Suriye’de Hangi Taraf Kazanırsa Kazansın Amerika Kaybedecek - Edward N. Luttwak

ABD’nin uygun görebileceği tek bir muhtemel sonuç bulunmakta: Belirsiz bir beraberlik. El-Kaide bağlantılı köktenci savaşçılara karşı Esad’ın ordusunu ve onun İranlı ve Hizbullah müttefiklerinin bağlanması suretiyle Washington’un dört düşmanı kendi aralarında savaşmakla uğraşacak ve bunların Amerikalılar’a veya Amerika’nın müttefiklerine saldırıları önlenecektir. Bunun şu anda en iyi çözüm olması çok talihsiz, aslında trajik, ancak bu düşüncenin lehinde bir tavır almak Suriye halkına acımasız bir dayatma değil çünkü onların çoğu tam da aynı açmazla yüzleşmekte.

Çarşamba günü insan hakları eylemcilerinin yüzlerce sivilin öldüğünü iddia ettiği Şam’ın kenar mahallelerine yapılan kitlesel kimyasal saldırıyla ilgili haberler ortaya çıktı. Bu da Mısır’daki kriz daha kötüleşirken dahi Suriye’nin sürmekte olan iç savaşını Beyaz Saray’ın dış politika radarına geri getiriyor.    Fakat Obama yönetimi Suriye’nin iç savaşına daha çok zorla müdahale şeklinde ayartılmaya direnmeli. İki taraftan herhangi birinin kazanması ABD için aynı derecede arzu edilmez olacaktır.   Bu noktada bu açmazın uzaması Amerikan çıkarlarına zarar vermeyecek tek sonuçtur.

Aslında Beşar el-Esad rejimi, isyanı tamamen bastırıp tüm ülkede kontrolünü yeniden tesis ettikten sonra muzaffer olarak ortaya çıkarsa felaket olur. İran parası, silahları ve ajanları ve Hizbullah birlikleri savaşın ana unsurları haline gelmiş durumda ve Esad’ın zaferi Şii İran ve Hizbullah’ın ve Lübnandaki vekilinin iktidarını ve prestijini çarpıcı bir biçimde teyit edecek-hem Sünni Arap devletlerine hem İsrail’e doğrudan tehdit teşkil edecektir.

Fakat aynı şekilde asilerin zaferi de ABD ve ABD’nin Avrupa ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin pek çoğu açısından çok tehlikeli olacaktır. Bunun nedeni bir kısmı El-Kaide ile özdeşleşen aşırı grupların Suriye’de savaşan en etkili güç haline gelmesidir. Eğer bu asi gruplar kazanmayı başarırsa, ABD’ye düşman bir hükümet kurmaya çalışacakları neredeyse kesin. Dahası, mücahitlerin zafer kazanması halinde İsrail kuzey sınırında huzur bekleyemeyecektir.

İsyan iki yıl once başladığında işler daha az sıkıntılı görünüyordu. O zamanlar bir bütün olarak Suriye toplumunun korkudan sıyrılıp Esad’ın diktatörlüğüne bir son verme talebi ile ortaya çıktığı zannediliyordu. O zamanlar o veya bu çeşit bir ılımlı grubun Ead rejimininin yerine geçeceğini ummak gerçekçiydi çünkü nüfusun büyük bir bölümünü teşkil ediyorlardı. Savaşın çok sürmeyeceğini düşünmek makuldü çünkü Suriye ile uzun bir sınıra ve güçlü bir orduya sahip daha büyük bir ülke olan Türkiye’nin savaşı bitrmek için gücünü kullanacağını beklemek de makuldü.

2011 ortalarında Suriye’de şiddet başlar başlamaz Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yüksek sesle işin bitmesini talep etti. Teslim olmak için gözü korkmak yerine Esad’ın sözcüsü kamu önünde Erdoğan ile alay etmiş, bu arada silahlı kuvvetleri bir Türk Savaş uçağını vurmuş, öncesinde Türk bölgesine tekrar tekrar top atışlarında bulunmuş ve bir Türk sınır geçişinde ölümcül bir bomba aracı yerleştirmiştir. Herkes açısından sürpriz bir şekilde missilleme gerçekleşmedi. Bunun sebebi Türkiye’nin kendi hükümetine güvenmeyen büyük ve huzursuz bir azınlık nüfusa sahip olması ve kendisinin de ordusuna güvenmemesidir. Sonuç güç yerine felç olmuş, Erdoğan’ı hemen yanıbaşındaki iç savaşın güçsüz bir seyircisi olarak bırakmıştır. Sonuçta ABD’nin silahlarla, istihbaratla ve tavsiyeyle destekleyebileceği Türkiye-temelli ve Türk-gözetiminde bir isyan yerine Suriye anarşik şiddetle dirlik bulamamıştır.

SAVAŞ KÖKTENCİ SAVAŞ AĞALARI ELİYLE YÜRÜTÜLÜYOR

Bugün savaş, küçük savaş ağaları ve her çeşit tehlikeli köktenci tarafından yürütülmekte: kendi yabancı yöntemlerini taklit etmekte başarısız olan dindar Sünnileri dahi döven ve öldüren Taliban-türü Selefi fanatikler, sırf dinleri nedeniyle masum Alevileri ve Hristiyanları öldüren Sünni köktenciler, Avrupa’yı ve ABD’Yİ hedef alan küresel cihad için Suriye’yi bir üsse çevirme niyetlerini ilan eden Irak’tan ve tüm dünyadan mücahitler.

Bu iç karartıcı gidişat dikkate alındığında, her iki taraf için kati bir sonuç ABD açısından kabul edilemez olacaktır.  Esad rejiminin İran-desteğinde restorasyonu halinde İran’ın gücü ve statüsü tüm Ortadoğu’da artarken, köktencilerin egemen olduğu asilerin muzaffer olması durumunda yeni bir El-Kaide terör dalgası başlayacaktır.

ABD’nin uygun görebileceği tek bir muhtemel sonuç bulunmakta: belirsiz bir beraberlik. El-Kaide bağlantılı köktenci savaşçılara karşı Esad’ın ordusunu ve onun İranlı ve Hizbullah müttefiklerinin bağlanması suretiyle Washington’un dört düşmanı kendi aralarında savaşmakla uğraşacak ve bunların Amerikalılar’a veya Amerika’nın müttefiklerine saldırıları önlenecektir. Bunun şu anda en iyi çözüm olması çok talihsiz, aslında trajik, ancak bu düşüncenin lehinde bir tavır almak Suriye halkına acımasız bir dayatma değil çünkü onların çoğu tam da aynı açmazla yüzleşmekte.

Sünni-olmayan Suriyeliler asilerin kazanması halinde sadece toplumsal dışlanma ve hatta yekten bir katliam bekleyebilir. Öte yandan köktenci olmayan Sünni çoğunluk Esad rejiminin kazanması halinde yeni bir politik baskıyla yüzleşmek durumunda kalacaktır. Ve asilerin kazanması halinde, korkunç yasaklar da koyacak köktenci yöneticilerin yönetimi altında ılımlı Sünniler politik açıdan marjinalleşecektir.

Bu açmazın muhafazası Amerika’nın hedefi olmalıdır. Ve bunu başarmanın tek bir muhtemel yolu Esad’ın güçleri üstün gelir gibi olduğunda asileri silahlandırmak ve asilerin kazanıyor gibi olması durumunda asilere bu arzı kesmektir.

Bu strateji aslında Obama yönetiminin şu ana kadar ki politikasını aşağı yukarı özetlemektedir. Başkan’ın ihtiyatlı zaptını sinik pasiflik olarak ayıplayanlar tek olası alternatif konusunda dürüst olmalıdırlar: hem Esad’ı hem de Esad’ın rejimine karşı savaşan köktencileri yenecek geniş çaplı bir işgal.   Bu, Amerika işgali altında bir Suriye’ye yol açacaktır. Ve çok az Amerikalı bugün Orta Doğu’da maliyetli ikinci bir askeri macerayı desteklemek eğilimindedir.

Herhangi bir tarafa doğru atılacak kesin bir hamle Amerika’yı tehlikeye sokacaktır; bu aşamada elde kalan en geçerli siyaset seçeneği bu açmazın devam etmesidir.

24 Ağustos 2013 - New York Times’tan Çev: Nesrin Aytekin

Önceki Yazı:Bir İktidar Tekniği Olarak Modern Devlet: Yüksek Modernizm Ve Devlet – Dilaver Demirağ
Sonraki Yazı:İslam Devleti Savaşıyla İlgili En Kötü Yedi Senaryo - Peter Van Buren
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...