Hebdo Palaları Ne Olarak Çizmişti – Dilaver Demirağ

dilo1-kopyaBatı kimi kutsallar ile beynimizi yıkamayı becerebilmiştir. Bunların en başında gelen ise ulvi özgürlük sözüdür. Ancak ne hikmetse bu özgürlük Çin Hindi'ndeki Asyalılar, Suriye'deki Araplar, Afrika'daki Zenciler için söz konusu olduğunda Miraj uçaklarından atılan bombalar olarak dile gelir. Bazı insanlar gerçek düşman olarak saygı duyacağımız kişilerdir mesela benim gözümde Ariel Şaron saygı duyduğum bir adamdır. Çünkü merttir, açık konuşur sözü dolandırmaz. Bir röportajında Şaron "Siyonizm'in pis işleri bitmedi diyordu", bunu söylerken de İsrail ordusu Filistinli Arapların evlerini başlarına yıkıyordu. Şaron hiç öyle insan hakları, demokrasi gibi süslü sözlerin ardına sığınmadan söyleyeceğini doğrudan söylüyordu. O bir Yahudi milliyetçisi olarak İsrail toprağının Filistinlilerden arınmasının mücadelesini verdiğini açık ve net olarak ifade etmekteydi.

Çocukluğumda okuduğum meşhur çizgi romanlarda beyazlar tarafından tıpkı bizonlar gibi yok edilen Kızılderili denen halk beyazlarla bir araya geldiğinde Teksas’a, Tommiks’e, Zagor’a, Teks'e aynı şeyi söylerdi "çatal dilli soluk benizli".

6284941-9477772Batının insan hakları adıyla yürüttüğü yeni sömürgeleştirme operasyonlarında yeni emperyal söylem ise iyi Müslüman-kötü Müslüman söylemlerine ambalajlanmış İslamofobi. Ve anarşist çizerlerin çalıştığı Charlie Hebdo ise tam da buna hizmet verdi. Yani Anarşist bir dergi peygamberi hakaretemiz bir ifade ile çizerken kendilerince otoriteye kafa tuttuklarını düşünürken yeni bir otoriteye yaltaklanmış oldular. Tam da bu yüzden sormak istediğim Hebdo Orta Afrika'da Fransa'nın oranın elmas ve uranyum yataklarına el koymak için yine demokrasi bahanesine sarılarak, işgali esnasında Fransız askerlerinin seyri ile Müslümanları ellerindeki palalar ile doğrayan Hrıstiyan Anti-Balaka'yı nasıl çizdiğidir.

Hebdo için hem üzüldüm hem üzülmedim. Üzüldüm çünkü ne denli rahatsız edici olursa olsun sadece bir düşünceyi ifade ettikleri için öldürülmeyi hak etmediler, bu bence kabul edilemez. Kendi adıma fikre karşı fikirle mücadeleyi savunurum. Bu yüzden de hak etmediler diyorum. Ama üzülmüyorum çünkü bay Hebdocular müthiş bir iki yüzlülük içinde egemen rolü oynayarak batı metropollerindeki en diptekiler konumundaki Müslümanların dinleri olan İslam ile en aşağılık biçimde dalga geçtiği için de içimde onlara karşı müthiş bir öfke var. Bu öfke en çok da onların Anarşist olarak egemen sistem tarafından madun konumuna düşürülen Müslümanları aşağılarken Anarşist düşünceye hakaret etmelerindendir.

Mizah anarşist bir silah olarak hep Karnaval ruhunu taşıdı ve ayakları baş, başları ise ayak yaparak egemen nizamı ters yüz etti. Mizah otoriteyi yerinden eden, onu yıkıcı kahkaha ile berhava eden bir şeydir. Osmanlı coğrafyası da dahil her yerde hiciv okları hep İktidarı hedef aldı. Mizah İktidarı değil de İktidarın en alta ittiklerini hedef almaya başladığı anda mizah olma özelliğini kaybeder.

anti balakaMizah ile aşağılama ya da hakaret arasındaki fark ise espri kavramının ortaya koyduğu ince zekadır. Ve Hebdo bunun da güzel bir örneğini verdi. Son çizilen karikatürde IŞİD liderine  harika bir alay mekanizması ile saldırmıştı. O bir iktidardı, o bir tahakkümdü, o bir otoriteydi ve onu aşağılayan, ona hakaret bir çizim yoktu harika bir espri vardı Halife İbrahim diyerek saygı halesi ile sarılan baş katille "yeni yılda herkese sağlık diliyorum" diyerek alay edilmişti. Hedef tam kalbi nişan almış IŞİD'in zalimliğine koca bir nanik yapmıştı. İşte mizah diyeceğimiz ince zeka örneği bir alay ile Otorite yerinden edilmişti. Anarşist yöntem tam da bu olabilirdi.

Peki peygamber nasıl resmedildi diye sorabilirsiniz çıplak bir halde ve popom güzel mi diye sorularak, domalmış bir 70043166pozisyonda çizilerek ve kaba etlerini ortasına yıldız konularak yani aklınıza gelecek en aşağılayıcı en rezil edici pozisyonda. Dahası var; Müslümanları erkek erkeğe öpüşerek çizerek aşağıladı. Aşağıladı diyorum çünkü dünyada milyonların inandığı bir peygamberi rezil eden bir pozisyonda çizmek, Müslüman erkeklerin kendileri için onur kırıcı gördükleri bir biçimde çizerek onları aşağılamak hiç de özgürlük değildir. İfade özgürlüğü bir fikri ifade edebilme özgürlüğüdür, hakaret etme, aşağılama ise ifade özgürlüğü kapsamının ihlal edilmesidir. Peki o muhteşem ifade özgürlüğünü savunan, anarşist Hebdo’muz aynı pozisyonda Hz. İsa'yı  hele de Hz. Musa'yı çizecek olsa ne olurdu. Hemen Nazi olmakla, anti semistist bir faşist olmakla suçlanıp afaroz edilir dahası Fransız kanunlarına göre anti-semitizm suçu işlemekten defteri dürülerek çizdiğine çizileceğine pişman edilerek dibe doğru itilirdi. Kaldı ki bu ırkçı Faşistler -evet İslamofobi bir Irkçılık biçimidir - Anarşistim diyerek aslında Le Pen ile aynı yeri paylaşmış durumdalar. Kaldı ki bu ikiyüzlü zatlar hiç de dürüst değiller. Dergi, 2009 yılında en ünlü çizerlerinden biri olan Maurice Sinet'i Yahudilik'le ilgili karikatürü yüzünden kovmuştu.[1] Dediğim gibi bir dazlağın Türkleri yakarak öldürmeyi savunması ne kadar ifade özgürlüğü ise gettolarda her gün polis terörüne maruz bırakılan Müslüman göçmenleri aşağılamak yani Le Pen’in sözlerini söylemek onun dili olmak, onun eli olmak da ifade özgürlüğü değildir. O karikatürler tepeden tırnağa bir zor ilişkisi taşır, tepeden tırnağa şiddettir.

Evet, tekrar soruyorum Hebdo Libya'da ölen Arapları, Suriye sınırında soğuktan dönen Arapları, Orta Afrika'da Hrıstiyan milisler tarafında tecavüze uğrayan, karınları deşilen Müslümanları nasıl çizdi. Miraj ya da palanın mizahını nasıl yaptı. Bunlarla ilgili hiç bir karikatür göremedim de!

une-charlie-hebdo-mahometBen tam da bu nedenle hepimiz Charlie'yiz diyerek batıya yaranma telaşındaki beyaz Türk solcuları gibi yaranmacılık yapmak yerine Fransız Müslümanlarının Je Suis Ahmet kampanyasını benimsiyorum. çünkü o kendi inandığı peygamberi aşağılayanların hayatlarını savunmak için kendi hayatını verdi. Bu bile Hebdo’ya kapak olmaya yeter ama onların o arsız yüzlerinde en ufak bir utanma işareti olacağını hiç sanmıyorum. O yüzden benim haştag’ım canın cehenneme faşist Hebdo olacak.

Not. Bu yazım kendini batının gördüğü yerden gören ve egemen karşısında ezik konumda olanlar tarafından tepkiyle karşılanacaktır. Hiç dert etmiyorum. Bana ister küfredin, ister nefret ayinleri düzenleyin. Ben Sorbonne’da eğitim gören Varoluşçu özgürlükçü Müslüman Ali Şeraiti'nin dediği gibi sizi rahatsız etmeye geldim, ne diyeyim "dünya hala dönüyor."

[1] http://www.dunyabulteni.net/dunya/319093/charlie-hebdo-yahudiler-icin-cizerini-kovmus

Önceki Yazı:Fransa'da Anarşistlerin İslamla İmtihanı - Sharife Gemie
Sonraki Yazı:Hayvansevicilik, Hayvanı Tabakta Sevmek, Leş Yiyicilik ve Yer'e İtaat - Kıvanç Erdem
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...