Bir İngiliz Hafiyesinin Oğlan-ı Mabad Risalesi’nden Kısa Bir Bölüm – John Buffoon

Oğlan-ı Mabad kelimesi size garip gelmiş olabilir. Bundan dolayı kelimenin ne olduğundan ve ne olmadığından bahsederek başlamak zannımca daha doğru olur: Hem sıfat hem de isim olan kelime Heidegger’in Desein’i gibi bir içeriğe sahip bir kelime değildir; görüldüğü gibi Osmanlıcadır. Bir sıfattır ama bir şey ifade etmez. Felsefi anlamda bir derinliği hiç yoktur. Hiç de bile bir hiç değildir. Hiç’in yanına yanaşmaz ama insanın yanına istemese de yanaşır. O bir özneye gönderme yapar! Ama özne bir karakter çizer. Onun ise gerçeklikte bir karakteri yoktur. Karaktersizdir. Hiç değildir. Anlamı, ve kendine dahi bir anlamı yoktur. Pastoral bir resimdeki boş dolaşan bir davar kadar yaşamda yer işgal etmez. Sinek bile değildir ki mide bulandırsın. Oğlan-ı Mabad, Derrida’da vücut bulan bilinenin bilen bilinmeyeni hiç değildir. Difference yanına yanaşmaz. O kendince boşluk da değildir. Ama yer kaplar. Tanrı’nın insanlara azap olsun diye yarattığı insan sıfatındaki bir boş hiçtir. Haşa huzurdan varlığı bile zul olsa da bizlere zulüm olarak orada el-altında bulunur. El-altında bulunması insanı bir şey kıldığından değil – olumsuzluk bile insanı bir şey kılar – o hiçbir şey kılmaz. Üstü çizilen değildir. Üstü silinmesi gereken ama orada buna rağmen durandır. Sözlüğe bakılınca kendisini hemen ele verir.

Oğlan-ı Mabad ve bu sıfat üzerine daha önce yazan birileri de olmuş. İsteyen araştırır ve görür. Ama öyle bir durumdur ki üzerine az yazılan bir haldir bu. Akademisyenler ve araştırmacılar mevzunun ortada olmasına ve belirgin olmasına rağmen neden meseleyi araştırmak için anketler yaptırıp özel röportajlar ile meseleyi açığa çıkarmazlar, bilinmez! Belki de kendilerinden olan bir halin ortaya çıkmasından korkmaktadırlar.

Kendisi kelime olarak bir sıfat olmasına rağmen hitap ettiği, anlattığı öznenin sıfatsızlığına gönderme yapar “Oğlan-ı Mabad” tabiri. Anlaşılabileceği gibi bir öznenin sıfatıdır Oğlan-ı Mabad. Bu özneler olarak da ifade edilirse “Oğlan-ı Mabadlar” gibi çoğullaştılabilir fakat siz bunu homojen bir kitle ya da kütle olarak almayın. Oğlan-ı Mabadlık adı konmamış bir ideolojik duruşu ifade eder ki sıfatın yakıştığı ve yapıştığı kişilikler bir araya geldiklerinde günlük yaşamda herkesle uyumlu ve anlayışlı ilişki içerisindedirler. Oğlan-ı Mabad tabiri bir stereotype’ı ifade edebilir. Oğlan-ı Mabad bu anlamda siyaset üstü bir kişiliği ifade eder. Omnipotent ve omnipresenttir.

Onun için ani değişimler ve duruşların bir anlamı yoktur. Ona göre her şey kendi akışı içerisinde normal seyrinde yol almaktadır.

Bir Oğlan-ı Mabad nasıl bir kişiliktir? İşte cevabını aradığımız soru budur: bunun için ben bir İngiliz hafiyesi olarak bu kişilikleri tespit edip MI6’e rapor ettim. Özellikle Türkiye’de yaşayan Oğlan-ı Mabadların nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturduklarını bildirmem üzerine Oğlan-ı Mabadlığın bilincini açığa çıkarıp kendisi-için sınıf haline gelirlerse siyasi iktidarın Oğlan-ı Mabadlar leyhine değişip değişmeyeceği ve Türkiye’de bir devrim olanağının olup olmayacağı gibi bir soruyla karşılaştım. Her şeye rağmen bu sıfatsızlığa bir sıfat çizmeye çalıştığım da akıllardan uzak bir durum değildir. Bundan dolayı da “Oğlan-ı Mabad Nedir ve Oğlan-ı Mabad Kime Denir?” başlıklı uzun bir çalışmayı kendilerine rapor ettim.

Burada aktaracağım bu çalışmadan kısa ve seçilmiş bölümlerdir:

1.Başlarken de belirttiğim gibi Oğlan-ı Mabad gramer bilgisinde sıfat olmasına rağmen, anlam olarak sıfatsızlığı ifade eder.

2. Bir Oğlan-ı Mabad her zaman kendinden emin ve işinde gücünde ve entelektüel görünmek durumundadır. Hatta bunun entelektüel olanları bile vardır.

3. Oğlan-ı Mabad’ın dünyası kendinden başlar ve kendinden biter ve bu hale rağmen sosyal bir kişiliktir. Sosyal bir kişiliğe sahip olmayan biri asla Oğlan-ı Mabad olamaz.

4. Bir Oğlan-ı Mabad’ın elbette politik olanı olduğu gibi apolitik olanı da vardır. Fakat son zamanlarda gördüğümüz kadarıyla politik cenah içerisinde Kürt hareketlerinde ve anarşistlerde oldukça çok miktarda mevcutturlar ve onların varlıkları endemik bir hastalık gibi her yaklaşana sirayet ederken bir Oğlan-ı Mabad virüsü halini almıştır.

5. Oğlan-ı Mabadların en dikkat çekici olanları kendilerini makul ve mağdur, halden anlar ve kâmil kişilikler olarak sunmakta maharetli olanlardır. Bu halleriyle bir acınma duygusu yaratsalar bile geçen süre içerisinde hüsn-ü niyetlerini birebir ilişkilerdeki çarpıklıklarıyla ve dengesizlikleriyle ortaya koyarlar. Makul ve mağdur görünümleri dillerinde ve sadece görünmek istedikleri rolde gerçeklik taşır. Ötesinde derinden bir yerde Oğlan-ı Mabadlık ruhuna sirayet etmiş olduğundan, anlaşılması biraz zaman alabilse de, ortaya çıkacaktır.

6. Bir Oğlan-ı Mabad verici bir kişilik olarak ortaya çıkabilir. Ve hakikaten de vericidir ilk başlarda. Ama kendi haleti ruhiyesi ve çıkarları ve özellikle toplumsal duruşunda tehlike gördüğünde bu vericiliğinden bir eser kalmaz. En yakın arkadaşı ve dostu dediği kişiyi satmaktan geri kalmaz. Onun için tek merkez vardır: kendisi ve kendisi için o an için çıkar ilişkisi içinde olan bir başkası…

7. Oğlan-ı Mabad sosyal bir kişilik olarak ortaya çıkabilir fakat ona dikkatle bakın ve konuşmalarındaki tutukluğa dikkat edin. Onun hangi kelime ve cümlede kekelediğine dikkat ederseniz ona dair intibanızın alacağı yön de ortaya çıkacaktır. O kendine olan güvenin ardından büyük bir güvensizliği açığa vuracaktır.

8. Oğlan-ı Mabad yalan söylemekten asla imtina etmez. Yalan onun var olması için zorunlu bir haldir. Yalanı iyi kullanır. En yakın arkadaşının gözüne bakarak yalan söylemekten çekinmedikleri yaşayanlarca anlatılan bir vakadır.

9. Oğlan-ı Mabad her türlü siyasal hareketin şeklini almaya mahirdir ama derinliği asla yoktur. Sathi bir fikri dünyanın ve ruhtan yoksun ve sadece kendine odaklanmış çıkarlar dünyasında yaşar.

10. Çok kibirlidir. Bunu belli etmez. Entelektüel olanları için kendilerinden daha derin olanı yoktur. Herkes ona bakmalı ve kendine bu minvalde çeki düzen vermelidir.

11. İnsanın gözünün içine bakar. İnsanı kullanır. Mağdur rolünü iyi oynar. Yalan ve dedikodu en iyi silahıdır. Birini başka birine vurarak hayatta kalır. Kişilik olarak bağımlı bir kişilik çizer ama bunu herkese göstermez. Aslında zavallıdır. Köşeye sıkıştığında hiçbir dostu yoktur. Dost dediği insanları bile satar. Ahd-e vefa duygusuna sahip değildir.

12. Empati sahibi biriymiş gibi kendini satar. Empati kurma yeteneği yoktur. Dediğimiz gibi sadece kendisi vardır.

13. Aslında tecavüzcü değil ama tacizci biridir. Sinsidir. İnsanları manipüle etmeyi sever. Buna bayılır.

14. Hayatı maddi oluş üzerine bina edilmiştir. Cinsellik hayattaki var oluşuna yön veren yegane şeydir. İlişkileri de cinsel temayülüne göre şekillenir. Cinselliği için tecavüze yeltenmese bile tacizi iyi bir şekilde başarır. Bilmiyorum ama tecavüzcü olanlarının var olması muhtemeldir ki karakterine yansıyabilecek bir özelliktir bu.

15. Kadın olanları daha da nankör ve kendini beğenmiş karakter çizer. Bunlar da cinselliklerini hayatlarının merkezine yerleştirmişlerdi. Prensipsiz yaşamlarında kimi zaman prensipli insan görüntüsü çizse de bu sadece yüzeyseldir.

16. Kendini olduğundan daha başka, özellikle büyük, en iyi, harika biri olarak sunmayı çok sever. Bu türün temel karakteristiği aşağılık kompleksini örtmeyi bilmesinde yatar.

17. Her yer ve her şeye bulaşmış ve her yerden bu karakterinden dolayı uzaklaşmış ya da uzaklaştırılmıştır. Ama yeni insanlar bulmaktan mahirdir. Çevresinde daima birileri vardır. Ama emin olun ki bu kişilerin hiç biri kısa bir süreden sonra uzaklaşacaklardır.

18. Bencil olduğundan mal ve mülk toplar. Çöplerini bile atmaktan imtina eder.

19. Bazı tipleri hiç okumaz ama hayata dair bilgili ve çok okur görüntüsü oluşturmayı sever.

20. Açık mekanlarda ve görünebileceği mekanlarda olmak çok hoşlarına gider. Örneğin: medyayı sevmezler. Ama herhangi bir medya aygıtında görünür olduklarında büyüklenmekte yanlarına varılmaz.

21. Marjinal görünmek ve marjinal ortamlarda olmak onların beslenme alanlarıdır. Oralara her açıdan kullanabilecekleri insan malzemesi kaynağı gözüyle bakarlar. Ve oralardan asla ayrılmazlar. Gerçekten de marjinal arkadaşları vardır ama bu arkadaşlıkları sadece kendilerinin çizdiği sınırlara kadardır.

22. Kimilerinin kendine özgü yeteneklerinin – Çevirmen, Grafiker, Mimar, Doktor ve özellikle sanatçı (Müzisyen, Ressam ve Oyuncu) gibi – olması onları Oğlan-ı Mabadlıkta Transandantal zirvelere taşır.

23. Bir Oğlan-ı Mabad için söylenebilecek sözlerden biri onun “hem kel, hem de fodul” olmasıdır. Kendisinin hoşlanmadığı bir anda en yakın dostu olarak ifade ettiği kişi ve kişileri en fazla karalayacağı, küfür edeceği ve – Ahd-e vefa duygusunun olmadığını söylemiştik – en olmaz kötülükleri yapacağı kişi olarak görür.

24. En ufak bir iyilik yapmamış olsa bile insanlara ne büyük iyilikler yaptığı ve ne kadar çok fedakarlıklarda bulunduğu duygusu içindedir. Gördüğü iyilikleri görmez… Yap(mad)tıkları iyilik karşısında en yakın “dostu” ona nankörlük etmiştir. Bundan dolayı “benden sonra tufan”dır.

Bu karakterin sayamayacağımız kadar özellik –siz- leri vardır ama biz şimdilik bu kadar yazmakla yetinelim. Ama devem edecek…

John Buffoon

17.01.2018 - Harrogate – Leeds

Çev. Ş. A.

Önceki Yazı:Oğuz Destanlarını Yeniden Okumak - Aruz’a Sözlükçe (Ç-I) BayRam Bey
Sonraki Yazı:Oğuz Destanlarını Yeniden Okumak - Aruz’a Sözlükçe (K-O) BayRam Bey
Bir yorum yazın
Siz de görüşünüzü belirtebilirsiniz...

%d blogcu bunu beğendi: