.3 milyar pound’lık yatırımıyla küresel silah sektöründe açık ara en büyük hisse miktarını elinde tutmaktadır.
  • ABD silah şirketlerinde en büyük 10 yatırımcı arasında yer almaktadır.
  • Üç silah şirketine –VT Group, Cobham ve Meggitt- ana banka olarak hizmet vermektedir.
  • Son on yılda silah sektörüne verilen 50 sendikasyon kredisinin parçası olmuştur ve misket bombaları ve seyreltilmiş uranyum üreten şirketlere yatırım yapıp kredi vermiştir.

HSBC:

  • Küresel silah endüstrisinde toplamda 450.6 milyon pound hisseye sahiptir.
  • İki silah şirketine  –BAE Systems ve Meggitt— ana banka olarak hizmet vermektedir.
  • Son on yılda silah sektörüne verilen, 27.1 milyar pound değerinde 43 sendikasyon kredisinin parçası olmuştur ve misket bombaları ve seyreltilmiş uranyum üreten şirketlere yatırım yapıp kredi vermiştir

Royal Bank of Scotland:

  • BB silah endüstrisinde toplamda 36.4 milyon pound hisseye sahiptir.
  • Dört silah şirketine –BAE Systems, Rolls Royce, Babcock ve Ultra Electronic— ana banka olarak hizmet vermektedir.
  • Silah sektöründe dünyanın en önde kredi sağlayıcılarından olup son on yılda 44.6 milyar pound değerinde, misket bombası ve seyreltilmiş uranyum üreticilerine verilen krediler de dâhil, 52 adet anlaşmanın parçası olmuştur.

Lloyds TSB:

  • BB silah endüstrisinde toplamda 717.5 milyon pound hisseye sahiptir.
  • BAE Systems ve QinetiQ’e ana banka olarak hizmet vermektedir.
  • Son on yılda silah sektörüne verilen, 33.3 milyar pound değerinde, arasında misket bombası ve seyreltilmiş uranyum üreticilerine verilen krediler de bulunan 40 sendikasyon kredisinin parçası olmuştur.

Halifax Bank of Scotland:

  • BB silah endüstrisinde toplamda 483.4 milyon pound hisseye sahiptir.
  • İki silah şirketine  –Babcock ve Chemring—ana banka olarak hizmet vermektedir.
  • Son on yılda, silah sektörüne verilen 1.2 milyar pound tutarındaki 6 sendikasyon kredisinin parçası olmuştur.

Çoğu en büyük bankalar kendi kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) beyanlarına sadık kalmamaktadır. Bu rapordaki delilin gösterdiği üzere gönüllü bir yaklaşım olarak KKS, iyi uygulama için şirketleri edimleri yüzünden sorumlu kılamamaktadır. Örneğin, Royal Bank of Scotland’ın insan hakları ve sürdürülebilir kalkınma için ifade ettiği bağlılık ile silah endüstrisine verdiği destek arasında uzlaşmaz bir çelişki vardır. Ek olarak, Barclays’in silah şirketlerinin hisse senetlerine yaptığı yatırımların gerçek ölçeği, beyan etmiş olduğu sürdürülebilir kalkınma ve insan hakları kaygısı ile çelişmektedir.

Bir banka sırf KSS raporu hazırlamanın da ötesine geçmiştir. 2000’den beri HSBC kamuoyu önünde “silah üretimini ve satışını finanse etmek gibi belirli tür işlerden sakınacakları” ve bunu 2006’dan sonra “tümüyle yürürlüğe” sokacakları taahhüdünde bulunmuştu. Ancak 2000’den beri HSBC’nin silah sektörüne kredi vermesinde önemli bir azalma görülmemiştir. Aksine, 2005 yılında HSBC’nin kredilerinde önemli bir artış olmuştur.

Bu rapor, küresel silah ticaretinin ve savaşın dünya genelindeki en yoksul kişilere maliyetinin genel bir değerlendirmesiyle başlaycaktır. Sonra BB cadde-üstü bankalarının silah endüstrisini finanse etmek için paramızı kullandığı farklı yöntemleri ilk kez ifşa edecektir. Ardından bu bankalar tarafından ileri sürülen etiksel riyakârlığı ile yatırımlarının görülmeyen gerçekliğini karşılaştıracağız. Son olarak War on Want, hesap sahiplerinin paralarının çatışma, yoksulluk ve insan hakları ihlallerini tüm dünyada teşvik etmek için kullanılmasını engellemek üzere ne yapabileceğimizi gösterecektir.

  1. Silah Ticareti – “açlık çekenlerden çalmak”

Yapılan her silah, denize indirilen her savaş gemisi, ateşlenen her füze son tahlilde açlık çekenden ve beslenmeyenden, üşüyen ve giyinik olmayandan çalmak anlamına gelir. Bu sihahlanmış dünya sadece para harcamıyor. İşçilerinin terini, bilim adamlarının dehasını, çocuklarının umutlarını da harcıyor.

Dwight D. Eisenhower, 1953

  • Büyük kar elde etmek

Dünya genelinde askeri harcama yükseliyor. Soğuk savaş sona erdikten sonra askeri harcama düşmüş olmakla birlikte (1995’te 831 milyar dolara gerilemişti) 1995’ten beri yapılan harcamalar sıçramış ve 2006 yılında 1.158 milyar dolarlık bir zirve yapmıştır. ABD, açık ara, silaha yıl başına en çok para harcayan ülkedir—2006’da 528.7 milyar dolar veya küresel askeri harcamanın %46’sı. Askeri harcamada başı çeken ilk beş ülke (ABD, BB, Çin, Fransa ve Japonya) küresel toplamın %63’ünü ve ilk 10 ülke %77’sini oluşturmaktadır.

Sadece beş ülke silah ihracatının yaklaşık %90’nını oluşturur. Bu ülkeler BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleridir: ABD, Çin, BB, Fransa ve Rusya. (vurgu eklememdir) 2007’de BB, siparişlerindeki 19 milyar dolarlık kaydıyla –ki en büyük sipariş, Suudi Arabistan tarafından, 72 Eurofighter Tyhpoon tipi uçak için verilen 8.4 milyar dolarlık siparişti- küresel ihracatçı listesinin başını çekerek şaibeli bir onur elde etmişti. Son beş yılda ABD 63 milyar dolarlık silah ihraç etmiştir. Ki bu rakam geriye kalan diğer ülkelerin ihraç ettiğinden daha fazladır. ABD’yi BB takip etmektedir. BB 53 milyar dolarlık silah ihraç etmiştir. Rusya 33 milyar, Fransa 17 milyar, Almanya 9 milyar ve İsrail 9 milyar dolarlık silah ihraç etmiştir. Aynı dönemde bu silahları ithal eden başlıca ülkeler 31 milyar dolarlık alım yapan Suudi Arabistan, 18 milyar dolarlık alım yapan Hindistan, 17 milyar dolarlık alım yapan ABD, 11 milyar dolarlık alım yapan Avusturalya, 10 milyar dolarlık alım yapan Kanada ve 6 milyar dolarlık alım yapan Pakistan’dır.

Aşağıdaki tabloda en büyük 10 İngiliz silah şirketi ile dünyadaki en büyük 10 silah şirketi gösterilmiştir. Bir şirket askeri ürünlerde toplam satışların sadece küçük bir yüzdesini oluştursa bile yine de büyük bir silah şirketi olarak sıralanmaktadır.

Tablo, her bir şirketin toplam satışı ve bu satışların silahla ilgili olanlarının yüzdesini göstermektedir. Örneğin, United Technologies dünyadaki en büyük 10. Silah şirketidir. Ancak askeri ekipman üzerinden satışları sadece %16’dır. Sıralamalar her bir şirketin askeri satışlarının değerine göre yapılmıştır.

Tablo 1: Büyük BB ve uluslararası silah şirketleri

Şirket Ülke Dünya Sıralaması BB sıralaması Toplam Satışlar Askeri Satışlar(Toplamın yüzdesi olarak)
Lockheed Martin ABD 1 39,620 91.0
Boeing ABD 2 61,530 50.0
BAE Systems BB 3 1 29,968 93.0
Northrop Grumman ABD 4 30,148 78.4
Raytheon ABD 5 20,291 96.1
General Dynamics ABD 6 24,063 78.0
EADS Hollanda 7 52,019 25.4
L-3 Communications ABD 8 12,477 80.1
Finmeccanica İtalya 9 16,466 55.0
United Technologies ABD 10 47,829 16.0
Rolls Royce BB 16 2 14,077 29.0
QinetiQ BB 36 3 1,983 76.3
GKN BB 40 4 6,797 20.2
VT Group BB 45 5 1,740 70.0
Cobham BB 46 6 1,979 61.4
Babcock BB 55 7 1,456 59.0
Ultra Electronic BB 65 8 739 76.0
Meggitt BB 82 9 1313 39.0
Chemring BB 100 10 357 89.0
  • Yoksulluğu Teşvik Etmek

Silah endüstrisi diğer endüstriler gibi değildir. Açıkça insanoğlunu sakatlamak veya öldürmek, varlıkları ve altyapıyı yoketmek için tasarlanmış ürünlerden kar etmektedir ve dünya genelinde istikrarsızlık ve yoksulluğa doğrudan katkıda bulunmakatdır. 20.yüzyıl başlarken tüm savaş kayıplarının %5’ini siviller oluşturuyordu; bu gün silahlı bir çatışmada ölen ve yaralanan insanların %90’ı sivildir.

Savaş dünya genelinde yoksulluğun önemli bir sebebidir—az gelişmiş ülkelerin %30’unun yarısı son dönemde bir çatışma yaşamıştır. İnsani yaşam kaybından öte yollar, fabrikalar ve tesisler gibi önemli altyapıların yıkılması normal ekonomik faaliyeti güçleştirmektedir. Belirsizlik ve korku da hayatta kalmak için gerekli olan işi yapmaya devam etmeyi güçleştirmektedir. Son yapılan bir çalışmada Burkina Faso’daki birinin işaret ettiği üzere “ne zaman mallarını taşısalar bir saldırıya uğrayacaklarından korkan insanlar nasıl iş yapabilir?”

Ticaret çatışmadan kötü bir şekilde etkilenmektedir ve yabancı yatırım geri çekilmekte veya ölçek küçültmektedir. Gıda üretimi, çatışmadan en kötü etkilenen endüstrilerden biridir ki bu tüm nüfusun gıda güvenliğini sarsmaktadır. İnsani ve yardım kuruluşu çalışanları çatışma sırasında geri çekilmekte, hayati öneme sahip hizmetleri sivil halka götürememekte bu da çatışmaya dayanan ölü sayısını artırmaktadır.

Bir çatışma bittikten sonra bile sebep olduğu sefalet devam etmektedir. Savaşın çok bilinen sonuçlarından biri olan ülke içi yer değiştirmeler normal faaliyetin yendien başlamasını güçleştirmektedir. Yıkılan altyapı yendien inşa edilmelidir ki bu da paranın sosyal harcamalara gitmesine engel olmaktadır. Halk üzerindeki psikolojik etkisi yıllarca devam edebilmektedir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı askeri harcama olarak adlandırılan silah ticaretinin Binyıllık Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasına karşı tehdit kabul etmiştir. Askeri ekipman alımı için gelişmekte olan ülkelerin üstlendiği büyük borçlar sorunu kötüleştirmektedir. Son yapılan araştırmalardan biri 17 ana silah ihracatçısı ülke arasında sadece dördünün kalkınma kaygısı sebebiyle bu tür bir anlaşmaya müsaade etmediğini ve sadece 10 ülkenin bu tür bir adım atmayı düşüneceğini göstermiştir (ve 17 ülke de herhangi bir silah anlaşmasını imzalamadan önce bu anlaşmanın kalkınmaları üzerine etkisini değerlendirmeleri gerektiği gerçeğine rağmen)

Bu arada dünya 2006 yılında 104 milyar dolar kalkınma yardımında bulunurken aynı yıl yapılan askeri harcama 1.158 milyar dolardı. ABD 11.3 milyar pound yardımda bulunurken 273 milyar pound askeri harcamada bulunmuştu. Bu rakam 24 kat fazlasıdır. BB gelişmekte olan ülkelere silah ihraç eden en büyük 3. ülkedir. Aslında 1998-2001 arası ABD, BB ve Fransa gelişmekte olan ülkelere yaptıkları silah satışlarının sonucunda verdikleri yardıma göre daha fazla kazanmışlardır.

BAE Systems, yıllık 15 milyar poundu aşan satışı ile BB’nin en büyük silah şirketidir. Şirketin Cephane ve füzeden helikoptere, savaş jetlerine, uçak gemisine ve nükleer denizaltılara varan çok geniş bir üretim yelpazesi vardır. BAE gelişmekte olan ülkelere silah temin etmektedir. Temin ettiği ülkeler arasında mesela Tanzanya bulunmaktadır. Dünya Bankası’nın Çok Yüksek Borçlu Fakir Ülke programında yer alan Tanzanya, 2001 yılında, BAE’den 28 milyon poundluk askeri radar sistemi satın aldığı zaman borç ertelemesi almıştı. (Vurgu eklememedir) BAE Güney Afrika’ya Hawk uçakları vermek için 1.5 milyar poundluk bir anlaşma da imzalamıştı.

En yüksek askeri harcamaya sahip 10 ülkenin yüzde olarak GSMH’ye oranına göre 6 ülke dünya İnsani Gelişme Endeksinde en dipteki yarımda yer alırken, 4 ülke (Eritre, Yemen, Burundi ve Angola) en dipteki çeyrekte yer almaktadır. Kıyaslamak için, dünyanın en büyük beş askeri harcama yapan ülkenin (ABD, BB, Çin, Fransa e Japonya) yüzdesi 2.42’dir.

Tablo 2: Askeri harcama ve İnsani Gelişme Endeksi sıralamlaarı

Askeri harcama (GSMH’nin yüzdesi) İnsani Gelişme Endeksi sıralaması (Toplam 177 ülke)
Eritre 24.1 157
Umman 11.9 58
İsrail 9.7 58
Suudi Arabistan 8.2 61
Yemen 7.0 153
Burundi 6.2 167
İran 5.8 94
Angola 5.7 162
Ürdün 5.3 86
Suriye 5.1 108
  • Savaş ve insan hakları ihlallerinden kar etmek

2006 yılında BB Hükümeti, BB silah şirketlerinin Dış İşleri Bakanlığı tarafından insan hakları ihlalleri konusunda “kaygı veren ülkeler” olarak tanımlanmış 20 ülkeden 19’una satış yapması için onay vermiştir. Bu ülkeler arasında Suudi Arabistan, İsrail, Kolombiya, Çin ve Rusya da bulunmaktadır. Kolombiya, Rusya ve İsrail çatışmaları olan ülkelerdir. Aralarında Cezayir, Türkiye, Pakistan, Afganistan, Endonezya ve Gürcüstan’ın bulunduğu çatışmaları olan diğer ülkelerle de anlaşmalar onaylanmıştır. 2007 yılında BB Hükümeti BB şirkletlerinin silah ambargosuna rağmen Zimbabwe’ye 1 milyon poundluk şifreleme ekipmanının  ve yazılımın satışını yapmasına izin vermiştir.

İsrail aleni uluslararası hukuk ihlallerine rağmen, buna İşgal Edilmiş Filistin Topraklarının askeri işgali de dâhil, BB silah endsütrisinin düzenli müşterisidir. 2006 yılında hükümet İsrail’e satılacak uzun bir askeri donanım listesini (helikopterler, askeri uçak kabini ekranları, insansız taşıtlar, zırhsavar füzeler ve diğer elektronik savaş ekipmanları) onaylamıştır. BAE Systems F-16 savaş uçakları için altsistemler veya bileşenlerini yapmaktadır. İsrail 236 adet F-16’ya sahiptir. Bu uçaklar hem Lünban’da hem de Gazze’de sivil halka karşı konuşlandırmıştır.

Pek çok ABD şirketi de İsrail’e satış yapmaktadır. Bu şirketler arasında Boeing (Apaçi helikopterleri) ve United Technologies (Black Hawk-Kara Şahin helikopterleri bulunmaktadır. Dünyanın en büyük silah şirketi Lockheed Martin, İsrail’in Filistin’i yasa dışı olarak işgal etmiş olmasına rağmen İsrail’e F-16, F351 ve C-13J satmaktadır. Savunma pazarı analistlerinden birinin söylediği gibi “İsrail Hava Kuvvetleri bugün sadece ABD-kökenli avcı uçakları –F-15 ve F-16’ların bir karmasını- uçurmaktadır ve filonun geri kalanının neredeyse tamamı da ABD kökenlidir”.

Boeing, Raytheon, Alliant Techsystems, Northrop Grumman ve Lockheed Martin ABD’nin İsrail’e verdiğ askeri destekten doğrudan kar etmektedir. ABD Dış İşleri Bakanlığı, İsrail’in çatışmada ABD yapımı misket bomba kullandığını kabul etmesine rağmen ABD Senatosu 2006 tarihli Lübnan savaşı sonrasında 1.2 milyar dolarlık bir paketi onaylamıştı.

Irak ve Afganistan çatışmaları ABD ve BB’deki silah şirketleri açısından bir nimet olmuştur. Irak savaşında yaşanan talep artışından bilhassa BB şirketi Chemring faydalanmıştı. Chemring füze karşı önlemleri ve aydınlatma cephanesi gibi niş ürünler satmaktadır. 2003 yılında işgalin başlamasından itibaren her yıl karlar artmıştır. 2006’da gelirler 2002 yılından neredeyse %500 daha fazla olmuştur ve hisse fiyatları da bu gelişimi takip etmiştir.

BAE, ABD ve BB’ye Irak ve Afganistan çatışmalarında kullanılan, aralarında V-22 silahları ve zırhlı savaş araçlarının da bulunduğu pek çok silah temin etmiştir.  BAE geçtiğimiz günlerde BB Savunma Bakanlığının Irak’ta bulunan Tornado jetlerine hizmet vermek üzere (her biri için 10 milyon poundluk ) bir anlaşma elde etmiştir. Lockheed Martin, Irak ve Afganistan’da devam eden çatışmalar nedeniyle gelen talepleri karşılamak için büyük miktarlarda silahı ABD ve BB’ye tedarik etmektedir. Bu tedarikler arasında diğerlerinin yansıra askeri kara araçları ve avcı savaş uçakları için keskin nişancı hedefi kapsülleri yer almaktadır.

Savaşın, sona ermesinden çok sonra bile sivil yaşam üzerinde bıraktığı etkide payı olması nedeniyle bazı silahlar bilhassa eleştiriye maruz kalmaktadır. Misket bomabaları bu türde silahlardandır. Bu bombalar büyük bir alanda onlarca bombayı yüzlerce küçük bombaya dönüştürmek için tasarlanmıştır ve uzun zaman geçtikten sonra da patlamamış toplar, tarlaları, yolları ve hatta okulları mayıntarlasına dönüştürdüğü için ayrım gözetmeyen, geniş alan etkileri sebebiyle saldırılar sırasında yüksek bir sivil kaybına neden olabilmektedir. Dört misket bombası kurbanından biri çocuktur.

Dünya Mayıs 2008’de misket bombaları ile ilgili bir uzlaşıya vardı: 100’den fazla ülke, stok sahiplerinin çoğunluğu dahil, tüm misket bomabalarının kullanılmasını, üretilmesini, stoklanmasını ve nakledilmesini yasaklayan bir anlaşmada ittifak etti. Anlaşma 3 Aralık 2008’de Oslo’da imzalanacak ve şimdi bu silahlardan milyonlarcası imha edilecek. ABD, Rusya ve Çin gibi büyük misket bombası üreticileri halen yasaklamaya karşı çıkmaktadır. GenCorp, Locheed Martin, Textron, Raytheon ve Thales, hepsi, misket bombası üretmiştir.

Dünya genelinde karşı çıkılan diğer çok tartışmalı silah, seyreltilmiş uranyumdur. Seyreltilmiş uranyum zırh delmede kullanılan zehirli ve radyoaktif bir silahtır. Irak, Bosna, Sırbistan ve Kosova’da, en çok ABD ve BB birlikleri tarafından kullanılmıştır. Bu silah, uzun vadeli ve genellikle yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarının yanısıra kanserdeki önemli artış ve doğum kusurları ile ilişkilendirilmektedir. General Dynamics, GenCorp ve Alliant Techsystems, hepsi, tıpkı BAE’nin 2003’ten önce yaptığı gibi seyreltilmiş uranyum mühimmatını üretmiştir.

 SONUÇ

Barclays, HalifaxBank of Scotland, HSBC, Lloyds, TSB ve Royal Bank of Scotland, hepsi, suçun iştirakçileridir. Barclays, büyük ölçekli yatırımlarıyla öne çıkmaktadır. Royal Bank of Scotland, silah sektörüne kredi verme konusunda en aktif olandır. HSBC, silah ticareti ile ilgisini keseceğini söylemesine rağmen parlak bir ikiyüzlülük sergileyip elindeki varlıkları tutmaya devam etmektedir. Co-operative Bank’in silah ticareti ile hiçbir bağı bulunmamıştır ve ahlaki politikasına uyuyor görünmektedir. Finansal kriz nedeniyle bankacılık düzenlemesinin tartışıldığı günümüzde banka kredi ve yatırımlarının küçük işletmeler ve ipotekler için finans sağlaması üzerine yoğunlaştırılması önerilmektedir. War on Want, bu düzenlemenin diğer toplumsal kriterlerle birlikte anılmasını ve vatandaşların aktif bir şekilde itirazlarını hükümete ve bankalara iletmesini istemektedir.

War On Want Raporunu Çeviren: Nesrin Aytekin

Önceki Yazı:Çağdaş Fransız Felsefesinde Hegel Etkileri – Alişan Şahin
Sonraki Yazı:9. Anarşinin Antropolojisi – Pigmeler – Harold B. Barclay
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...