Ömer Hayyam: Bir Başka Doğu-Batı Karşılaşması – H. İbrahim Türkdoğan – 2

Hayyam ve İki Eleştirmeni: Gilbert Keith Chesterton ve Fernando Pessoa
0
860

Hayyam ve İki Eleştirmeni: Gilbert Keith Chesterton ve Fernando Pessoa 

Hayyam gibi oryantal bir düşünür ise bu ifadeyi huşu içinde karşılar ve iğneleyici gülüşlerle kadehini kaldırır

“Kitabını okuduğum bir eleştirmen Omar’ı [Hayyam’ı] tanrıtanımaz ve materyalist adlandıracak kadar tasavvur edilemeyecek bir aptallık kanıtlamaktadır. Biri ya da diğeri olmak için oryantal biri için imkânsızdır; Doğu, ancak metafiziği çok iyi anlar.”[1] Chesterton, muhafazakâr Hıristiyanlığını muhafaza ederken Hayyam’a bu sözlerle saldırır. Hayyam gibi oryantal bir düşünür ise bu ifadeyi huşu içinde karşılar ve iğneleyici gülüşlerle kadehini kaldırır:

Ateşperestlerin şarabıyla sarhoş olan benim!

Kâfir, zerdüştî ya da putperest olan benim!

Her fırka beni bir başka türlü zanneder,

Ben kendimin efendisiyim; nasıl isem, öyleyim.[2]

Vom Wein der Magier berauscht, ich bin’s! Heide, Ungläubiger oder Götzendiener, ich bin’s! Jede Sekte hat ihren Verdacht gegen mich, ich bin mein eigener Herr, bin der, der ich bin.[3]Ben eğer ateşperestlerin şarabıyla sarhoş isem, varayım sarhoş olayım. Eğer kafir ya zerdüştî ya putperest isem, varayım olayım. Her fırka (her tayife) beni bir başka türlü zanneder. Ben kendiminim (kendi kendime malik ve hakimim): nasıl isem, öyleyim (buna kim ne karışır?) [4]

Gülme ve ağlama gibi insan özellikleri, Hristiyan dininde kalbe tekabül ederler. Kalbin sakinleriyse Tanrı ve töredir. Buna göre Hristiyan, dinden başka hiçbir şeyin insanı mutlu edemeyeceği inancından yola çıkar.[5] Chesterton, şarabın bir takdis olduğunu vurgulayarak, Hayyam’ın şaraba yaklaşımını iyileşmek için kullanılan bir ilaç olarak adlandırır: Tinsel ve düşünsel zaafı aşmak, bunlardan kurtulmak için alınan bir ilaç. “İsa, şarabı bir ilaç değil, bir takdis olarak yorumladı, Hayyam ise onu bir takdis değil, bir ilaç olarak yorumladı.”[6]

Bu tümcelerin Hayyam’ın felsefesini içerdiğini ısrarla belirterek şunu eklemek isterim: ne çok iyi ne de çok kötü bir evin varsa, ne efendi ne de köleysen, yoktur senden daha iyisi.

Hıristiyanlığın savunucusu Püriten Chesterton’a oranla Fernando Pessoa, Hayyam’ın yaşam felsefesini çok daha iyi anlıyor. Hayyam, Tanrı merhametine gereksinim duymadığı gibi, şarabı bir düşkünlük ve bir saplantı olarak yorumlamıyor. İncil ile kokain arasında bir fark yoktur Hayyam’a göre; o, her ikisinde de bir saplantı, bir obsesyon görür ve ikisini de ihtirasla reddeder. Hayyam devamla şarapla can sıkıntısını da gidermez, amacı şarapla mutlu olmak değildir; acılarını unutmak için de içmez ve ne de ümitsizlikten kurtulmak için. Şarap içmekle Hayyam, ruhuna ne iyilik kazandırır ne de kötülük. Sevgi adına da içmez, nefret adına asla.

Hristiyanlığın savunucusu Püriten Chesterton’a oranla Fernando Pessoa, Hayyam’ın yaşam felsefesini çok daha iyi anlıyor ve Hayyam’ın gündelik felsefesini anlamamızı sağlıyor: “Gülleri seyrederek şarap içmek ona yeterli gelir. Hafif bir meltem, amaçsız ya da plansız bir sohbet ve çiçekler eşliğinde bir kadeh dolusu şarap. İşte Farslı bilgenin yüksek arzusu bu noktada doruk noktasına ulaşır.[7] Bu tümcelerin Hayyam’ın felsefesini içerdiğini ısrarla belirterek şunu eklemek isterim: ne çok iyi ne de çok kötü bir evin varsa, ne efendi ne de köleysen, yoktur senden daha iyisi. Pessoa ancak şu sözlerle Hayyam’ın felsefesinin özünü vurgulamış oluyor:

Tavsiye Edilen Yazılar

“Hayyam’ın usancı, ne yapmak istediğini bilmeyen ve bir şey yapamayan birinin usancı değildir. Bu usanç, dünyaya ölü olarak gelenlerin usancıdır, yaşamlarını resmi olarak kokain ve morfin üzerine kuranlarındır.”[8] Pessoa, tümcesini şöyle bitirir: “Bu usanç, açık seçik düşünüp her şeyin karanlık olduğunu tespit edenin usancıdır; tüm dinleri ve tüm felsefeleri düşünüp taşan ve sonra Süleyman gibi konuşanın usancıdır: Her şeyin tinin kuruntusu ve reddi olduğunu gördüm…”[9] Şüphe yok ki Hayyam, yaşamla yüzleşerek, yaşamın yüzüne bakarak şunu der: Her şey geçicidir, aramayın hakikati, şu olanaksızlığı, her şey anlamsızdır, neden geldiğimizi ve neden gideceğimizi hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Ve kadehini kaldırarak seslenir bize: “için! için”!


[1] K. G. Chesterton, Ketzer. Eine Verteidigung der Orthodoxie gegen ihre Verächter, Eichborn Verlag, Die Andere Bibliothek, Frankfurt am Main 1998, s. 101.

[2] Bu dörtlüyü Hüseyin Dâniş‘ın çevirisi ile Cyrus Atabay’ın çevirisini karşılaştırarak yaptım. Bkz.: Bu yazı, dipnot 9.

[3] Omar Chajjam, Wie Wasser strömen wir, Almancaya çev. Cyrus Atabay, Verlag Eremiten-Presse 1984, Rubai numarası: 71.

[4]  Ömer Hayyam, Rubailer,  kitabın yazarları: Dr. A. Cevdet, H. Dâniş, Hüseyin Rifat, Yayına hazırlayan ve çeviren Prof. Dr. Mehmet Kanar, Deniz Kitabevi, İstanbul 2000, s. 337.

[5] Chesterton, a.g.e., s. 105.

[6] Gös. yer.

[7] Fernando Pessoa, Das Buch der Unruhe, Fischer Verlag Frankfurt, Ocak 2000. s. 262.

[8]  Pessoa, a.g.e., s. 261.

[9] Gös.yer.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.