Bana Ait Olan (Aşkım) ve Onlar Alanı (Toplum) – Fuat Kaymak

Aşk kelimesi sizin için ne anlam ifade ediyor bilmiyorum ama o güne kadar, benim için sadece aptalların yaşadığı, geçici bir mantık tutulması anlamına geliyordu. Ama mantığımın ele geçirilip, duygularımın tek bir nesneye doğru yöneldiğini anladığımda artık çok geçti ve asıl hatam; aşık olmam değil, yanlış kişiye aşık olmamdı. Evet, aşık olmamam gereken birine, arkadaşımın eski sevgilisine aşık olmuştum. Biliyordum ki bu aşk, ölü doğmuştu ve hayatımın en zor dönemlerime gireceğimin de bir işaretiydi, çünkü aşkımın karşısında duran çok güçlü bir yapı vardı. Yeryüzü halifesi olarak adlandırdığım, Toplum...

Evet karşımda, Tanrı'dan daha yetkin, daha acımasız ve daha sabırsız bir yapı vardı. Tanrı bile bir hata yaptığımızda bize, kendimizi affettirme şansını verirken, toplum bu şansı vermiyor, hemen oracıkta bizleri cezalandırıyordu. Toplum, hem Tanrı'nın kurallarını hem de zaman içinde kendi oluşturduğu kuralları birleştirip, Tanrı sözüymüş gibi eleştirilemez normlar haline getiriyor ve Tanrı adına kendi kuralları ile bizleri yargılıyordu. Peki bu yaptığım günah mıydı? Eğer günah değilse, tevafüken bir araya gelmiş ve hayatının büyük bir bölümünü kendi seçimleri dışında yaşamış bu insanların istemeden oluşturdukları, toplum denilen bu yapıya ne oluyor ve onları neden ilgilendiriyordu. Ayrıca biz Tanrı'ya hesap verirken toplumsal normlara göre yargılanacağız düşüncesi, Tanrı'yı toplumsal normlara indirgemez miydi? Elinde olmayan sebeplerden dolayı, bir arkadaşının eski sevgilisine aşık olan bir adam neden suçludur. Yoksa biz, aşık olma sürecini, insanın elinde olan sebepler olarak görüyoruz ve istese aşık olmazdı diyerek mi aşık olan insana kızıyoruz. Ya bunu seçmediyse ve istemeden aşık olduysa, bu da ihtimal dahilinde değil midir?

Belki de toplum denilen yapıya, benim gibi ''Öteki'' gerekliydi ve bu öteki olma durumu toplumun meşruluğunu sağlamlaştıran bir yapıydı. Toplum, kendisine yeni katılan bireylere beni kötü örnek olarak gösterecek ve kendisinin iyi olduğu düşüncesini benim kötü bir insan olmam temelleri üzerinden kuracaktı. Anlayacağınız toplumun benim gibi kötü insanlara da ihtiyacı vardı. Derdimi hiç kimseye anlatamazdım, zaten anlatsam da olacakların farkındaydım. İnsanlara ne söyleyeceğimin bir önemi yoktu, onlar sadece kendilerinden olmayan ve içlerindeki pislikleri kusabilecekleri kurbanlar arıyorlardı, en yakınlarım bile.

Ben de, uzun süre aşkıma meşruluk kaynağı sağlamak amacı ile bu düşüncelerle meşgul olmuş ve bir süre sonra iyice bunalmıştım. Günlerce bu konuları düşündüm, düşündüm... Artık sadece düşünüyor ve başka hiçbir şey ile ilgilenemiyordum. Ama sonunda, bu düşüncelere son vererek, harekete geçmek gerektiğine karar verdim. Ne mi yaptım, tabi ki sizlere söylemeyeceğim, ne de olsa siz de o toplumun bir parçasısınız.

 Fuat Kaymak

Önceki Yazı:Kuran’daki Yecûc ve Mecûc Kıssasının Bugünkü İzdüşümü: Kapitalizm – Nurşin Altunay
Sonraki Yazı:"Anarşizm ve Din - Alişan Şahin" - Öteki Yayınları
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...