11. Anarşinin Antropolojisi – Potlatch, Dedikodu ve Avcı Toplayıcılar – Harold B. Barclay

yurok içÇoğu avcı toplayıcı toplumu yönetimsiz toplumlar sınıflamasına sokmaya devam edebiliriz. Büyük oranda, yukarıda anılan toplumların  modelini izlerler: Liderlik resmî değildir ve büyük ölçüde, elde edinilen bir şeydir. Inuitler ya da Kuzey Athabaskan Yerlileri arasında iyi avcılar gibi uzmanlar, şamanlar yahut Avustralya’da olduğu gibi topluluğun yaşlıları öne çıkabilir; kurallar yaygın ve dini yaptırımlar ile uygulanır ve en azından verili bir yaş-cinsiyet grubu içinde eşitlik hakimdir.

Bazı avcı ve toplayıcılar idari biçimlerin ilkel hallerini barındırır,  mesela Ova Yerlileri [Plains Indians]  içindeki savaşçı toplumlar böyledir. Diğerleri “payeli” toplumlardır, gene de fiili anlamda anarşiye sahiptirler. Orta ve Kuzey California Yerlilerinin çok basit bir paye sistemi vardır, Kuzeybatı Kıyısı’ndakiler [Northwest Coast Indians] ise karmaşık bir paye istemine sahiptir.

Yuroklar

Californialı Yuroklar üzerinde duralım şimdi biraz.  Avcılık yaptıkları kadar balıkçılık yapıp tohum  (meşe palamudu) da toplarlar. Yuroklar yaşlı bir erkeğin – “zengin adam” – etrafında, baba soyundan birbirine bağlı ailelerin oluşturduğu nispeten sabit küçük topluluklar kurarlar.  “Zengin adam” konumu  asıl olarak topluluk içindeki üst payedir. Bu konumda olan kişi grubun zenginliğinin denetçisi konumundadır.  Somon setlerindeki ve meşe palamudu arazilerindeki günlük faaliyetleri yönlendirir; topluluğun varlığını başlık parası ya da kan parası ödemek için kullanabilir. Pozisyonunu “nüfuzu” ile korur ve prestijli bir Yurok erkeğine uygun görülen nitelikleri gösterir, bu özellikler bilhassa cömertlik gösterileri ve dolayısıyla da zenginliktir. Alabileceği herhangi bir kararı olsa olsa cömertliğini geri çekerek ya da geri çekmekle tehdit ederek uygulatabilir. Açıktır ki, kendisine en bağlı ve en sadık gördüklerine daha büyük lütuflarda bulunacaktır.

Yuroklar suçlarla ilgili ayrıntılı bir dizi düzenlemeye sahiptir, fakat bu kuralları uygulamak için kullandıkları teknik yasa zoru değildir, uzlaşmaya dayalı bir uygulamadır. Çatışma içindeki taraf lar, arada gidip gelecek, bir anlaşmaya varılana dek teklif ler getirip götürecek bir “arabulucu” seçerler. Arabulucuların tamamen tarafsız olması ve varılan anlaşmanın iki taraf için de adil olması beklenir. Kanıt toplarlar ve Yurok geleneksel düzenlemelerinin parçası olan bir cetvele dayanarak zararlarla ilgili bir yargıya varırlar. Arabulucuların suçlu bulduğu kişilerin bu düzenlemelere göre uygun olan cezayı ödemesi beklenir. Buna göre bir insanın yaşamının değeri, anneye ödenen başlık parasına eşittir.

Hoebel  bu  şartların  bir  hukuk  mahkemesi  oluşturduğunu düşünür  (1961, 25). Öte yandan, Kroeber anlaşmazlık içindeki tarafların arabulucuların verdiği kararla hemfikir olmak zorunda olduklarına işaret eder (1953). Dolayısıyla arabulucular kuvvet kullanarak itaate zorlama gücüne sahip yargıçlar değildirler. Toplumun ahlaki desteğine sahip aracılardır. Anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmanın  yönetimsel olmayan bir türüdür  bu. Bunun örneklerine tüm dünyada yaygın bir şekilde rastlamak mümkündür. Ayrıca şimdi vereceğimiz tanımlarda da buna rastlayacağız. O kadar yaygın ve beynelmilel olması barışın korunmasında en başarılı mekanizma olduğuna işaret eder diyebiliriz. Bu tarz adaletin asıl amacının suçu tespit etmek, doğrular ve yanlışlar üzerinde ahkam kesmek olmadığına dikkat çekelim; burada amaç toplumsal barışı ve grup uyumunu yeniden tesis etmektir.

Yuroklar dedikodu gibi başka önemli araçları da kullanırlar ve bazen “sabırsız delikanlılar” anlaşmazlıkları çözüme ulaştırmak için kendileri bir  tür  adalet  uygulama komiteleri  oluşturmaya kalkarlar, böylece küçük bir meseleyi büyük bir anlaşmazlığa ve muhtemel bir kan davasına dönüştürürler.

Kuzeybatı Kıyısı Yerlileri

Amerika’nın Kuzeybatı Kıyısı’nda Yerliler avcı toplayıcı topluluklar arasında bilinen en mükellef kültürlerden birini yaratmışlardır.  Ekonomileri  büyük  oranda  balıkçılığa ve  balina avcılığına bağlıdır. Bu insanlar büyük potlatch vericileridir. Kişilerin cömertlikte üstün gelerek karşısındakini utandırmaya ya da “keyfini kaçırmaya” çalıştığı karmaşık bir ayinsel hediye verme ve eğlenme sistemi kurmuşlardır. Potlatch yoluyla kişi çeşitli ad ve ayrıcalıkta payelere sahip olabilir. Böylece toplum üçe ayrılmıştır: Bir ya da birden çok payeye sahip olanlar; kendi hiçbir payesi olmamakla birlikte payeli kişilerin akrabası olan ve potlatch eğlencelerinin angajmanı için zenginlik toplamaya yardımcı olacağı umut edilen hür kişiler; son olarak da en altta köleler. Bu kişiler savaşlarda ele geçirilmişlerdir ya da bir suç karşılığı ceza bedeli olarak verilmişlerdir. Bu paye sistemi sınıf sistemi ile karıştırılmamalıdır. Paye sisteminde kişilerin farklı statüleri vardır; sınıf sisteminde ise farklı statülere sahip gruplar mevcuttur.  Dolayısıyla Kuzeybatı Kıyısı Yerlileri arasında bir kişi pek çok unvan edinebilir ve en yüksek mertebeye ulaşabilir. Fakat ailesinin diğer üyeleri bu statüye hiçbir şekilde sahip değillerdir. En büyük oğul babasından “soyluluk” miras alır, en küçük oğul ise sıradan bir topluluk üyesinden hallicedir.

Zenginlikte de farklılıklar vardır ve prestij için ve sınırlı sayıdaki payeye ulaşmak için keskin bir rekabet mevcuttur.  Fakat bu  rekabet  bazen  bırakınız  yapsınlar  kapitalistlerinin  gözdesi olan, apaçık ve bireyci rekabet tarzı çerçevesinde yanlış anlaşılır. Aslında, daha yüksek konumlar için yarışan paye sahipleri arasındaki rekabet, paye sahiplerinin akrabalarının müşterek grup faaliyeti ile sağladığı zenginliğe bağlıdır. Şayet rekabet sistemin tüm seviyelerinde olsaydı, bu tamamen  işlevsiz bir durum yaratırdı. Rekabete tapınanlar içinde çok az insan bunu hayal edebilir; öyle ki işbirliği tüm insan faaliyetlerinde, hatta rekabet edebilmek için bile esastır.

Bir köyde en yüksek payeye sahip kişiden genelde “şef ” diye bahsedilir.  Fakat bu  türün  diğer  örneklerinde  olduğu  gibi bu kullanım yanıltıcıdır. Yüksek payeye sahip bir “soylu”, şef diye adlandırılır, zira o saygın bir büyüktür ve bundan dolayı diğerleriyle paylaşmadığı ayrıcalıkları vardır. Örneğin Nootkalar arasında, çeşitli yerleşimlerdeki saygın “soylu” ya da şefin, somon akınların- da, okyanuslarda, balık ve memeli avcılığında belli öncelik hakları vardır; yaşadığı toprağın kıyıları içindeki enkazın, önemli bir kaynağın, orman meyvelerinin toplandığı bölgelerin sahibidir.

Şefin cömertlik, açık fikirlilik ve liderlik göstermesi beklenir. Fakat iradesini güçle dayatacak bir otoritesi yoktur. Şef liği, polis kuvvetine sahip bir yönetici manasında değildir.

İngiliz Kolombiyası içlerinde yaşayan Carrierlar arasında aileler kavga ettiğinde “şef ” herkesi evine çağırır, onları “kafasına taktığı barış sembolü bir kuğu tüyüyle karşılar ve onların önünde çıngırağını sallayarak kişisel şarkısını söyleyip dans eder.” Danstan sonra, kendisinin ve klan veya boyunun payelere ulaşmak için sarf ettiği zenginlik üzerine bir nutuk çeker. Anlaşmazlık içindeki taraflara kavgayı sona erdirmelerini tembihler ve eğer tartışma devam ederse doğacak sıkıntılara dair onları uyarır (Jenness, 518). Tartışmayı  çözüme  kavuşturmak  için yapabileceklerinin sınırı budur. Carrierlar arasında boy şefi, cinayet işleyenlere yirmi beş günlük oruç tutmasını emreder; ayrıca, cinayeti işleyen kişinin ve klan üyelerinin kan bedelini ödemek için toplandığı bir toplantıya başkanlık eder.

Genel olarak Batı Kıyısı Yerlileri [West Coast Indians] hakkında yazan Drucker,  akrabalardan oluşan bir grubun içinde “kan döküldüğü ender durumlarda”, grup kendinden intikam alamadığından veya kendine kan parası ödemesinin anlamı olmadığından, “genelde hiçbir şey yapılmadığını” belirtir (1965, 74).

İntikama, kişi bir başka grubun mensubu tarafından öldürüldüğünde başvurulmaktadır. Kıyı halklarının çoğunda (Kwakiutl ve Nootkalar hariç), gruplar arası işlenen bir cinayete karşılık ya- pılacak intikam saldırısının alternatifi, cinayeti işleyen gruptan birinin “katledilmeye gönüllü olmasını” talep etmektir. Kara büyü yapmakla suçlanan cadı kadınlar genelde katledilir ve bu cinayetlerin intikamı alınmaz.

Kuzeybatı Kıyısı toplumları, “şeflerin” ya da “soyluların” belli payelere ve ayrıcalıklara sahip kişiler olarak diğerlerinden daha fazla “meşru” otoriteye sahip olduğu, marjinal anarşi örneği sergilemektedir. Fakat ellerinde bir güç tekeli olmadığından ve çoğu sosyal kontrol mekanizması açıkça yaygın ya da dini yaptırım niteliği taşıdığından, böyle şef ler için durum bayağı bir belirsizdir.

Bibliyografik Not

Inuitlerle ilgili veriler Birket-Smith’den, Damas ve Spencer’dan derlenmiştir  (Bkz. Bibliyografya). Sanlarla ilgili veriler Lee’den, Marshall ve Thomas’tan alınmıştır. Pigmelerle ilgili bilgi kaynağı Turnbull; Avustralyalılarla ilgili temel bilgi kaynakları ise Elkin, Sharp, Warner,  Spencer ve Gillin’dir. Kuzeybatı Kıyısı ile ilgili betimler  Drucker  ve  Jenness’den;  Californialılarla ilgili olan- lar Krober’den  alınmıştır. Diğer Amerikan Yerlisi gruplarla il- gili olarak Ojibwa için Hallowell’e ve Kuzey Athabascanlar için Honigmann’a bakınız.

Önceki Yazı:Bayramda ellerini öp... - Mehmet İşten-
Sonraki Yazı:Öfkeli Bombacı Stuart Christie
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...