AKP, Radikal Eleştiri Ve Anarşist İntihar Üzerine Bir Derkenar 2 - Dilaver Demirağ

dilo1-kopyaTam da bu post-kemalizme karşı ancak modernliği geride bırakacak bir siyasal dil karşı koyabilir buna. Yani ilerlemeyi reddeden, kalkınmayı, uygarlaşmayı, kapitalizmi, rasyonalizmi, pozitivizmi, ekonomizmi reddeden ekolojik bir eksene sahip, küçük güzeldir diyerek büyüklük hummasındaki devlete ve kapitalist büyümeciliğe, teknolojiye, modern siyasete ve modern burjuva demokrasisine sırtını dönmüş bir anarşi. Bu değerlerin tümünü terk eden değersel bir göç içinde olan, tahakkümün her biçimine itirazı olan, tahakkümlerden tahakküm beğenmeyerek insan tekinin kendi tekil gücünü aynı anda toplumsal güçle bütünleştiren, toplumu bireye, bireyi de topluma teslim etmeyen bu ikisi arasındaki diyalektik ilişkiyi merkeze alan toplumsal özgürlükçü, tüm bunlardan dolayı da mahremi siyasallaştıran kimlik siyaseti yerine tavizsiz bir eşitliği eksene alan, hiyerarşinin her biçimini reddettiği için akıl ile sezgi, duygu ile akıl arasında bir yarılmayı da reddeden aşkın olanı içkin olan ile birlikte kucaklayabilen etik bir siyasi duruş olarak Anarşi.

Evet AKP'nin alternatifi de ona dönük eleştiri dili de Anarşiye dayanmalıdır. Bunun için de kentli orta sınıf hareketi olmayan onların değerlerini benimsemeyen onların tahayülerinden bile daha özgürlükçü olan Anarşi'yi solcu Anarşizmin elinden kurtarmamız gerek. Çünkü bu sosyalistler ile sidik yarışında olan ve devlet hariç hemen hemen her konuda Sosyalistçe düşünen anlayış Anarşi değil devletçi olmayan sosyalizmdir. Oysaki anarşi bunun çok ötesindedir. Yazının bundan sonraki bölümü de bu solcu anarşizmlerin düştükleri Anarşizm adına tam bir sefalet olan durumlarına dairdir. Ancak yukarıda yazılanlar ile bundan sonraki yazılanlar da aynı minvaldedir yani AKP karşıtlığına dayanan bir siyasi duruşun nasıl sistemin yedek lastiği olabileceğidir.

Numan Bey ve Neyi Unuttuğunuzu Hatırlamak

Tam da bu nedenle Numan Bey'in eleştirisinde kimi ifade olarak sorun teşkil edenler dışında tamamı ile doğru bir ilkesel duruşu olan, seçim bataklığında oy yarışı peşinde koşarak hükümet devirme planları ile çoktan anarşist etiketli bir blankizm biçimini almış reel politik anarşizmlerin HDP çılgınlığına da dur diyerek neyi unuttuğunuzu hatırlayın, demokrasinin ötesinde Anarşist Federasyon ilkesi nereye gitti, temsil eleştirisi yok olmuştur hatırlatmalarına, temsil varsa temsil edilmeme iddiası yok olmuştur türü değerlendirmelerine, anarşizm için temsil edilemezlik prensibine kulak kabartmak gerekir. Eğer Anarşizm bir seçimde kolayca değişecek bir gömlek ise yazık o Anarşizm düşüncesi için iki yüzyıldır verilen emeklere. Bu emekler çoktan heba olmuştur.

Kimse yanlış anlamasın derdim özel olarak HDP karşıtlığı değil, derdim esas olarak Anarşizmin Sistem karşıtı olma biçimindeki sıkı siyasi duruşunun bir kenara atılması. Hiç şüphesiz HDP her siyasi görüş gibi anarşik bir dille siyasi olarak eleştiriye tabi tutulabilir. Bu kendi adıma anarşiye en yakın gördüğüm mevta olmuş Yeşiller Partisi için bile geçerlidir. Yeşiller Hareketine de anarşist bir dille çok ciddi eleştiriler yapılabilir. Sanırım unutulan şey şu: eleştiri düşmanlık gütmek değildir. Şu an yeni sol bir duruş geliştirme çabasında gibi görünen - ama bana göre daha çok sol liberal bir kimlik siyaseti yapan - HDP şüphesiz sistem karşıtı muhalifler tarafından kendilerine daha yakın görülebilir. Bu parti ile gönül bağları da kurulabilir. bunlara hiç bir itirazım olmaz. Bu bağlar ile pek çok siyasi eyleyiş de anarşistler ile HDP yan yana da durabilir. Bunların tümü de anarşist düşünce içinde bir yere oturur. Ama hem Anarşist olunup hem de HDP'ye oy vermeyi öneren "tatava yapma bas geç" tarzında tepeden tırnağa makyevelist bir siyasi oportünizmi ilkesel duruşu ahlaki olarak benimseyen anarşizmle bağalaştıramayız. Anarşist iseniz seçimleri de oy vermeyi de kabul edemezsiniz. Tam da bu nedenle Numan bey belki dil olarak yanlış anlaşılmalara açık olsa da ilkesel olarak tam da anarşist bir duruş nasıl oluru gösteren bir yazı yazdı. Ne yazık ki siyasi olarak müthiş derecede kirlenmiş üstelik ilkesel tutum içinde olduğu içinde anarşistçilik oynayan kesimlerce itibarsızlaştırılmaya çalışılan İtaatsiz'de çıkan bu yazı dolaşıma girmedi. Çünkü Anarşistlerin pek çoğu HDP'nin kanatları altında olarak bir tür güç devşirme derdinde olduğundan ve ilkeleri çoktan yılanın gömleğini soyması misali soyupta attıklarından bu yazı karşılığını bulamadı. Ama kendimi Anarşist ilan etmesem de Anarşi düşüncesini çok değerli bulan bir muhalif olarak Numan Bey'in bu yazısı altın değerinde olan bir yazıdır.

Anarşizme Kurulan Tuzak AKP Karşıtlığı

Son olarak şunu söylemek durumundayım Anarşistler için başa gelebilecek en ciddi tuzak AKP karşıtlığıdır. Anarşistler ilke olarak siyasi parti denilen kuruma mevcudiyeti iktidara gelmek olduğundan dolayı karşıdır, kitle partilerine ise kitle toplumunun totaliterleştirici doğası ile birlikte olduğundan daha da karşıdırlar. Dahası var Anarşizm bizatihi siyasi iktidara karşı çıkan bir siyasi düşüncedir. O yüzden siyasi iktidarda şu ya da bu partinin olması son tahlilde Anarşistlere bir şey ifade etmez çünkü tam da Bakunin'in veciz sözünde hayat bulduğu gibi siyasi iktidar kendi başına bir öznedir ve onun kendi kuraları vardır. Tam da bu yüzden oraya en sistem karşıtı devrimciyi de getirseniz kısa zamanda bir karşı devrimci olacaktır. Çünkü siyasi iktidar kendi işlevselliği içinde onu dönüştürecektir. Bu bakımdan merkeze karşı çevrenin itirazı olarak vücut bulmuş bu yönü ile de müesses nizama bir itiraz olan AKP'nin iktidar da tam tersine dönüşerek bir merkez haline gelmesi tam da siyasal iktidarın kendi kurumsal mevcudiyetini sürdürme işlevselliğinin doğal bir tezahürüdür. Bu bakımdan Tüm İktidar Sovyetlere diyen Bolşeviklerin İktidar sürecinde Sovyetlerin en yaman düşmanı olması gibi AKP'de iktidar olunca Kemalist bir parti haline geldi. Tıpkı onun gibi iktidar eli ile sosyal dünyayı dönüştürmeye niyetlenen Kemalizm gibi. Kemalizm dindar bir toplumu seküler bir toplum yapmayı amaçlıyordu. AKP ise seküler gördüğü toplumu Sünni islama uygun bir hale getirmek istiyor. Bunu engellemenin yolu tutupta HDP'ye oy vermek için kampanya düzenlemek değil kendi siyasal örgütlenmesi (siyasal organizasyonları ile) buna karşı toplumu örgütleyebilme becerisini kazanabilmektir. Anarşistler bunu yapabildikleri oranda kendilerine devrimci sıfatını uygun bulabilirler aksi halde onlar Anarşist değil liberal olurlar.

Tüm bu sapmaların nedeni ise Anarşistlerin de solcular gibi Hasseten AKP karşıtı olmaları ve AKP'yi sistem eksenli bir eleştiri içinde değerlendirmek yerine ÖDP ve TKP benzeri değerlendirmelere sahip olmalarıdır. Dahası Anarşistlerin bu ülkede solculuk gibi İslam konusunda İslamofobik bir oryantalizmi aşamamaları nedeni ile toplumsallaşarak devrimci bir özneye dönüşememeleri, Anarşistleri bir beyaz Türk hareketi olmaktan kurtaramadı ve Anarşizm bu ülkede Sol Kemalizm'in en radikal uç beyi oluverdi. Bu ise ancak Anarşizmin intiharı olur.

Anarşistler hükümette kim olduğu ile değil Hükümetin kendisi ile ilgilenirler Anarşizmin temel itirazı Hükümetteki - zaten hükümet kelimesi de Anarşizmin en yaman siyasal düşmanı olan Hükmetmekten türetilmiş bir sözcüktür - siyasi partiye değil modern devlet aygıtının yönetsel mekanizması olarak bizzat Hükümete karşı mevzilenirler. Anarşizm tarihi boyunca bunu yaptı. 19 yy'da da bunu yaptı 1968'de de Kapitalist Küreselleşme Karşıtı Mücadele ekseninde de.

O kara bloklar, o beyaz tulumlular Cumhuriyetçilere karşı Demokratların ya da bu ikisine alternatif olma iddiasındaki yeşillerin yanında yer alsalardı bugün bu topraklarda onlara sempati duyanlar olmazdı. Hasılı  bu yazı kendine haksız yere Anarşist sıfatını layık gören "bas geç"çilere karşı neyi unuttuğunuzu hatırlayın dese de bu yazı bu oportünist kariyerci makyevelist sahtekarlara dönük yazılmadı. Bu yazı HDP'cilik PKK'cılık yapan anarşistlere "sayıyla kendinize gelin" demek, dahası onların etkilediği anarşizme samimi ilgi duyanlara dönük olarak bu karikatürize edilmiş olanın Anarşizm olmadığını göstermek için yazıldı.

Devlete yerleşerek bizzat devletin kendisi haline gelen AKP'ye karşı en iyi ilaç HDP-PKK çizgisi değil devleti takmayan Anarşidir. Yeter ki Anarşi bu topraklarda iğdiş edilmiş bir hale sokulan sözde Anarşizmle başka bir şeye dönüştürülmesin. Anarşi AKP'yi de, tüm siyasal iktidar biçimlerini de alaşağı edebilecek yeterlilikte bir siyasal anlayıştır. Onun öz örgütlenme deneyimi izlenecek olursa bunu başarmak da zor değildir.

Not 1: Bu uzun yazı alternatif konusunda yeterli olmadığı gibi şahsi olarak çok daha siyasal teori ekseninde AKP ve Devleti eksene alan bir yazı niteliği de kazanamadı bu bakımdan da beni çok tatmin etmedi. Bunları başka yazılarda tamamlamak boyun borcumdur.

Not 2: Bundan bir kaç yıl önce de seçimlere bağımsız adaylar ile giren HDP'ye karşı yine aynı anarşist etiketli sahtekar makyevelist çevre Anarşistlere HDP'ye destek verin çağrısı yapmıştı. Bu eksende bir toplantı da yapılmıştı. O toplantıda eski Kara- Efendisiz çevresinden bir anarşist arkadaş şunu söylemişti. Ben kendi adıma asla oy kullanmam. Bunu kendi anarşist duruşumla bağdaştırmam ama şahsen gidip oy kullanacak arkadaşlara da bu tercihlerine anarşizmi karıştırmadıkları sürece itiraz etmem. O toplantıda ben de o arkadaş gibi bu çağrının anarşistlere "Bağımsızlara oy verin" şeklinde bir kampanyaya daveti uygun bulmadığımı, bunu tutarsız bulduğumu belirtmiştim ve kendi adıma gidip seçimde oy verecek olsam da bunu asla anarşistlerin geneline yönelik bir tavır olarak ifade etmeyeceğimi söylemiştim. Hala da aynı fikirdeyim. Zaman zaman Erdoğanizme karşı bir dalgakıran olarak HDP'ye oy vermek ile yoldaşım Alişan gibi asla oy vermem diyen bir tavır arasında gidip geliyorum. Ama düşündüğüm de o toplantıdaki arkadaş ve yoldaşım Alişan’a da tutarlıkları nedeni ile içimde bir utanma duygusu da oluşmuyor değil. Onlar bana oranla çok daha tutarlı bir duruş içindeler. Sanırım HDP tavrımda Erdoğan kibri ve onun tiranlık, diktatorus olmak şeklindeki Başkanlık hülyaları, kendi halife olma rüyası uğruna bu ülkenin gençlerini tabutlar içinde ülkeye getirmek niyeti şeklindeki pozisyonuna dair içimden yükselen nefret duygusu buna yol açıyor. Ama yine de şunu net söylüyorum. Bu tamamı ile benim kişisel tercihim hiç kimseye nereye oy verip vermeyeceğini söylemem, bu hem haddini aşmaktır, hem de içimde kalan son anarşiste de kurşun sıkmaktır. Hayır! Anarşistlere çok öfkeli olsam da içimdeki Anarşisti öldürmeyeceğim.

Önceki Yazı:AKP, Radikal Eleştiri Ve Anarşist İntihar Üzerine Bir Derkenar 1 - Dilaver Demirağ
Sonraki Yazı:Temsil Bir Oyundur, Seçimse Bir Yalan: Seçim Tartışmaları Üzerine Bazı Notlar – Numan Bey
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...