Devletin Kökeni -7- İkincil Derecede Akrabalığın Önemi – Harold Barclay

İkincil Derecede Akrabalığın Önemi
0
418
Yakın Doğu’da devletin ortaya çıkışından önce birkaç bin yılda ya da oluşmasına yakın zamanlarda birçok temel buluş gerçekleşmişti.

Devlet oldukça kıskanç bir tanrıdır. Rekabete tahammülü yoktur. Devletin ortaya çıkmasından önce toplumu bir arada tutan yapıştırıcı akrabalıktı. Aile ve ikincil akraba grupları başka herkesin üzerinde başat yükümlülük isteğiyle en ulu olandı. Devletin biçimlenmesi başarıldığında üstünlüğü artınca akrabalığın etkisi gölgede kaldı. Maine’nin iddia ettiği gibi yerleşim akrabalık bağını devletle birlikte geçersiz kıldı.

Yakın Doğu’da devletin ortaya çıkışından önce birkaç bin yılda ya da oluşmasına yakın zamanlarda birçok temel buluş gerçekleşmişti. Sadece pek çok sayıda evcil hayvan ve bitki var olmamış aynı zamanda hayvanlar tasarımları gerçekleştirme amacıyla kullanılmıştı. Boyunduruk ve koşum takımları, bakır ve diğer metaller, çömlekçilik, sulama düzeni, saban, dokuma tezgahı, ölçme için daha karmaşık yöntemler, yazı vb. ortaya çıkmıştı. İmalat ve böyle aletleri kullanmak biraz eğitim gerektirirdi. Bu sonuçta gıda üretmeyen nüfusun azınlığını destekleyebilen tarımı yeterince etkili kılmış olmasından dolayı işgücünün uzmanlaşmasını kışkırttı. Nüfus artmış ve farklı insanların karıştıkları harika bir hareket vardı. Sonuçta şehirler gibi kalabalık yerlerde ikamet eden, akrabalıkla bağlı olmayan heterojen bir nüfus var olmaya başlamıştı. Farklı işlerdeki uzmanların kendilerine yönelik farklı çıkarları vardı: bunların pek çoğu akraba olmadığından dolayı olağan akrabalık mekanizmaları bunları yerleştiremediğinden topluluklar arasındaki çatışmalar ortaya çıktı.

Bu durumda devlet denetim temelinde konut yapmak için ortaya çıkar. Büyük Adam, saygın, yeterli kaynaklarıyla rütbeli kişi ve alıcılar sahneye çıkarlar.

Devletin gerekliliğine dair ana tezlerden biri devletin oldukça heterojen, yoğun bir nüfusun olduğu durumlarda genellikle düzeni sağlamak için gerekli olduğu bakış açısını takip eden “birleştirici” bir örgütlenme olması dolayısıyla savunur.

Literatürde, bir tanesi dışında, herhangi bir özel olay bulamamış olsam da, dikkate değer ve saygın arabulucunun idaresine boyun eğen insanların içe dönük kavgalardan çok fazla yoruldukları ileri sürülmüştür. İstisna bir olay Southall tarafından verilmiş olan Alur olmayan insanlardır. Alur olmayanlar Alurların şefini onları yargılamak ve idare etmek için davet ediyorlar. Doğu Afrika’da yaşayan Alurların her durumda “yağmur yağdıran ve çatışmaları çözen güçleri” vardı (Southall).

Devletin gerekliliğine dair ana tezlerden biri devletin oldukça heterojen, yoğun bir nüfusun olduğu durumlarda genellikle düzeni sağlamak için gerekli olduğu bakış açısını takip eden “birleştirici” bir örgütlenme olması dolayısıyla savunur. Fakat bu teori iki önemli noktayı görmezlikten gelir. Alternatif yaklaşım olasılıklarını göz ardı eder. Örneğin, her çeşit gönüllü örgütlenmenin varlığı her çeşitten farklı insandan oluşmaktadır ve onların hepsi kaos ve şiddete düşmeyi önlemeyi başarırlar.[i] İnsanların büyük bir bölümü polisin varlığından dolayı öldürmez ve sakatlamaz fakat onlar öldürmenin “ölümcül bir günah” olduğu konusunda eğitilmişlerdir.

Akrabalık kavramı sıklıkla idarecilere tatbik edilir: kral, baba ya da dededir, kraliçe annedir ve vatandaşlar kardeştirler.

Entegrasyon teorisinin ikinci sorunu devletin bir başı olmalı fikrini gözden gizlemektir. Açıktır ki devlet yöneticileri, parlamenterler vb. gibilerinin halkın refahını düşündüklerine samimi bir biçimde inanan pek çok kişi vardır. Bunlar devleti kullanarak iyi bir yaşamı kuracaklarına inanırlar. Eninde sonunda bazı ilerlemeler meydana çıkabilir. Fakat onların naif ve samimi çabalarının sonunda hukuku uygulama ve devleti savunma yükümlülükleri dolayısıyla ortaya çıkan iyileştirmeler geçersiz kalır. Diğer politikacılar açıkçası daha ahmaktır. General Motors’un refahının halkın refahı olduğuna inanırlar ya da George W. Bush gibi petrol endüstrisinin refahının halkın refahı olduğunu sanırlar. En sonunda tahakküm herkes için oyununun adı olur ve tahakküm eden düzen ve bütünleşmeyi belli derecelerde üretebilir.

Aldatıcı oyunlar devlete asgari bir çabayla denetim sağlamaya olanak sunduğundan dolayı önemli yönetme teknikleridir. Öznelerinin sadakatini sağlama teşebbüsünde devlet herkesin kendini ait hissettiği geniş bir akraba topluluğu ya da bir aile olduğu sanısını yaratmaya çalışır. Akrabalık kavramı sıklıkla idarecilere tatbik edilir: kral, baba ya da dededir, kraliçe annedir ve vatandaşlar kardeştirler. Devlet aynı zamanda ailenin ya da aşiretin geleneksel işlevlerini üstüne almaktadır. Modern zamanlarda gençlerin eğitimlerini, ihtiyacı olanların refahını, evlerin korunmasını devralmıştır; aile mensuplarını disipline edilmesinin sınırlarını belirler ve yatak odasında yaşamın idare edilmesine dahi müdahale eder. Uzun zaman önce yaşlı ve emekli olan kişi akraba topluluğunca desteklenirdi; şimdi devletten gelecek emekli maaşına bağımlıdırlar. Devlet artarak aşiret ve ailenin geleneksel rolünü gaspetmekte ve kötüye kullanmaktadır. Bunu yaparak devlete bağımlılığı yükseltmektedir. Gerçekten de eski aileye ve akrabaya bağımlılık devlete aktarılmıştır. Fakat devlet ana olmayı sevmez. Devletin daha zeki başları avama doğrudan refah ve ilgilerini açık olarak göstermenin uzun vadede daha ucuz olduğunu ve bu sayede isyanlar ve huzuru bozucu münakaşalardan kaçınmayı hesaplamışlardır.

Tavsiye Edilen Yazılar

Bugün pek çok Asyalı ve Afrikalı devlette akrabalık ağı devlete karşı kararlı bir rakip olarak durmaktadır. Aşiretin şeref normunu çiğneyenin öldürüldüğü kan davası güderek devletin şiddet tekeli olması iddiasıyla mücadele içindedir. Fakat devletlerin hepsinin artan miktarda oldukça gelişmiş gözetleme aygıtı, ulaşım ve silah donanımı vardır ve bu tarz faaliyetleri bastırmaya çalışmaktadır. Gene de akraba topluluklarını devletin gerçek bir aracı olarak kullanabilmektedirler. Akraba toplulukları onu benimsediğinde devlet yükselir.

Çeviren: Alişan Şahin


[i] Eğer özel teşebbüs doğru düzgün başarılı bir sağlık hizmeti sağlayamıyorsa bunu devlet sağlamalıdır. Fakat bu tek alternatif değildir. Bireyler sermayeden ya da devletten bağımsız kooperatif bir sağlık hizmetini kendi kendilerine örgütleyebilirler.

%d blogcu bunu beğendi: