19. Anarşinin Antropolojisi: Faşist Korporatizm, Sendikalizm Ve Orta Çağ Komünü - Harold B. Barclay

Birbirine tamamen zıt görüşler arasındaki yakın paralellikleri görmek insanı çoğu zaman şaşırtır. Aslında bazen zıt görüşler birbirine öylesine zıttır ki benzemeye doğru giderler. Faşizm ile anarşizmin, özellikle de devletin ahlakı ve bireyin rolü açısından birbirine tamamen zıt iki ideal olduğu apaçıktır. Gene de, kitapta daha önce belirttiğimiz gibi, devletin yapısının anarşist tanımı, faşist tanıma her zaman aykırı değildir. Temel ve yaşamsal fark, anarşistler devleti ahlaken yanlış olarak görürken, faşistlerin onu doğru ve iyi olarak görmesidir. Faşizm ile anarko-sendikalizm de, ortaçağ komünüyle bağlantılı olduğu ileri sürülen korporatif sistem üzerinden ortak bir tarihsel bağı paylaşırlar.

Daha ironik olanı, ortaçağ komününün sosyal örgütlenme mitinin, hem faşist korporatif kuram için hem de anarko-sendikalist federalizm tasavvuru için bir model olarak kullanılmış olmasıdır. Muhtemelen,  ortaçağ şehir yönetimleri, çeşitli korporasyonların ya da şehri oluşturan loncaların temsilcilerinin bir araya geldiği bir meclisten ibaretti.

Anarko-sendikalist kuramda özgür komün miti, çeşitli ticaret ve zanaat dallarını temsil eden tahminen gönüllü konfedere organların çeşitli kademelerinin bir yönetime dönüşmesinden ibarettir. En üst seviye ulusal ya da dünya konfederasyonudur. Yalnızca mitsel ortaçağ modelinden değil, anarko-sendikalizmden de etkilenmiş olan faşist kuramda, ortaçağ şehri nasıl korporasyon olarak görülüyorsa, ulus-devlet de aynı şekilde görülür. Keza devlet,  çeşitli korporasyonların temsilcilerinin oluşturduğu bir meclis tarafından yönetilir. Faşizmde bunun anlamı, bir segmentin mesleklere göre bölünmüş sendikalar aracılığıyla işgücünü temsil etmesi ve bir diğer segmentin de idareyi temsil etmesidir. Hobbes’un düşüncesinde devlet, bu güçleri kamu yararına iyileştiren muazzam bir hakem olarak görülür. (Elbette ki gerçek işleyişte çıkarlar devleti kontrol eden kliğin ve ikinci olarak da iş dünyasını yönetenlerin çıkarlarını izler.) Sovyet sistemi sendikalist ve faşist modellerin değiştirilmiş bir hali olarak görülebilir. Elbette ki ikincisine daha yakındır, zira gerçekte Sovyet sistemi kapitalistlerin ve işçilerin korporasyonlarını devlet bürokrasisi içinde massetmiştir.

ABD’de Katolik İşçi Hareketi (Catholic Worker Movement) yıllardır, Roma Katolik inancını komünalizm, anarşizm ve pasifizm ile birleştirecek yeni bir toplum için kampanya yürütmektedir. Bununla birlikte, Catholic Worker’ı ve bu hareketin destekçileri tarafından yayımlanmış diğer yazılı materyalleri okumuş olan herhangi biri için hareketin ortaçağ âdetlerine bir geri dönüş arayışında olduğu açıktır; nitekim neredeyse 40 yıl önce komünist Daily Worker’da zaten ona aynen bu eleştiriyi getirmiştir. Catholic Worker’ın anarşizmi romantik ve nostaljik bir özgür ortaçağ komünü nosyonudur. Modelleri otoriter bir korporatif komün varyasyonuna denktir: Kilise devlet halini almıştır.

HAROLD B. BARCLAY

Önceki Yazı:Çıplaklık Özgürlüktür - Dilaver Demirağ
Sonraki Yazı:20. Anarşinin Antropolojisi: Modern Dünyada Anarşi - Harold B. Barclay
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...