27. Anarşinin Antropolojisi - Anarşik Rejimlerde Liderlik Türleri – Harold B. Barclay

Anarşik rejimleri şöyle bir gözden geçirdiğimizde; liderliğe yönelik farklı tavırlar ve farklı liderlik türleri karşımıza çıkar. Çoğu örnekte liderliğe olumlu bir gözle bakılır ve “şef ”  olmak çoğu kişinin düşüdür. Fakat diğer yandan, üstünlük için herhangi bir şekilde çabalamanın kaba ya da ahlak dışı bulunduğu azınlıkta kalan toplumlar da vardır.Liderlik rollerinin vurgulanmasından olabildiğince kaçınılır ve bu roller çok tasvip edilmez. Gene de, tavır ne olursa olsun, herhangi bir grup içinde liderlik modelleri ortaya çıkar ve anarşik rejimler içinde de en azından dört tür liderliği fark edebiliriz:

  1. Büyük Adam
  2. Usta
  3. Kutsal Adam
  4. Yaşlı Adam

Büyük Adam, topluluk içinde nüfuz açısından merkezi konumda bulunan kişidir ve zenginliğinin, ikna etme ve diskur çekme yeteneğinin, bazen de fiziksel gücünün  sonucu olarak ricacıları onu takip eder. Burada Yurok veya Kuzeydoğu Kıyısı Yerli “şef ”leri karşımıza çıkar. Aynı zamanda, Yeni Gine’nin Büyük Adam’ı da bu kategoriye girer.

Usta, özellikle avcı toplayıcı toplumlarda bir üstünlüğe sahiptir. Böylece, iyi avcı olan bir kişi çevresinde onun emirlerini yerine getirmeye ve karnını doyurmaya hazır yandaşlar toplar. Kanada’nın Kutup altı bölgesinde yaşayan Athabascan yerlileri veya Inuitler arasında örnekleri mevcuttur.  Bu rolün çeşitlerine Sanlar ve Pigmeler arasında rastlanır. Samek reisi çobanlıkla geçinen bir halkın baş ustasıdır.

Kutsal Adam, dini bir ideoloji aracılığıyla prestijli biri olarak kabul edilir; herkesin isteyerek, anlaşmazlıklarda arabulucu olarak fikrine uyduğu kişidir. Burada karşımıza Nuerlerin leopar derili şefi veya Imazighenlerin sülaleleri veya marabut aileleri çıkar.  Biraz farklı bir düzen Inuit Şamanları için geçerlidir. Bu kişiler pek arabulucu işlevi görmez, daha ziyade kendi amaçları için halkı kullanır (Kutsal Adam ile Büyük Adam kavramlarının karışımından oluşan bir roldür bu).

Yaşlı Adam bir soyun en yaşlı erkek üyesi olduğu için topluluğun önde gelen üyesidir. Büyük Adam ve Usta statüleri genelde elde edilen statülerdir,  Kutsal Adam statüsü ya elde edilir veya atfedilir. Yaşlı Adam ise tamamen atfedilen bir statüdür,  fakat burada bile biraz başarı unsuru söz konusudur. Dolayısıyla, bazı yaşlılar hitabet yetenekleri nedeniyle veya daha fazla karıları, zenginlikleri, oğulları olduğu için ya da ayinsel veya ezoterik doktrin bilgileri nedeniyle daha fazla öne çıkarlar. Yaşlı Adam kavramı

Avustralyalıların ve özellikle Afrikalı bahçeci toplumların  (Tiv, Konkomba, Tallensi vb.) karakteristiğidir. Bazı baba soylu segmenter  sistemler, mesela Arap bedevileri, Yaşlı Adam ile Kutsal Adam kavramlarını birleştirir.

Daha önce belirtildiği gibi, otorite rasyonel veya irrasyonel olarak düşünülebilir. Yukarıdaki dört tür liderlikle bağlantılı olarak sadece Ustalar rasyonel bir formu temsil eder. Diğerleri aşikâr rasyonellik unsurları taşımakla birlikte, aynı zamanda irrasyonel ve keyfi unsurlar da içerirler. Bu en çok Yaşlı Adam rolü için geçerlidir.

Max Weber’in otorite türlerine dair yaptığı sınıf lama çerçevesinde hem Büyük Adam hem de Kutsal Adam “karizmatik” tipe girer; Yaşlı Adam ise “geleneksel” otoritenin gerontokratik ve patriarkal niteliklerini bir araya getirir. Weber’de Usta rolü için bir karşılık yoktur (Weber, 324 vdğ.).

Muhafazakâr kuram, yöneticiye sunulan takdirin, yöneticinin halka verdiği hizmetlerin karşılığı olduğunu ileri sürer. Demokratlardan anarşistlere geniş bir ideoloji yelpazesinden kişiler bu argümana karşı çıkar. Aslına bakılırsa, yöneticiliğin tüm formlarındaki karşılıklılık, memnun  olmak  için  kendini  kandırma derecesinin  yüksekliğiyle ilgili  görünmektedir.   Eski Mısır’da yaşayan bir köylü ile firavun arasındaki ilişki, mantık sınırları içerisinde nasıl karşılıklı olarak görülebilir? İngiliz kraliyet ailesine yıllar içinde devredilen muazzam zenginlik ile bu ailenin sunduğu varsayılan olumlu hizmetler arasındaki karşılıklılık nerededir? Her yönetici özel ayrıcalıklar edinmez ve tebaasıyla ya da çevresiyle ilişkisinde aslen karşılıklı olmayan bir ilişki geliştirmez mi? Aslına bakılırsa, Pierre Clastres gibi biz de yönetimin bir başka açıdan karşılıklı olmayan bir  ilişki olarak  tanımlanabileceğini söyleyebiliriz. Yönetici bu statünün harika bir örneğidir.

Henry Orenstein iki tür asimetrik mütekabiliyet üzerinde durur: merkezcil ve merkezkaç. İlki hizmetkâr olarak liderdir ve en iyi Pierre Clastres’ın Güney Amerika Yerli şefleri analizinde örneğini bulur. Burada şefin avantajının, güçe karşı bir şüphe ve onu elde etme arzusu ile sonuç bulan, sosyal ilişkilerin temel kuralının – karşılıklılık – çiğnenmesi olarak görüldüğü hatırlanacaktır. Çelişik bir şekilde, şef kendi asimetrik karşılığı tarafından sınırlanır: Karılarının çok sayıda olması onu topluluğa karşı süreğen bir  borca sokar, dolayısıyla sonsuza dek halkına hizmet  etmek zorundadır  ve asla gerçek bir lider olarak cebri güç iddiasında bulunamaz. Bu merkezcil “şef ” kavramı, hükümet ya da devlet örgütlenmelerine karşı işler.

Orenstein, merkezcil lider ve yöneticilerin, bir Güney Amerika Yerli şefi, bir Roma imparatoru  ve demokraside seçimle başa gelmiş  bir  görevli olarak  oldukça  geniş bir  yelpazede varyasyonlarının olduğunu söyleyerek durumu iyice karıştırır. Eğer bu gerçekten doğruysa, bu durum merkezcillik kavramını anlamsız ve gereksiz hale getirir. Merkezcil lider anarşik rejimlerin en saf halinde bulunan liderdir; o bir hizmetkârdır, destekçileri isterse onu hiçbir ceza almadan önemsemeyebilir. Demokratik yoldan seçilmiş bir görevlinin veya Roma imparatorunun önemsenmemesi mümkün müdür?

Merkezkaç mütekabiliyette ise lider veya yönetici itaat ve hizmet talep edebileceği bir ilişki türünü sürdürür. Büyük Adam veya Kutsal Adam diye adlandırdığımız kişilerin normalde merkezkaç ilişkileri vardır. Despotun ve yönetimin ortaya çıkışı bu bağlam çerçevesinde olur.  Fakat konuyu daha fazla derinleştirmeden önce, anarşik rejimlerdeki belli lider tiplerinin belki de ne merkezi ne de merkezkaç türe girdiğini öne süreceğim. Belki de belli rejimlerde liderler sadece her günkü insanların sıradan karşılıklı ilişkileri ile meşgul olurlar. Pigmelerdeki liderlik durumunu düşünün. Burada sadece geçici, oldukça amorf ve “çok merkezli”, yol göstermeye veya saldırgan olmaya hep isteksiz bir liderlik vardır karşımızda. Liderlikten kaynaklı hiçbir özel avantajı yok gibidir ve lider halkına karşı borçlu değildir. Pigme lideri anarşik ideali somutlaştırmaktadır, zira liderlik karakteristiklerini asgariye indirir ve diğerleriyle normal karşılıklı ilişkileri sürdürür.

Harold B. Barclay

Önceki Yazı:26. Anarşinin Antropolojisi - Seçimler ve Karar Alma Süreçleri – Harold B. Barclay
Sonraki Yazı:Seçimler Ve Sistemin Yeni Manipülatör Siyasal Partisi Olarak Hdp - Numan Bey
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...