Bu Kış Sandıktan Dikta Çıktı/Çıkacak – Dilaver Demirağ

“Otoritenin tüm uygulamaları alçaltıcıdır ve otoriteye her boyun eğiş, aşağılanmadır.”

Michel Bakunin

İktidar hep güce inanır ve gücü sever. Tarih güce tapan tiranlar ile doludur ama hepsi de sonunda o lanetli iktidarlarının altında ezileceklerdir. Şu anda İktidarda duran AKP diktası da eninde sonunda yıkılacak ve belki de sonları Saddam’ın, Şah’ın, Musolli’nin sonları gibi olacaktır.

Daha çok özgürlük, daha fazla hukuk, daha çok demokrasi ve refah vaadi ile iktidara gelen AKP dün kendisine zulmeden 28 Şubat paşalarını, kendisine muhtıra verenleri, kendisinin yoluna dikilen vesayet güçlerini unutarak dünün mazlumu olarak bugünün zalimine dönüştü.

AKP gerçekten de gücünün zirvesine çıkıncıya kadar daha çok özgürlüğün önünü açan şeyler yaptı. Bunun yanında muhafazakâr bir siyasi parti olarak toplumsal hayatı daha muhafazakâr kılacak adımları da attı. Ancak bir süreden beri özellikle gezi direnişin ardından İktidar müthiş despotik bir niteliğe bürünmeye başladı.

Bu sabah Fethullah Gülen cemaatine bağlı Zaman gazetesine karşı başlatılan gözaltı dalgası bu ülkede giderek daha despot bir karaktere bürünen AKP İktidarı ve onun her geçen güç arzusunun sonu gelmez bir biçimde peşinde koşan liderinin bu ülkede yeni despotizm macerasının başında olduğumuzu gösteren bir işaret olacak.

Hiç kuşkusuz Sibel Edmond’un harika saptaması ile yeni bir derin devlet ya da Gladyo B örgütlenmesi olan Gülen Cemaati eğer şu an 17 Aralık ve 25 Aralıkta başlattığı süreçte o dönemin Başbakanı olan Tayyip Erdoğan’ın defterini dürebilseydi benzer bir operasyon AKP medyasına yapılacaktı. Bu cemaatin elindeki gücü ne kadar suiistimal eden bir biçimde kullandığı, birçok insana hayatı zehir ettiği biz özgürlükçülerin asla unutmadığı bir gerçektir.

En az şu anki iktidar kadar cemaat de doymak bilmez bir İktidar şehveti ile alev alev yanan bir arzuya sahipti. Eğer arzu ettiği gibi devlete tam yerleşebilse ve AKP’yi tasfiye edebilseydi belki de AKP’yi ve onun güç arzusu ile içi yanan müstekbir liderini mumla arıyor olacaktık. Bir zamanlar kimlere nasıl dokundukları önlerine dikilen herkesi bir dozer gibi ezip geçtiği malumdur. Tiwitterin ucuz şöhretlerinden Fuat Avni isimli kişi/kişiler ya da grubun sözünü ettiği diğer gazetelerdekilerin de kimlere nasıl tuzaklar kurduğu, kimlere hayatı dar ettiği malumdur. Yani şimdi bize özgürlük nutukları atanların kendisi özgürlüğün en büyük düşmanlarıdır.

Eğer özgürlük konusunda asla taviz vermeyecek bir inancımız olmasaydı ordu ile kapışan AKP karşısında, acayip derecede sinik ve içindeki dinmek bilmeyen İslamofobisi her zaman depreşen Birgün gibi bizde yiyin birbirinizi derdik. Devlet en büyük güçtür ve siyaseten katl yani iktidarın çekim alanına giren herkes iktidar denen ölümcül canlı tarafından zombiye dönüştürülür diyebilirdik. Hiç kimse modern devletten daha güçlü olamaz, ona darbe kumpası kuranlar, gözünü iktidara dikenler bu devlet denen kara delik tarafından yutulur diyebilirdik. Ama demiyoruz. Çünkü özgürlük denen değere sonuna kadar inanıyoruz.

AKP’ye karşıyız çünkü AKP dün kendisini yok eden devleti artık kendisinin iktidarına karşı çıkan herkesi ezmek için elde ederek ruhunu devlet denen şeytana çoktan sattı. AKP’nin güç şehveti ile yanan müstekbir lideri kendisine tapanlar hariç herkesi mustazaflaştırıyor. Gücü elinde geçiren tüm tiranlar tüm zamene Firavunları gibi zulüm kalesinin burçlarına yeni bir bayrak dikiyor. Bizim derdimiz AKP’nin siyasi kimliği değil onun devletle bütünleşerek ezen bir güç olması ile. Bu nedenle de içlerindeki ırkçlığı saklayamayan; İslam karşısında batıdaki faşistleri hiç de geride bırakmayacak bir nefret söylemi içinde olan Beyaz Türkler, HDP’de yer alan Beyaz Kürtlerden burada ayrılıyoruz. Biz buradaki devlete olduğu gibi elde silah yol kesen kürt kimliğini yüzüne maske olarak takan silahlı zalimlerden de nefret ediyoruz. Çünkü biz güçten, İktidar denen şeyden nefret ediyoruz. AKP ile aramızdaki düşmanlık ilişkisi de tam buna dayanmaktadır. Çünkü biz Anarşistiz ve her Anarşist gibi otoriteryanizmin her biçiminden tiksinti duymaktayız.

İşte tam da bu nedenle Zaman gazetesine yapılan operasyonu lanetliyoruz. İfade özgürlüğü tarihsel anarşizmin var olduğu günden bu yana da savunmaktan biran bile imtina etmediği bir şeydir. Çünkü ifade özgürlüğü herkese gereken bir özgürlüktür. Bu gazetenin arkasındaki karanlık güç bugün iktidarda olsa bizim tutumumuzu göstermeyecekti bunu çok iyi biliyoruz. Ama biz başka türlü yapamayan özgürlük âşıklarıyız ve Bakunin’nin de dediği gibi çevremizdeki herkes özgür olmadıkça asla özgür olmayacağımızı düşünerek herkesin özgürlüğünü istiyoruz. AKP’nin de Cemaatin de. Biliyoruz Tiran burada durmayacak iktidar denen kukla elinde olduğu sürece zulmü arttıkça artacak. Ama biz de sözümüzle, gerektiğinde devletin ezici gücüne karşı koyamayacak bedenimizle direneceğiz.

AKP’nin bir şairin dediği gibi “her mazlumun gözünde bir zalim oturur” halini çok iyi anlıyoruz çünkü Bakunin çok önceden onlar için kaçınılmaz olanı ifade etmişti “En ateşli devrimciyi alın, ona mutlak iktidar verin, bir yıl içinde Çar'dan daha beter olacaktır.” Bilelim ki iktidara gözünü diken, bu şeytanla ölümcül kucaklaşmayı yaşayan herkes İktidarın fahişesi olmaktan kurtulamayacaktır. İşte tam da bu nedenle biz Anarşiye inanıyoruz ve kim ne baskı yaparsa yapsın ona inanmaya da devam edeceğiz.

Tüm Devletler Zalimdir

Yaşasın Anarşi

Önceki Yazı:Öznenin Emperyalizmi - Dilaver Demirağ
Sonraki Yazı:10. Anarşinin Antropolojisi – Avustralyalı Avcı Toplayıcılar – Harold B. Barclay
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...