golge
Çevirilerden Seçemeler
Belediyecilik Hayalleri: Bookchin’in Politikasının Toplumsal Ekolojik Eleştirisi – John Clark (Bölüm II)  “Tarihin İtici Gücü”

Belediyecilik Hayalleri: Bookchin’in Politikasının Toplumsal Ekolojik Eleştirisi – John Clark (Bölüm II) “Tarihin İtici Gücü”

 "Felsefi olmaya en çok teşebbüs ettiği noktada Bookchin, en zayıf olduğu yerdedir. Bu onun en istekli teorik girişimlerindeki bir durum: onun “politik olan” kavramına vurgusu. Aristo önemli felsefi Dört Nedensellik buluşunu ilan etmiştir, Bookchin ise kendi Üç Alanını ilan eder. Üç sosyal alan arasında dikkatli ve önemli ayrımlar yapmış olduğuna” işaret eder: toplumsal, politik ve...

İtaatsİz Arşİvİ ve Seçkİler

2. Aruzla Giden Gelen – Oğuz Destanlarını Yeniden Okumak - BayRam Bey

"Devletsiz siyasal bir bütünlük. Öyküde bu açık bir sav. Bazı biliminsanları yazılı belgelerin, yazıtların, kendi günlerine ulaşmış somut kalıntıların bu gerçeğini benimsemez."

→ Devamını Oku ...

Basat Depegözü Niye Öldürsün - BayRam Bey

"Tarih öncesinde ve tarihte depegözler zayıf ve yenilgi anında çoğun “emdü kardaşlar kıyma banga” der. İnsanın aklı Basat’ın sözüne ve ediminin bundan sonrasına razı olmuyor ya, yine de bir ferahlık sarıyor insanın bağrını; çünkü depegöz bağırlar yakmıştır,  yakmaktadır, bağır yakıcıdır. “mere kavat ag sakallı babamı aglatmışsın/karucuk ag bürçekli anamı bozlatmışsın karındaşım kıyanı öldürmişsin/agca yüzlü yengemi...

→ Devamını Oku ...

Toplumsal Anarşizm Marjinallere Karşı mı? – Yaşar Çabuklu

"Bir Ortodoks toplumcu anarşist olarak Bookchin, kitabının Türkçe basımına yazdığı önsözde bireyci anarşizmin (yaşam tarzı anarşizmi) Türkiye'ye de "sıçradığını" öğrendiğinde şok olduğunu yazıyor. Kitabının tümünde otoriter bir tonun hâkim olduğu Bookchin, Türkiye'deki Ortodoks Marksistlerin pek de anlayamadıkları anarşizmi bireycilikle hatta postmodernizmle eleştirdiklerini duysaydı acaba neler hissederdi."

→ Devamını Oku ...

Aruz’un Yalnızlığı - BayRam Bey

“Yöneticiler yok sayılmadan, yokmuş gibi davranılmadan bir şey yapılamazdı. Onlar hiçliğin varlığı olmalıydı. Hiçvarlık. Evet gerçektiler. Solunan havadan, içilen suya dek bunu gösteriyorlardı. Ama bir hiçvarlıktılar. Gerçeklikleri bu hiçvarlığın olumsuzluğu anlaşılmazsa sürer giderdi.   Hiçvarlık bu anlayışla doğacak şen güçlerin (yaşamı üretip üretim yerindeki topluluğu dünya çokluğuna çeşitli bağlarla bağlayacak kişi temelliği) oluşu, çoğalması, yayılmasıyla çözülerek...

→ Devamını Oku ...