Antropoloji ve Anarşizm – 2 – Antropologlar ve Anarşizm: Reclus, Bougle, Mauss, Radcliffe-Brown – Brian Morris

Devletsiz Toplumlardan Öğrenmek
0
202

Antropologlar ve Anarşizm: Reclus, Bougle, Mauss, Radcliffe-Brown

Pek çok antropoloğun anarşizmle yakınlıkları vardır. Bu anlamda en eski etnografik metin Elie Reclus’un “İlkel İnsanlar” isimli kitabıdır. 1903’te yayınlanmış ve altbaşlığı “Karşılaştırmalı Etnoloji İncelemeleri”dir. Misyonerler ve seyyahların yazılarından alınan bilgilere dayanır ve 19. Yüzyılın sonunda yazılmış kitapların evrimci havasını taşır. Apaçiler, Nayarlar, Todaslar ve İnuitler gibi halklara dair sempatik ve berrak değerlendirmeler içerir. Reclus “güya uygar devletler” denen bu kültürlerin ahlaken ve entelektüel olarak eşitliğini ilan eder ve ilginçtir ki Reclus, Fransızca Eskimo kelimesi yerine bugün alışıldık bir kavram olan ve “insanlar” anlamına gelen İnuit kelimesini kullanır. Elie Reclus ondan daha ünlü olan anarşist coğrafyacı kardeşi Elisee Reclus’un ağabeyi ve en yakın arkadaşıdır.

Anarşizmin antropolojiye az bir etkisi olmasına rağmen – aslında pek çok etkilenmiş antropolog radikal liberal ve sosyalist olarak tanımlansa da (Boas, Radin ve Diamond gibi) – anarşist yazarlar antropologların çalışmalarına yaygın bir şekilde ilgi duymuşlardır. Gerçekten de anarşistler ile Marksistler arasında derin bir karşıtlık vardır.

Anarşizme sempati duyan bir diğer antropolog ise sadece Hindistan’ın kast sistemi (1908) üzerine değil – ki Louis Dumont’un derin bir etkisi vardır – aynı zamanda Proudhon üzerine önemli bir çalışması da olan Celestin Bougle’dir. Bougle tartışmalı da olsa Proudhon’un toplumbilimci bir düşünür olduğunu 1911’de iddia eden ilk kişilerdendir. Durkheim’in kendisi anarşistlerin bireye vurgusuna karşı olsa da Durkheim çevresinde odaklanmış Fransız toplumbilimciler geleneği ve sosyalizm ve anarşizm arasında gerçekten de yakın bir ilişki vardı. Durkheim’in kendisi bir çeşit lonca sosyalistiydi. Fakat yeğeni Marcel Mauss klasik bir çalışma olan The Gift’i (1925) yazmıştı. O, önceden anlaşılmamış kültürlerde armağan değiştokuşuna ya da karşılıklılığına yoğunlaşmıştı. Bu kısa metin sadece bir anarşist broşür değil aynı zamanda antropolojinin temel metinlerden biridir. Yetişmekte olan her antropologca okunan bir metindir. Britanyalı antropologların anarşizmle ilişkileri daha azdır. Fakat Britanyalı antropolojinin tabiri caiz ise “babalarından” biri olan A.R. Radcliffe-Brown’un ilk yıllarından anarşist olduğu da belirtilmelidir.

Britanyalı antropologların anarşizmle ilişkileri daha azdır. Fakat Britanyalı antropolojinin tabiri caiz ise “babalarından” biri olan A.R. Radcliffe-Brown’un ilk yıllarından anarşist olduğu da belirtilmelidir.

Alfred Brown, Birminghamlı bir delikanlıydı. Kardeşinin yardımı ile Oxford Üniversitesine girmeyi başarmıştı. Onu etkileyen iki önemli şey vardı. Biri oluşum felsefecisi Alfred Whitehead ki Redcliffe-Brown’u organizma ile ilgili teorisiyle derinden etkilemiştir. Diğeri ise yazılarını özümsediği Kropotkin’dir. Radcliffe-Brown Oxford’daki öğrencilik günlerinde “Anarşi Brown” olarak bilinirdi. Eyvah ki Oxford onu kabul etmişti! Daha sonraları bir çeşit aristokrat entelektüel oldu ve isminin başına “A.R” eki koyarak ismini “A.R. Radcliffe-Brown” yaptı. Fakat Tim İngold’un yazdığı kadarıyla (1986) pek çok Durkheimci işlevselci gibi çatışma, iktidar ve tarihle ilişkili konuları önemsememe eğiliminde olmasına rağmen Radcliffe-Brown’un yazılarına toplumsal yaşamın bir oluşum olduğu algısı sızmıştır.

Tavsiye Edilen Yazılar

Anarşizmin antropolojiye az bir etkisi olmasına rağmen – aslında pek çok etkilenmiş antropolog radikal liberal ve sosyalist olarak tanımlansa da (Boas, Radin ve Diamond gibi) – anarşist yazarlar antropologların çalışmalarına yaygın bir şekilde ilgi duymuşlardır. Gerçekten de anarşistler ile Marksistler arasında derin bir karşıtlık vardır. Anarşistler etnografik çalışmalara ciddi bir ilgi gösterirken antropolojiye Marksist tavırlar genellikle ilgisizdir. Marksistler bu konuda Marx ve Engels’in geniş tarihsel ve etnografik alakalarını terk etmişlerdir. Engels’in Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (1884) adlı ünlü çalışması hemen hemen tümüyle elbette Lewis Morgan’ın Antik Toplum (1877) adlı antropolojik çalışmasına dayanmaktaydı. Eğer tüm klasik Marksistlerin çalışmaları incelenirse – Lenin, Troçki, Gramsci, Lukacs – onların antropolojiyi tamamı ile göz ardı ettikleri ve tümüyle Avrupa merkezci perspektif ile farklılaştıkları görülür. A Dictionary of Marxist Thought’un (Bottomore, 1983) “Antropoloji” altındaki girişe bakıldığında 19. Yüzyılda Marx ve Engels arasında verilecek bir bilginin olmaması ve 1970’de Fransız Marksist antropologların (Godelier, Meillassoux) ortaya çıkmasına gelmesi anlamlıdır. Eşit derecede hayret verici olan başka bir Marksist metin, (Pre-Capitalist Modes of Production) Pre-kapitalist Üretim Biçimleri (Hindness and Hirst, 1975), var olmayan teorik söylemlerin “hedeflerini” sadece önermiyordu – ve tarihin incelemeye değer bir konu olduğunu reddetmekte – aynı zamanda antropolojik bilgiyi bütünüyle atlamaktaydı. Bu Marksist düşünürlerce anarşizme karşı dışlayıcı bir tavırla birleştirilmiştir. Örnek kişilikler ise Perry Anderson, Wallerstein ve E.P. Thompson’dur.

Çev.: Alişan Şahin

İtaatsiz.org’un notu: Bu makale https://theanarchistlibrary.org ’da yayınlanmış olan metnin çevirisidir. Brian Morris’in makalelerinin toplanmış olduğu “Anthropology, Ecology, and Anarchism: A Brian Morris Reader” isimli kitabında yer alan bir makaledir. Kitap 2018 yılında Kolektif yayınlarınca Türkçeleştirilip yayınlanmıştır. Bu çeviri kitapta yer alan çeviriden farklı bir çeviridir.

%d blogcu bunu beğendi: