Bir Kitabın Yayınlanma Süreci ve Kitabın Başına Gelenler: “Efendisiz Halklar: Bir Anarşi Antropolojisi” – Alişan Şahin

0
416

Bu makalede anlatılanlar bir iç dökme, bir itiraf ve iç rahatlatmaya dönüktür. Birçokları için bir anlam ifade etmeyebilir. Haklı da olabilirler. Ama benim nazarımda yaşamımızda meydana gelen birçok haksızlık ve bencilliğin bir örneği olduğundan bir öneme haiz. Bizim kültürümüzde bir itiraf etme geleneği olmadığından –nedenleri doğru ya da yanlış olarak telaki edilebilir ama Hristiyanlığın günah çıkarmasındaki vicdani saik, islam kültüründe ve öğretisinde günahları tanrı ile kişinin kendisi arasında yani vicdanına, kendinin kendine bırakılması olarak düşünülebilir – birçok haksızlık, suç, garabet küçük bir çevre içerisinde ya da kişinin kendi içerisinde kalarak yok olmakta. Bu halen böyle… Bu yazı bunu aşacak bir çıkış değil elbette. Sadece çevirmen, yayıncı arasında olan ve aslında adı konmamış bir sömürü mekanizması olan “sektör”e dair doğrudan yayıncıları ele almayan – ama başka yazılar da bunun arkasından geliyor – bir anlatıdır. Haksızlık, adaletsizlik, yalancılık, kayırmacılık ve insanların samimi duygularını sömürerek çıkarlarını her şeyden üstün gören ve bu insanları sömürmede meziyetlerinden dolayı ellerine su dökülemeyecek olan ve entelektüel derinliğe sahip olmayan bu “yetenek erbap”larının yayıncılık piyasasında buna benzer binlerce vakası mevcut. “Kol kırılır, yen içinde kalır” sözünü doğru çıkarmamak gerektir. Bunun için kimilerine temas etmek ve rahatsızlıkları ortalığa saçmak gerektir. En azından rahatlamak için bu elzemdir. Bu ve benzer vakaları anlatmak isteyenlere itaatsiz.org’un sayfaları her zaman açık olacak.

Barclay kısa bir metin yolladı. Bu metin daha sonra çevirmen ve yayıncı tarafından beğenilmedi ki basılan kitaba konmadı

X

H. Barclay’in 1990’da Alex Comfort’un önsözüyle yayımlanmış olan “People without Government: An Anthropology of Anarchy” kitabı Türkçeye 2010 yılında “Efendisiz Halklar: Bir Anarşi Antropolojisi” adıyla Versus Yayınları’nca kazandırıldı.

Kitabın Türkçeye ve Türkiye’deki ilgili çevrelere kazandırılma çabasının müsebbibi olduğumu söylemek durumundayım. Neden “müsebbibi” gibi negatif çağrışımları da olan bir kelimeyi kullandığımı zannederim yazının sonunda anlarsınız.

Kitabı bana öneren ise anarşist bir dilbilimci ve Barclay’in de anarşist çevrelerde arkadaşı ve onunla iletişim içinde olan bir arkadaşım idi. Her çevrede olduğu gibi yakın arkadaş çevresinde entelektüel konuşmaların da konusu olan ve önceden okumuş olduğum bu kitap bugün – her ne kadar süreç rahatsızlıklara sebep olsa da – akademi içi ve dışı çevrelerde etkili olmasıyla bu kitabın yayımlanması gerektiğine dair kanaatimin ne kadar doğru olduğunu ispatlamış durumdadır. Bu kitap bir yayınevi sahibi için sadece bir şey, yayımlanacak, kötü de olmayan bir ticari meta olarak düşünülmüş olabilir. Ha keza çevirmen ve çevresi için de – her ne kadar tartışmalara konu olsa bile – bir metadan başka bir bakış açısı ile görülmemiş olmalı.

Kitap yayınevince yayımlanmaya kara verilince yapılan ilk iş küçük ve anarşist kitaplar da yayımlayan Versus yayınlarının – tüm solcu yayınevlerinin telif almak için yazarlardan istekleri bu kelimelerle başlar – “telif almasın” isteğini bildirmek oldu. Dilbilimci arkadaşım vasıtasıyla bunu Barclay’e bildirmemiz sonucunda Barclay tek isteğinin kitabın “iyi bir Türkçe ile çevrilmesi” olduğunu öğrenmiştik. Ayrıca İngilizce-Türkçe kontrolünün benim yapmam talebi gelince bunu kabul etmek durumunda kalmıştım.

Aradan uzunca bir zaman geçmişti ki kitabın bittiği, fakat Alex Comfort’un[1] önsözünü kitaba koymayacakları bana bildirilmiş ve ayrıca yazabilirse Barclay’in Türkçe baskı için bir şeyler yazıp-yazamayacağını sormam istenmişti. Bunun üstüne Barclay kısa bir metin yolladı. Bu metin daha sonra çevirmen ve yayıncı tarafından beğenilmedi ki basılan kitaba konmadı. Pek ayıp değil miydi bu? Bu arada kitabın hepsini baştan sona kontrol ederek çevirmen ve yayıncıya yollamış oldum. Bu düzeltmelerin üzerinden son düzeltmelerin samimiyetle yapıldığı konusunda şüphelerim ise hep oldu.

Bir süre devam eden telefon trafiğinde kitabın internette PDF olarak yayımlanmasının daha iyi olacağına karar vermişti

Buraya kadar her şey iyi gibi görünüyordu. İşte bundan sonra kişisel hesaplar ve hırslar işin içerisinde girdi.

Bugün kitabın yayımlanmasının üstünden dokuz yıl geçmiş durumda. 2012 ya da 2013 yılında çevirmen ile yayıncının eşi arasında çıkan bir kavgadan – kavganın nedeni ve ne olduğu ile ilgilenmedim – dolayı çevirmenin yayınevi ile ilişkilerini kestiğini öğrenmiş idim. Bir süre sonra kitabın baskısı bitmiş olduğu ve yayınevinin kitabın ikinci baskısını yapmaya karar vermiş olduğunu yayıncı arayınca öğrenmiştim.

Çevirmenle yayıncı arasındaki meseleyi bilmemden hareketle “Çevirmene sorun” diyemeden aracı olmam gerektiği kararına varıp çevirmeni aradığımda çevirmenin çevirdiği kitabın yayımlanmasını hiçbir şekilde istemediğini öğrenmiştim ve ikna etmeye çalışmıştım. Çevirmenin kitabın yayımlanmasına dair kişisel husumetin dışında bir itirazı yoktu. Bir süre devam eden telefon trafiğinde kitabın internette PDF olarak yayımlanmasının daha iyi olacağına karar vermişti. Ben de bu karara uymak durumundaydım! Benden bağımsız ve benim haberim olmadan kitap alakasız kişilerle iletişim kurularak PDF olarak internette dağıtıma sokuldu. Bu benim için problem değildi ama en azından Barclay’in ve benim haberdar edilmem gerekiyordu. Bundan sonra bu kitap para kaygısı olmadan herkesin elinde olacaktı. Bu anarşistlerin antropolojik çalışmalarda ortaya çıkan ve anarşist düşünceleri destekleyen verilerin daha çabuk yayılması anlamına gelir düşüncesindeydim ama yazara sormak gerekirdi değil mi? Barclay’e bu durumu izah etmeden ve Barclay’in de oluru olduğu iddiasıyla kitap PDF olarak intenette yayımlanmıştı. Ve kitabın girişine bu durumun aksine şöyle bir kısa not düşülmüştü.

Bu eser Ocak 2010’da Versus Yayınları tarafından yayımlanmış olup, baskısının tükenmesinin ardından anarşist kuramın ilkelerine uygun bir zihniyetle, çevirmeninin kararı ve yazarının onayıyla “açık kaynak” olarak internette ücretsiz kullanıma sunulmuştur. Okurların alıntı yaparken gerek yazarın, gerekse çevirmenin emeğine saygı göstererek, kaynak belirtmesi rica edilir. Bu eser ticari amaçlarla kullanılamaz.”

Anlaşılan hiçbir şekilde ve hiçbir zaman anarşizm ve anarşi kelimesinin yaşamlarında bir anlamı olmayan çevirmen hanım “anarşist kuramın ilkelerine uygun bir zihniyetle” free copy olarak internete sundukları kitabın tekrar satışını yapma hakkını kendilerinde görerek “anarşist kuramı” çiğniyorlardı!

Çevirmenin kararı, evet ama yazarın henüz durumdan haberi yok idi. Daha sonra durumu Barclay’e izah edince çaresiz evet demek durumundaydı. Sonuçta anarşistler arasında benzer vakaların olduğunu/olabileceğini yılların tecrübesi ile bilen biri idi.

Daha sonra, farkına vardığım bir başka şey ise kitabın girişine eklenen Barclay’in künyesi ile çevirmenin künyesini arasındaki fark idi. Yüzlerce makale ve derinlikli araştırmanın sahibi olan Barclay’in künyesi çevirmenin künyesinden daha küçük ve yetersiz, çevirmen hanımın çevirilerinin ise künyesinde uzun bir şekilde yer alması idi. İnanmayan internette halen bulunabilecek olan kitaba bakabilir.

Bu durumda nezaket gereği “efendisiz halklar” kitabını makalelere bölerek yayımlayabileceğimden çevirmen hanıma sormak gereği hissetmiştim. Kitabın yazarı Barclay’in emeği ve edit etme işlemini yapan benim emeğim olsa da çevirmen kendi emeğini herkesten daha önemli görülüyordu! Aldığım cevap: “Çevirmenin emeğine saygı göster” olmuştu. Eserin yaratıcısını hiç önemsemeyen çevirmen benim çabalarımı elbette bir emek olarak görmüyordu! Edit etme, kitabı düzeltme, yayımlama hakkını alma ve yazarla sevimsiz durumları ona bildirerek izin alma gibi şeyleri emekten saymıyor ve üstelik bu işten para da kazanıyordu ve benim bunlar için hiçbir talebim olmadı ve olmamıştı. Tek talep kitabı makale olarak itaatsiz.org’da yayımlama teklifi idi. Hiçbir zaman kendime ilişkin bir talep sahibi olmasam da beni “yayına hazırlayan” kısmına ismimi ekleyerek taltif etmişlerdi galiba! Bunu da daha sonraları idrak etmiştim tabi.

Aradan birkaç yıl geçtikten sonra 2015 yılında kitabın başka bir yayınevi tarafından (Sümer yayıncılık)  yeniden basıldığını internette görünce bu konuda artık bir şeyler yazmanın gereğine inanmaya karar vermiştim. Kendisine durumun ne olduğunu sorduğumda bir yanıt almam mümkün olmadı. Anlaşılan hiçbir şekilde ve hiçbir zaman anarşizm ve anarşi kelimesinin yaşamlarında bir anlamı olmayan çevirmen hanım anarşist kuramın ilkelerine uygun bir zihniyetle” free copy olarak internete sundukları kitabın tekrar satışını yapma hakkını kendilerinde görerek “anarşist kuramı” çiğniyorlardı! “Anarşist kuramın ilkelerini” “yayın haklarını” başka bir yayınevine vererek çiğnemekten beis görmüyorlardı.

Tavsiye Edilen Yazılar

 Çevirmen ve yayıncının kendi aralarında, kim bilir hangi anlamsız ve gereksiz gerekçelerle anlaşamama ve didişmeleri ve birbirlerine nefretleri sonucu değerli bir kitabın basılması engellenmiş ve çevirmen hanım kitapla istediğini çeşitli gerekçelerle gerçekleştirmişti. Kitap makaleler şeklinde de olsa öyle ya da böyle etkisini gösterecek ve gösteriyor. Kitabın İngilizce konuşulan dünyada daha çok olmakla beraber anarşizm içi ve dışı çevrelerde etkili olduğu ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasına vesile olduğu sarihtir.

Zannederim neden bu vakanın “müsebbibi” olduğum anlaşılmıştır.

Alişan Şahin


[1] Alex Comfort ki anarşist, nüdizmin ve pasifizmin önemli savunucularından, anarşistlerin ve dünyanın ilgi ve merakla takip ettiği bir yazar, vicdani retçi, anti-militarist, hekim, biyologdur ve Türkçede “Yaşasın Yaşlılık” adıyla 1976’da basılmış bir kitabı olan ve İngiliz dünyasında milyonlarca basılan “joy of sex”in yazarıdır.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: