Kırk Katır mı, Kırk Satır mı – Numan Bey

“Endişeli modernler” ülkeyi terk etmek için Avrupa’ya seferler düzenliyorlar. Bu referandumdan sonra diktatörlüğün geleceğini öngörüyorlar. Oysaki bu ülkede diktatörlük hiçbir zaman eksik olan bir kavram olmadı. Bence diktatörlük her zaman vardı ve halen de var. Onlar her zaman en “tutarlı” öngörülere sahiptiler ve bu öngörüleri yanlış çıktığında daima kulaklarının üstüne yattılar.

Gecen seçimlerde sandık kurulunda çalışmış olanlara referandum da yine sandıkta görev alıp-almayacakları sorulduğunda aldıkları yanıt ya yurt dışında ya da yurt dışında olacaklarına dairmiş. Bir arkadaşımın yalancısıyım.

Ve başka bir arkadaşım bu kötü gidişattan canlarını kurtarmak için; Avrupa’dan bir yerlere yerleşmek için grup halinde sefere çıktıklarını söyledi. Durumun vahametine dair söylenecek çok şeyler var.

Eskilerde “devrimci durumun” oluşması için, krizin derinleşmesi için “dua” eden zevat, bugün kriz oluştuğunda kaçmayı hedeflemektedir. Ama devrimciliklerinden bir gram zaafiyet göstermedikleri inancını da taşımaktadırlar.

Birincisi bu endişe içinde olan modern arkadaşlarımızın kendini her daim konumlandırdıkları yerdir. Solun radikal kesimlerinden gelen bu insanların 80 Darbesinin gadrine uğramış, Türkiye’nin 90’lar terör ortamını yaşamış, bayraklı geniş katılımlı yürüyüşlerle toplumu terörize eden Kemalist kalkışmalar ve darbe hazırlıklarının olduğu dönemlerden geçmiş kişiler olmalarıdır. Diktatörlük çığlıkları ve sloganlarının atıldığı dönemlerdir bu dönemler. Bu ülkede diktatörlük hiçbir zaman eksik olmayan bir şeydir. İktidarları bu şekilde isimlendiren insanların da bizzat bu insanlar olması ayrı bir mevzudur.

Şöyle bir dönüp bakıldığında bu endişeli modernlerin içten içe Avrupa hayranlıklarının sabit olduğunu anlamamak mümkün değil. Ondandır ki neresi olursa olsun Avrupa’nın herhangi bir yerini tercih etmelerine vesiledir bu hayranlıkları. Hali vakti çok iyi olmasa da buradan kaçacak ve başka yerlerde mal-mülk alacak imkanlara sahip orta sınıf mensubu yani hayata aslında tutunmuş kişilikler olduklarını ve politikaya sadece reel politikanın içinde dahil olan “entelektüeler” olduklarını anlayabiliriz.

Düşünceleriyle ve birer deli gömleği olan ideolojileri ile bu topraklara yabancı olan zevat, davranışları ve seçimleriyle de bu topraklara yabancı olduklarının işaretini veriyorlar.

Sosyal ve siyasal mücadeleyi kendilerinden sabitleyen ve aslında dışarıdan takip eden, kendilerini toplumdan soyutlayan kişiler olduklarını anlamakta zorlanmayız.

Kaygılarını anlamalı mıyız? Elbette. Kaygıları aslında dahil olmadıkları siyasal ve sosyal mücadelede kendilerinin bu mücadelenin içinde olduklarını varsaymalarından kaynaklıdır. Büyük çoğunlukla sosyal medyadan dünyaya bakan şahsiyetler olduklarından dünyayı durdukları kuyunun ağzı kadar olduğunu tasavvur ediyorlar. Kahvelerden, AVM’lerden, camilerden ve diğer ibadet yerlerinden, fabrikalardan ve sokaklardan bihaber ve orada bulunanları aslında küçümseyen insanlardır bunlar.

Hepsi de “tarla-tapan” sahibi ve aslında sisteme ziyadesiyle entegre olmuşlardır. Bakmayın solculuklarına; büyük çoğunluğunun çocukları özel okullarda okuyordur. Aslında Avrupalarda malları ve mülkleri de vardır.

Kibirleri onları dünyadan kaçmaya sevk ediyor aslında. Kendilerinden kaçıyor ve bunu Avrupa’ya kaçarak yapacaklarını sanıyorlar.

Bizden onlara güle güle. Kendinizi ne olur burada bırakmayın. Milyonlarca insanın diktatörlük altında yaşadığı gibi biz de yaşıyoruz ve bunu biliyoruz.

Avrupa mı? Totaliter “demokrasi” dediğiniz şeyin merkezi ve Hitler Almanya’sının ve Faşizmin hatalarından devşirilmiş bir sistemin içerisine gittiğinizin farkında olmanızı temenni ederiz.

Orada yaşayan Türk, Kürt vs. Bu topraklardan yaşamış insanların nasıl bir “Avrupalı” olduğunu da biliyoruz. Almanya’da yaşayan binlerce göçmeni tenzih ederek söylüyorum ama bu ülkede yaşayan insanların “Alamancı” kelimesinin karşılığına koyduğu karşılığa, “Almanya”da yaşamayarak varan insanlarsınız vesselam.

Numan Bey

Not: Bu yazı her ne kadar kişisel tecrübelerin dillendirdiği bir yazı olsa da genel bir eğilime de işaret etmektedir.

Önceki Yazı:Bir Baskı Aracı Olarak “İnsan Hakları” - Kourosh Ziabari
Sonraki Yazı:8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne Dair Sorular – Numan Bey
1 Yorum
  1. Sevgili Numan bey genel olarak yazında doğrular çok ancak dikta meselesi için eskiden de vardı yargın durumu tam izah edemiyor onun yerine bu ülkede liberal demokrasi ne zaman varoldu ki şimdi endişeleniliyor sorusu daha anlamlı ve durumu tam izah eden bir saptama olurdu. Endişeli modernlerin durumu ise gerçekten satır ve katır durumu kalıp mücadele verecekler olsalar arkalarında toplum olmadığından ülkeyi terketmek dışında seçenekleri yok ne yazık.

    Dilaver

Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...