Errico Malatesta Ve Toplumsal Mücadele – Vernon Richards -1-

"Böylece Cafiero ile birlikte İsviçre’den ayrıldım. Hastaydım, kan tükürüyordum, verem olduğum söylenmişti, az ya da çok... Gece Gothard’ı geçerken soğuk aldım (o zaman tünel yoktu ve karlı dağları geçmek epeyce çaba gerektiriyordu) Bakunin’in Zürih’te kaldığı eve vardığımda ateşler içinde öksürüyordum.

İlk selamlaşmalardan sonra, Bakunin portatif bir karyola hazırladı ve -neredeyse zorlayarak- yatağa uzanmamı söyledi, bütün battaniyeleri üzerime örterek ısrarla orada sessizce yatıp uyumamı istedi. Tüm bunlar, beni derinden etkileyen özen ve anne şefkatiyle yapılmıştı.

Yatakta battaniyelere sanlı yatarken -oradaki herkes uyuduğumu sanıyordu- Bakunin’in benim hakkımda güzel şeyler fısıldadığını duydum ve daha sonra üzgün bir şekilde şunlan ekledi: ‘Bu kadar hasta olması ne yazık; çok kısa bir zaman sonra onu kaybedeceğiz, altı aydan fazla dayanamaz.’”

Malatesta, Bakunin ile 1872’de ilk karşılaşmasının bu dokunaklı tasvirini 1926 yılında, 73 yaşındayken yazdığında Bakunin elli yıldır mezarında yatıyordu.

Diğerleri de Malatesta’nın sağlığının kötü olmasına üzülüyorlardı. Cafiero (1875 yılında bir mektupta) “zavallı Malatesta verem hastalığına yakalandı” diyor ve zalimlerin amacının şüphesiz “böylesine genç ve asil bir yaşamı hapishane hücresinin sessiz ve pis kokulu duvarları arasında boğmak”2 olduğunu düşünüyordu. Borghi, Malatestâ’nın “solunum sisteminin yaşamı boyunca zayıf noktası olduğunu” belirtiyor ve ekliyordu: “1920-21’in soğuk kışı boyunca Milano’ daki pis kokulu hücresinde solunum nöbetlerinin yarattığı krizlerden çektiklerini asla unutamayacağım.”3

Yaşamımın son yıllarındaki eşi Elena Melli, Damiani’ye yazdığı bir mektupta (28 Temmuz 1932) yaşamının son haftalarım anlatıyor: “Birkaç hafta önce yine kötüleşmişti, ama atlattı; solunum yollarından kaynaklanan zatürreesi de geçmişti. Daha iyi ve tehlikeyi atlatmış görünüyordu; ama sürekli zayıfladığı, günden güne fark ediliyordu. Öleceğine inanmıyordu ama sol tarafından gelen bir nöbet soluğunu tıkadı... Bu son birkaç gün süresince zorlukla nefes alıyordu. Beş saatte bir aldığı 1500 litre oksijene rağmen nefes almakta zorluk çekiyordu... Cuma günü öldü, ayın 22’sinde [Temmuz 1932] öğleyin 12.20’de.”4

-2-

George Woodcock, Anarşizm’in tarihinde şöyle yazıyor5: “1871 yılının ortalarında, ilk mücadelelere katılmış olup Bakunin’in etrafında toplanan kıdemlilerden farklı bir karaktere sahip yeni bir militanlar grubu ortaya çıktı. Liderleri Carlo Cafiero, Errico Malatesta ve Carmelo Palladino, Güney İtalya’daki toprak sahiplerinin eğitimli çocukları olan yirmili yaşların başındaki genç adamlardı; hepsi de köylülerin yoksul olduğu bölgelerden geliyordu... aslında aynı on yıl içinde yakıcı bir şekilde “halka gitme’ arzusu duyan vicdanlı Rus soylularının İtalyan benzerleriydiler.”

Bu karşılaştırma, en azından Malatesta ile ilgili olarak, gerçeklere uymamaktadır.

(Palladino hakkında 1869-1871 yıllan arasında Enternasyonalin Napoli Seksiyonunda oldukça aktif olan genç bir avukat olması; 1872’nin sonlarına doğru Cafiero ile birlikte Bakunin’i ziyaret etmesi, 1874’te İtalyan isyan hareketinin başarısızlığa uğramasının ardından aynı yıl Locamo’ya gitmesi ama “yıllar sonra trajik şartlarda öldüğü yere” Cagnamo Varamo’ya dönmesi dışında çok fazla bilgi bulunmamakta.6)

Carlo Cafiero -1846’da “zengin ve gerici bir aile”nin çocuğu olarak Barletta’da doğdu-7 Marx’ın İtalya ve İspanya’yı Marksizme doğru çekmeye yardım etmek üzere kullanılmasını istediği Londra Enternasyonalinin bir üyesiydi. Fakat o, İtalya’ya, kısmen Malatesta’nın gayret ve çabaları sonucu değişmiş olarak döndü. Bir sonraki yıl bu “değişim”i Bakunin tamamladı. 1882 yılında sosyal demokrat amaçlan destekleyene kadar aktif roller aldı. Bir yıl sonra Cafiero’da bir daha asla iyileşmeyecek ruhsal bozukluklar başladı. 1892’de bir akıl hastanesinde öldü.)

Errico Malatesta, Santa Maria Capua Vetere’de (Caserta eyaletinde, on bin nüfuslu bir garnizon kenti) 14 Aralık 1853’ e doğdu. Aile geçmişi hakkında çok az şey biliyoruz. Asil bir soydan geldiği asılsız bir genel kanı. Fabbri8 Malatesta’nın babasını “ılımlı liberal düşüncelere sahip bir adam” ve “zengin bir mal sahibi” olarak anlatıyor. Nettlau’ya9 göreyse aile ticaretle ilgileniyor ve küçük buıjuva sınıfi”ndan geliyordu; bu düşünce, 15. yüzyılda Tanrıya ve sevgilisi Isotta’ya bir tapınak diken “ünlü Rimini tiranı” Sigismundo Malatesta’ ın soyundan geldiği söylentisinin Malatesta’yı her zaman çok güldürdüğünü anlatan Borghi10' tarafından da onaylanıor. Asil kan, onun damarlarında hiç dolaşmadı. “Annesi ve babası mütevazı toprak sahipleriydiler.”

Malatesta’nın 1872(11) yılında Bakunin ile ilk karşılaşmanda kendi anlattıklarından annesi, babası, bir erkek kardeşi ve kız kardeşinin “solunum şikayetleri” yüzünden öldükleri ni öğreniyoruz; ayrıca, Guiseppe Fanelli’nin politik anılarını yazdığı bir makalesinde (1871) şu açıklamayı yapıyor: “Öğrencıliğim esnasında anne ve babamızın ölümünden sonra ben ve erkek kardeşim, bize annelik eden yaşlı bir teyzeyle birlikte yaşıyorduk.”13'

“Enternasyonal, İtalya’da adalet aşkıyla sınıflarını terk eden burjuvalar tarafından 1872 yılında tanıtıldı ve daha sonra birçok yere yayıldı; çoğunluğunu, en azından önderleri i aktif elemanları emekçiler değil, orta ve aşağı-orta sınıftan gelen genç insanlar oluşturuyordu.”

-3-

1871 yılının ortalarında “Malatesta yirmili yaşlarının başlarında değildi”; 17 yaşını henüz tamamlamıştı ve politik mücadelede öteden beri aktifti.

On dört yaşındayken Kral II. Victor Emmanuel’e yerel aletsizliği protesto ettiği bir mektup göndermişti. Fabbri’ nin “küstah ve tehditkâr bir mektup” olarak nitelendirdiğibu mektup Otorite tarafından da yeterince ciddi bir tepkiyle karşılandı ve onun tutuklanma emrini vermelerine neden oldu (25 Mart 1868). Babası, arkadaşlarının yardımıyla serbest bırakılmasını sağladı ve böylece “ailesi, Kraliyetin sadık bir tebaası olarak, eğitimini ihmal ettiği gerekçesiyle” özel bir okula gönderilme tehlikesinden de kurtulmuş oldu.*15’ Serbest bırakıldığı günün akşamı yemek yerken, baba oğluyla yakınlaşmaya ya da en azından onu gelecekte daha tedbirli olması için uyarmaya çalıştı Ama Fabbri’nin bize anlat tığına göre Malatesta’nın tavrı öylesine uzlaşmazdı ki babas: gözleri yaşararak sadece “benim zavallı oğlum, bunu sanı söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama bu gidişle darağacını boy layacaksım” diyebildi.16

İki yıl sonra (1870) Angiolini’nin 17 söylediğine göre Napoli’deki bir gösterinin ardından tutuklanarak mahkûm edildi ve bir yıl süreyle (tıp öğrenimi gördüğü) Napoli Üniversitesi’nden “uzaklaştırıldı".

Malatesta’nın eğitimi Santa Maria lisesinde başlamıştı, ama kısa zaman sonra ailesiyle birlikte Napoli’ye taşınaral eski Yunan ve Latin edebiyatı eğitimi aldığı (dini kurallar sadık bir eğitimin olduğu) Scolopian okuluna devam etti.*18

 ‘Ben o zamanlar (1868) kendini retorik, Roma Tarihi ve Gioberti felsefesine adayan genç bir adamdım. Öğretmenilerim modem bir okulun saçma ve bozuk ortamında, entelektüel akıl sağlığımı ve kalbimin duruluğunu koruyabilmem içi beni kainatın güçlerine boğmayı başaramadılar.”19’

Seolopian’dan sonra Napoli Üniversitesinde Tıbbiyeye devam etti. Tıp eğitiminin ancak üç yılını tamamlamışken Enternasyonal’e katıldı; bu ciddi kararı izleyen yıllarda politika ve devrimci hareketle öylesine meşguldü ki tıp eğitimini tamamlaması mümkün olmadı.20’

-4-

14 yaşındayken adım adım bir Cumhuriyetçi olmaktaydı ve “Evrensel Cumhuriyetçiler Birliği”ne üye olmak için başvuruda bulundu. Ama Mazzini, çok fazla sosyalist eğilimli olduğunu ve kısa zaman sonra Enternasyonal’e katılabileceğini söyleyerek başvurusunu kabul etmedi. O zamana kadar Malatesta’nın Enternasyonal hakkında bilgisi yoktu. Doyumsuz merakının tatmin edilmesi gerekiyordu; bu nedenle daha fazla bilgi sahibi olmak için araştırmaya koyuldu; araşt ırmaları sırasında Enternasyonalin İtalya seksiyonunun birkaç üyesiyle karşılaştı; Fanelli ve Palladino’dan etkilendi. Paris Komünü’nün esin verici olaylarından birkaç ay sonra, 1871’de Entemasyonal’e katıldı. Napoli Seksiyonuna girişi, seksiyon içerisindeki aktivitelerde yeni bir dönemin başlanngcı oldu. Bir emekçi grubuyla birlikte Malatesta’nın öğrenci arkadaşları da onu izledi.21 O sadece geniş bir çalışma kapasitesi göstermiyordu, aynı zamanda yaşamı boyunca edindiği hünerleriyle çevresindekileri de etkiliyordu.

Uzun yıllar sonra, Entemasyonalistlerin “pespembe umutlar beslediği ve amaçları uğruna her zaman her fedakârlığa hazır” olduğu “coşku dolu” günlerde, bir militanın yaşadığını anlatması gerekti.22

“Propaganda için herkes elinden geleni hatta daha da fazlasinı yaptı; paraya ihtiyaç duyduğumuzda ailelerimizin bizi azarlamasını göze alarak ev eşyalarımızı memnuniyetle sattık. Propaganda için işlerimizi ve eğitimimizi ihmal ettik. Ne dursa olsun devrim yapılmalı, tüm koşullar düzeltilmeliydi! Sık sık hapsedildik ama oradan daha da enerji dolu olarak çıktık; işkenceler sadece coşkumuzu artırdı. O zaman çektiğimiz işkencelerin, daha sonrakilerle karşılaştırıldığında şaka gibi kaldığı bir gerçek. O zamanki rejim, bir dizi devrime karşı tepki sonucu ortaya çıkmıştı ve otoriteler, özgürlük isteğiyle politik mücadeleye katılan ve bu mücadeleyi destekleyen özellikle kentlerdeki işçilere karşı başından itibaren acımasız bir tavır sergilediler; aynı huzursuzluk durumu, rejim olarak ortadan kalkan, ancak güçlenerek yeniden beliren Bourbon ve Avusturya hükümdarları için de söz konusuydu, ulusal bağımsızlık mücadelesi geri planda kalmıştı.”22

Ama Malatesta, o dönemlerde kendilerini heyecanlandıran tüm hatalı politik tahminleri belirtmekte de tereddüt etmedi.

“Biz, halkın durumundan hoşnut olmadığına inandık, halka acı veren yoksulluk gerçekten tahammül edilemez olduğu için örnek olmamızın yeterli olacağını düşündük ve emekçi kitlelerin burjuvaziye karşı çıkması, toprağı, fabrikaları, kendi emekleriyle üretilen ancak ellerinden alınan her şeyi ele geçirmeleri için elimizde silahlarla ‘kahrolsun soylular’ sloganını atmaya başladık. Ve o sırada elbette insanların yeteneklerinin, eşitlikçi ve liberter içgüdülerinin faziletine mistik bir inanç beslemiştik.

O zamanki ve daha sonraki (ve daha önceki) olaylar gerçeklerden ne kadar uzak olduğumuzu gösterdi. Bireysel hakların farkında olunmadığında ve eyleme yol gösteren bir düşünce olmadığında açlığın devrimlerle sonuçlanamayacağı gayet açıktı; olsa olsa ara sıra görülen başkaldırılara neden olurdu ki bunları da senyörler, kiralık katillerine ateş emri vermeye gerek kalmadan, halka ekmek dağıtarak ya da gürültülü insan kalabalığına balkonlarından bozuk para atarak kolayca kontrol altına alabilirdi. Eğer arzularımız düşünce gücümüzü körleştirmeseydi, açlığın, iç karartıcı, dolayısıyla karşı devrimci etkisini; propagandamızın daha az baskı altında tutulan bölgelerdeki emekçiler ve özellikle daha az mali sıkıntıda bulunan zanaatkârlar arasında çok daha etkili olacağı gerçeğini kolaylıkla görebilirdik”

Düşlerinin ayrıntıları arasında boğularak gerçekliği asla dikkate almayan birçok devrimcinin aksine Malatesta, siyasi yaşamının ilk döneminde, öğretmenlerinin ve çağdaşlarının tüm teorilerini ve umutlarını gerçekliğin eleştirel sınamasına tabi kılıyordu. Bununla birlikte belirtilmesi gereken bir şey var ki, misyoner gibi davranan hayalperest devrimcileri ve durup düşünenleri küçümseyen, eylemi her şeyin üzerinde gören eylemciler, ne kadar sık ortaya çıkarlarsa çıksınlar, kısa zaman içinde misyoner gayretini kaybederler ve bu enerjileriyle daha dünyevi arayışların peşinden koşmaya eğilim gösterirlerken, Malatesta asla devrimci eylemini terk etmedi ve asla iyimserliğini kaybetmedi; gelecekteki herhangi bir anarşist ya da sosyalist mutlu döneme olan kör inançtan daha güçlü olan bu iyimserlik, kendine ve en yakın arkadaşlarına duyduğu güvende görülmelidir.23

1884 (23) yılında, otuz yaşındayken yazdığı otobiyografi niteliğindeki nadir bir makalesinde gençlere hem uyarıda bulunmak hem de onları teşvik etmek isteyen bir genç olarak duygularını, “ideal bir dünya” hayallerini ve “cumhuriyet”e olan inancanı -bu dava uğruna ilk defa bir kraliyet hapishanesine düşmüştü- belirtir ve gerçeklik dünyasına girdiğinin farkında olarak, ideal dünyasına ulaşmak için hangi sorunların üstesinden gelinmesi gerektiğini ve cumhuriyetin aslınla herhangi bir diğer hükümetten farksız olduğunu, hatta  bazen daha da kötü olduğunu anlatır.

-5-

Malatesta, herhangi bir kişinin değerini küçümsemeden ya da başkalarının üstün niteliklerini veya kendi gelişimi üzerindeki etkilerini göz ardı etmeden, kişiye tapınmanın tehlikelerini genç yaşta fark etmişti. Gençliğinin ilk yıllarınla “önemli kişiler” arasında -Garibaldi, Mazzini, Marx ve Baninin- bir seçim yapma gerekliliği ona kişiliklerle fikirlerin birleştirilmesinden doğan tehlikeleri sezebilme gücünü kazandırmıştı. Ekim 1876’da Bern’de düzenlenen VIII. Enternasyonal Emekçiler Birliği Kongresine katılan İtalyan delegeler arasında yer alan Malatesta, kendilerini Bakuninci olacak adlandırma alışkanlığını ya da Bakuninci olarak tanınmalarını protesto ederek şunlan söyledi: “Çünkü Bakunin’in tüm teorik ve pratik fikirlerini paylaşmadığımızı görüyorum ve daha da önemlisi biz insanları değil düşünceleri takip ederiz ve bir ilkeyi bir insanda daimleştirme alışkanlığına karşı çıkarız.”24.

Mazzini ile ilgili olarak da şunları söylüyordu: “Muhtemelen yıllarca devrimci hareket hakkında ahkâm kesmekten yoksun bırakılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla Komün’ü ve Enternasyonali sert bir dille eleştirmiş ve taraftarlarının girişimde bulunmalarına engel olmuştur.”25  Aynca Malatesta yazılarında Garibaldi yandaşlarından ve “duçelerinden” de bahsetmiştir.26 (Mussolini kendinden “il duçe” olarak bahsetmiştir ve Malatesta’nın Garibaldi’ye ilişkin bu sözleri 1928’de, Mussolini’nin gücü doruğuna ulaşmışken söylediği düşünülecek olursa, terimin Garibaldi için iltifat olarak kabul edilmesi pek olası değil!)

Bununla birlikte, belki de üstün insan fikrine karşı çıktığı için çağdaşlarının ve “akıl hocaları”nın niteliklerini ve başarılarını gösterirken cömert olduğu kadar, onların kişisel zayıflıklarını ve siyasi hatalar olarak adlandırdığı yanlışlarını eleştirirken de o kadar uzlaşmazdı. Bu yaklaşım, Malatesta’nın Kropotkin’le ilgili anılarında yer verdiği makalesinde -biyografi notlarının sonunda yer almaktadır- ve Mazzini’yi kısa, ama yürekli savunmasında (1922) oldukça güzel bir şekilde açıklanıyor: “Biz Mazzini’ye karşıyız, onun sosyal mücadeleyi anlayış tarzına, İtalya ve Roma’ya atfettiği ilahi göreve ve dinsel dogmatizmine karşıyız.

Mücadelenin sıcak ortamında olduğu gibi her iki tarafta da daima taşkınlıklar ve yanlış anlamalar vardı; ama objektif bakacak olursak bizi teşvik eden duygularla, yürekten kabul ettiğimiz bir şey var ki: Biz Mazzini taraftarıyız, tıpkı onun bir Entemasyonalist olduğu gibi.

Felsefî kavramlarda hâlâ temel farklılıklar olduğu gibi, yöntemlerimizde de temel farklar olmuştur ve olacaktır da; fakat harekete geçiren ruh hep aynıydı. İnsanlar arasında sevgi ve kardeşlik, sosyal adalet ve dayanışma, fedakârlık ve görev ruhu. Ve ayrıca monarşinin tüm kuruluşlarına karşı kararlı ve uzlaşmaz nefret.”27

- İngilizceden Çeviren: Zühal Kiraz. Kaos Yayınlarının yayınlamış olduğu, VERNON RICHARDS’ın derlediği bu biyografi gene Vernon Richards tarafından yazılmış ve onun “Errico Malatesta Hayatı ve Fikirleri” adlı kitabından alınmıştır.

devam edecek...

KAYNAKLAR

  1. Pensiero e Volontâ, 1 Temmuz 19%.
  2. Max Nettlau, Erriao Malatesta -La Vida de un Anarquista (Errico Malatesta - Bir Anarşistin Hayatı), Buenos Aires, 1923.
  3. Armando Borghi, Errico Malatesta, Milano, 1947.
  4. Errico Malatesta, Şeritti Scelti, cilt II, Napoli, 1954.
  5. George Woodcock, Anarchism - A History of Libertarian Ideas and Movements, Londra, 1963.
  6. Max Nettlau, a.g.e.
  7. Max Nettlau, a.g.e.
  8. Luis Fabbri, Malatesta, Buenos Aires, 1945.
  9. Max Nettlau, a.g.e.
  10. Armando Borghi, Mezzo Seeolo di Anarchia, Napoli, 1954.
  11. Pensiero e Volontâ, 1 Temmuz 1926.
  12. Pensiero e Volontâ, Roma, 16 Eylül 1925.
  13. Max Nettlau, Bakunin e I’Internazionale in Italia dal 1864 al 1872, Cenova, 1928, önsözü Malatesta tarafından yazıldı.
  14. Luis Fabbri, a.g. e.
  15. Max Nettlau, Errico Malatesta - El Hambre, el Revolucionario, el Anarquista, Barselona, 1933.
  16. Luis Fabbri, a.g.e.
  17. Angiolini’den aktaran Nettlau, Errico Malatesta - La Vida de un Anarquista, Buenos Aires, 1923.
  18. Max Nettlau, a.g.e.
  19. Questione Sociale, Floransa 1884, Nettlau’nun adı geçen eserinden alıntı.
  20. Max Nettlau, a.g.e.
  21. Max Nettlau, a.g.e. ■
  22. Malatesta’nın Nettlau’nun a.g.e.’ne önsözü.
  23. Questione Sociale, Nettlau’nun Errico Malatesta eserinden alıntı.
  24. Max Nettlau, a.g.e.
  25. Max Nettlau, a.g.e.
  26. Malatesta’nın Nettlau’nun a.g.e.’ne önsözü.
  27. Umardtâ Nova, Roma, 11 Mart 1922.
Önceki Yazı:Alman Aşırı Sağinda Faşizmin Modernizasyonu Ve ‘Ekoloji’ - 4 - Neofaşist ‘Ekoloji’ – Janet Biehl
Sonraki Yazı:Errico Malatesta: Bakuninci Malatesta’dan Kendisine - Vernon Richards -2-
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...