Göçmen ve “Milli” Gariban - Umut Saygı

"Geçenlerde yine mülteci çocukları sofraya davet etmek için dolanırken İzmirli bir kadının bana seslenip "Bizim garibanlarımızı doyurdunuz da sıra bunlara mi geldi" diye sorduğu vakit, “Sen ne yaptın bizim garibanlar için?” demek zorunda kaldığımda ciddi ciddi insandan umut kesmeye başladım. Gariban bile "bizim" olacak çünkü. gariban dahi milli olmalı. Bizim garibanlaştırdığımız, üstünde vicdanımızla zıplayabileceğimiz yerli bir gariban..."

Geçen yaz işyerimize yakın bir restaurantta öğlen yemeği yerken bir an kapıda iki Suriyeli çocuğun beklediğini farkettim.  Ne vakittir orada beklediklerini bilemiyordum... Onlar da kapının kenarına sinmiş yemek yiyenlerin kendilerini fark edeceklerini umuyorlardı.

Bir sure, hiç ses çıkarmadan ne olacağını izlemeye başladım. Sonradan yaşlarının 8 ve 6 olduğunu ögrendigim bu iki küçük kız yaklaşık yirmi dakika daha öylece durdu. O sırada yanlarından, etraflarından onca insan geçiyordu ama kimse onları görmüyordu. Sanki kapının o köşesinde mekanı ve görüntüyü yutan derin bir karadelik vardı. Garsonlar kovmak için dahi olsa onları farketmediler. Onları görünmez kılan büyülü kıyafetleri vardı çünkü. Sanki doğuştan körlerin ortasında öylece duruyorlardı. Zaman, mekan, onlar ve ben öylece duruyorduk boşlukta. Kimse yoktu…

Bir müddet sonra yanlarına gittim. “Merhaba” dediğimde ufak olanı irkildi bi an. Fark edilebileceğinden umudunu kesmişti belkide. Sesim onu hepimizin olduğu o ikiyüzlü an'da bulusturdu nihayet. Yemek ısmarlamak istedim ama o “Annemiz ve kardeşlerimiz var onlar bekliyor açlar” dedi. Onlarla birlikte kaldırımda oturmuş iki ayrı çocukla bekleyen annelerinin yanına gitti. Velhasıl o AN yapılabilecek neyse onu yaptim. Hiç bir sosyolojik tespite girmeden şunu söyleyeyim. Yerin dibine girsin tüm milliyetçi, zartcı-zurtcu, dinci kelamlarınız... Onlar görünmez değiller, siz körsünüz. Onları görünmez kılıp beyaz kıçlarınızı beyaz siyasetinizle beyaz beyaz silebileceginizi mi sanıyorsunuz?

Geçenlerde yine mülteci çocukları sofraya davet etmek için dolanırken İzmirli bir kadının bana seslenip "Bizim garibanlarımızı doyurdunuz da sıra bunlara mi geldi" diye sorduğu vakit, “Sen ne yaptın bizim garibanlar için?” demek zorunda kaldığımda ciddi ciddi insandan umut kesmeye başladım. Gariban bile "bizim" olacak çünkü. gariban dahi milli olmalı. Bizim garibanlaştırdığımız, üstünde vicdanımızla zıplayabileceğimiz yerli bir gariban...

Velhasıl-ı kelam bir film karakterinin söylediği gibi "Bende Tanrının yerinde olsam, insan gibi bir icattan sonra gizlerdim kendimi"

Umut Saygı

Önceki Yazı:Errico Malatesta: Ömrü Özgürlük Mücadelesi ile Anılacak Olan – Vernon Richards -4-
Sonraki Yazı:O Mültecilerin Düşünü Hayra Yoranın Da... Dilaver DEMİRAĞ - Nurşin ALTUNAY
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...