Gene Oy, Gene Yalan: Boykota da Hayır, Oy Vermeyin – Numan Bey

Gene bir oy verme seremonisi ile karşı karşıyayız. İnsanları oy vermeye davet edenler bu sefer her zaman yapıldığı gibi birilerinin kendi kafalarına göre hazırlamış olduğu “yeni” anayasa için “referandum”a davet ediyorlar.

Bir taraf bu hazırlanmış olan “anayasa”nın anti-demokratik ve diktatörlüğe kapı araladığını iddia edip, şu anki anayasanın – 12 Eylül anayasasıdır söz konusu olan – daha demokratik olduğunu açıkça söylemeseler de daha demokratik olduğunu söyleyerek kesinlikle “Hayır”a davet ediyor. Diğer taraf, iktidar ve lider sevenlerin diğer kısmı, daha demokratik ve yönetilebilirliğin daha hızlı olabileceğinden hareketle “Evet” oyu vermeye davet ediyor.

Diğer taraftan çok az bir kısmı oluşturduğu iddia edilen “Boykot” tavrı var. Henüz kimseden bu tavrı görmemiş olmakla beraber bu boykot tavrının özellikle “anarşist” tavırlı ya da sistemden hiçbir umudu olmayıp oy vermeye gitmeyecekleri işaret ettiği tahmin edilebilir.

Her seçim, referandum, yani “vatandaşlık görevi” olarak ifade edilen oy verme durumu söz konusu olduğunda muktedirin, devletin ve devletin muhalefetinin ya da iktidarda pay kapma mücadelesinde olanların tavrı oy vermeyenleri tekrar ve tekrar oy vermeye davet etmek oldu, oluyor.

Daha önceki seçim ve referandumlarda sayısı belki de nüfus içerisinde hiç dikkate alınmayacak olan anarşistler üzerinden oy vermeyen ve sisteme katılmakta hiçbir fayda görmeyen kesimlere seslenerek o seçimlerin ölüm-kalım seçimleri olduğu iddiasıyla ortaya çıktılar. Bazen de “Anarşistler” imzalı bildiriler dahi yazıp dağıttılar. Bu ölüm-kalım meselesi olan seçimler hiç bitmeyecek ve her zaman bizleri oy vermeye devam edecekler.

Devletin manipülasyon ve yalanlarının aynısını muhaliflerin yapması bizleri şaşırtmadı ama bizleri her seçimde ve oylamada aynı yanıtları vermekten bıktırdı. Anlamadıklarını hiç düşünmedik. Çok iyi anlıyorlar ve fakat onlar “görevlerini” yerine getiriyorlar.

Anarşist düşünce doğası gereği temsil sistemine karşıdır. Bir bireyin bir başka bireyi temsil edeceğine inanmaz ve hele parlamento gibi bir yerde bunun yapıldığına kesinlikle inanmaz. Hiyerarşik bir şekilde oluşturulan bu temsilin ise zaten bir yalan ve kandırmaca olduğunu ilan eder.

Anarşizmden öte bireysel ahlak açısından dahi bu yalan ve kandırmacaya dahil olmanın da doğru olmadığına ve oluşacak bu yeni oluşuma ortak olmayacağına inanan insanlar mevcuttur ki bunun haklı tarafları olduğu açıktır.

Anarşist düşüncenin iddiası olan yerel örgütlenmeler, sokak hareketleri, komünler, kooperatifler, sendikalar vb. örgütlenmeler olsa da olmasa da bu prensip temel özelliktedir.

Boykot sisteme katılanların yapacakları bir şeydir. Anarşist fikriyat sisteme katılmayı reddeder. Gündeminde oy vermek olmamıştır ve olamaz da.

Bunun yanında anarşizm, altına girilecek ve sizlere tüm kapıları açacak bir düşünce değildir. Kişinin şahsi duruşu, inancı ve vicdanı günlük yaşamında ne ve nasıl davranacağına dair her zaman belirleyici olmuştur. Anarşizm sadece bireysel erki terk etmemek, başkasına teslim etmemek ve doğrudan demokratik yüz yüze örgütlenmeler için bir çıkış ve bir duruş önerir. bu duruştan hareketle mücadele hattınız sizin duruşunuza bağlıdır.

Bunun ötesinde hakikat arayışında olan anarşizm kimseyi manipüle etmez ve yalan söylemez. Ben ise yalana yalanla, şiddete şiddetle mücadele etmenin çıkışsız olduğunu ve sonuçta sizi düşmanınıza yani iktidara ve devlete benzetmeye mahkûm ettiğini iddia ediyorum.

Numan Bey

Önceki Yazı:10 Teknoloji Toplumu: Kendini Çoğaltma – İyi ya da Kötü Teknik Üzerine - Jacques Ellul
Sonraki Yazı:Anarşist İlm-i Hal – Numan Bey
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...