Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi – STEVE J. SHONE – 1

0
2484

Lysender Spooner’in yazılarında toplumsal sözleşme teorisinin kifayetsizliği yinelenen bir temadır. Bu yetersizlik onu ABD anayasasını özel bir reddedişi yanında genel olarak iktidarın geniş ve yaratıcı bir eleştirisine götürmüştür. Önde gelen bir kölelik karşıtı olması ve bir paradoks olarak Kuzey ABD’nin güney üzerinde iktidarının getirdiği dayatmalardan memnuniyetsizlik otoritesi için zorunlu bir şart olan rızaya dayanan iktidar için çalışmanın nihayetinde imkansız olduğuna onu ikna etti. Spooner’e göre meşru bir iktidar hem pratik ve hem de doğal olarak savunulamazdır.

Amerikalı anarşist ve köleliğin kaldırılması taraftarı olan Lysander Spooner (1808-1887) son yıllarda jürinin lağvedilmesi kavramına dair ilgisinden dolayı bazı dikkatleri yeniden üzerine çekmişti.[i] Aksi halde esasen unutulmuş kalacaktı. Hayat dolu ve original bir düşünürü tanıma fırsatından pek çok araştırmacının mahrum kalacağı bir gerçektir bu. Bu yazıda politik zorunluluk olarak Spooner’ın yazılarını hedef aldım yani politik teorinin tarihi boyunca iktidara itaat etmenin meşruiyetini sorgulanmasında özellikle liberal ve anarşistleri dikkate aldım.[ii] Spooner’ın toplumsal sözleşme teorisine dair memnuniyetsizliğini, bu anlamda David Hume ve Spooner’ın fikirleri arasında benzerlik ve farklılıkları ve Spooner’in ABD iktidarına yaptırımın imkansız olduğu şeklindeki nihai olarak vardığı sonucu açıkladım.

Spooner köleliğe son derece karşıt olan biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırıya dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlaması için Virginia valise Henry A. Wise’dan talepten bulunmuştu

Spooner’in yayınları bazıları oldukça uzun olan monograflar olarak görünür. Örneğin, Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) 294 sayfa, The Law of Intellectual Property (Entelektüel Mülkiyet Yasası) 240 ve Trial By Jury (Jüri tarafından Yargılanma) 224 sayfadır. Diğerleri izafen daha kısadır. Bugün Spooner tarafından yazılmış olan herşey editi Charles Shively tarafından yapılmış olan altı ciltlik The Collected Works of Lysander Spooner’da (Spooner 1971).  (Lysander Spooner’in Toplu Çalışmaları) bulunabilir. En dikkate değer istisna 1977’de yeniden yayınlanıncaya kadar çok fazla bilinmeyen Smith’in (1992, xvii)’da belirttiği gibi Vices Are Not Crimes’dır (Kötü Alışkanlıklar Suç Değildir). Bu makaledeki refernaslar – Vices Are Not Crimes hariç – The Lysander Spooner Reader (Spooner 1992)’da ve The Collected Works’da (Toplu Çalışmalar) içerilmektedir.

Spooner köleliğe son derece karşı biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırısına dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlamasını Virginia valise Henry A. Wise’dan  talepten etmişti.[iii] Herhalükarda ABD İçsavaşına gelince Spooner, Kuzey’in kendi istediklerini haksız bir şekilde Güney’e yüklediğine inanmaktadı. Onun bakışaçısının benzersiz olduğu söylenmelidir. Zamanla ABD iktidarının değeri ve meşruiyetine dair daha da şüpheci olmuştur. Spooner, The Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) gibi erken dönem yazılarında ABD Yüksek Mahkemesi’nin (Supreme Court) köleliği tamamen yasaklamasını ya da Kongrenin onu yasadışı kılmasını tartışmıştır. Anayasa’nın destekleyicisi değildir fakat değiştirilinceye ya da yerine yeni bir anayasa konuncaya kadar riayet edilmelidir, düşüncesinde olmuştur. Fakat bakış açısı gitgide değişti. Son dönem çalışmalarından olan, köleliğin son bulmasından sonra yazılan No Treason (İhanet Yok) gibi seri çalışmasında iktidara karşı ağzına geleni söylemeye devam etmiştir. Onun insanların rızasının aksine uygulama içinde olduğunu düşünmekteydi ve daha çok ABD’nin politik sistemine yoğunlaşarak ve ikna edici bir şekilde tartışarak iktidar ve rızanın uyuşmayacağını, ABD iktidarının meşru olamayacağını ve ABD Anayasası’nın yalan olduğunu düşünüyordu.

Alexander (1950, 212, fn 52) garip bir sıra düzenine sahip olan No Treason’ların sadece I, II ve VI numaralı olanlarının bulunabildiğini bildirir. Diğer bölümlerinin hiç var olmadığı büyük olasılıktır. Spooner 1871 yılında yazdığı bir mektupta sadece bu üç tanesinin “yayınlanmış varolan nüshalar” olduğunu yazar.[iv] İlk iki bölüm 1867’de yayınlanmış ve VI. Bölüm 1870’de ortaya çıkmıştı. Spooner bunlarda bu makalenin konusu olan rıza ile iktidar etmenin anlamını araştırır.

İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir

Spooner’in No Treason’un ilk bölümünde halletme teşebbüsünde bulunduğu ilk konu çoğunluğun zorbalığı olarak düşündüğü çoğunluk iktidarı konusudur. Kitlelerin arzularını anlamanın bir yolu güç açısından olmalıdır. Herhalükarda,  rızaya dayalı iktidar, der, sadece ‘en güçlü partinin rızası’ anlamına gelmemelidir. (Spooner 1867a, 6). Dünya üstündeki tüm zorbalar bu denemeyle karşılaştırılabilir. Şu bilindik bir başlangıç noktasıdır: örneğin Troçki’nin vardığı hüküm olan ‘her devletin güç üstüne kurulduğu’nu, önemli Alman sosyoloğu Max Weber’in (1970, 78) iktidarı ‘fiziki gücü meşru kullanma tekeli’ne sahip olan kuruluş tanımlamasına vardığı hükümleri reddetmek. Meşruiyetin koşuluna ekler yapmak tanımlamayı büyük ölçüde güçlendirmiş görülür. Ve meşruiyet nasıl elde edilir? Belki de bu günlerde ve çağda bir seçimi kazanarak. Bundan dolayı Spooner’in rıza ile iktidardan kastettiği şeyi düşünmeye yaklaştık. O rıza ile hükmetmekten ‘en fazla olan tarafın rızası” anlamına gelmediğini anlatmak için oldukça emek sarf eder (Spooner 1867a, 7). Elbetteki pek çok insan için çoğunluğun yönetimi -güçten ziyade sayı ile tasavvur edilmiştir – demokrasi demektir. Fakat azınlıkların da yetkilerinin olduğunu söyler Spooner. Kadınlar ve erkeklerin – bir seçimi kazanmış olmalarından dolayı – bir grup ya da kişi tarafından ortadan kaldırılamayacak ‘doğal hakları’ vardır. Bu bir gaspın ‘kendine haydut diyen biri tarafından… ya da kendine iktidar diyen milyonlara bakılmaksızın uygulanabilir (7). Amerika Devrimi, herşeyden sonra, azınlığın (sömürgede yaşayanların) çoğunluğun (Britanya İmparatorluğu) kontrolünden iktidarı geri alması durumudur. Eğer bunun meşruiyeti var ise pek çok Amerikalının inandığı gibi bugün azınlıkların özgürlüğü aynı şekilde meşrudur.

Şimdi politik zorunluluğun merkezi konusu üzerine odaklanırken Spooner ABD iktidarının yönetirken otoritesinin ne olduğunu sorar. Yönetim için bir ulusun hakkının sadece rızaya dayalı olarak kurulabileceğine karar verir. İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir (9-10). Bundan dolayı meşru bir iktidar “vergi ya da kişisel hizmetle her bireyin katkıda bulunması gereken bağımsız, bireysel rızası ile iktidar desteklemesine” ihtiyaç duyar. Bunun hepsinin, ya da hiçbirinin, uygulanması zorunludur. Bir kişinin rızası herhangi bir başkasının rızası kadar gereklidir.(11). Rıza sadece evrensel değil aynı zamanda asla farazi olmamalıdır: “Eğer bir kişi asla razı değilse ya da iktidarı desteklemek fikrinde değil ise, bu onu desteklemeyi reddettiğinden dolayı güvenini kaybettiği anlamına gelmez” (11) rızanın anlamına dair bu anlayış Bağımsızlık Deklerasyonu’nda da yer alır. Spooner burada modern yazarlardan Robert Paul Wolff’un In Defense of Anarchism (Wolff 1976) (Anarşizmin Savunusu) kitabındaki duruşuna benzer. Wolff aynı fikirde olanların doğrudan demokrasisine dayanmaksızın, yani yürürlüğe giren her yasaya her bireyin onayı olmaksızın tüm yönetim biçimlerinin yetkisiz olduğunu iddia eder:

Oy birliği karar alma yöntemlerinde oldukça açık şekilde meşru olarak düşünülüyor; diğer biçimler bu amaç ile uzlaştırma olarak sunulur ve bunun lehine iddialar oy birliğine dayanan demokrasinin otoritesinin çoğunluk yönetimi ya da temsilci kullanma zorunluluğu ile ölümcül olarak zayıflatılmış değildir. (Wolff 1976, 27)

Tavsiye Edilen Yazılar

Spooner’e göre daha az doğrudan demokrasi biçimi “ölümcül olarak zayıflatılmış” olandır. Wolff’un iddiası sezgisel, onun akademik kitabının amacı ideal demokrasinin ne olduğunu göstermeyi düşünmek iken, Spooner’in perspektifi hiç de felsefi değildir. Wolff gibi her yasayı her kişinin onaylamasının imkansız olduğunu kabul etse de (Spooner 1852, 132) yine de o, yönetmede rıza için oy birliği ve doğrudan olmaktan ısrarcıdır.

STEVE J. SHONE Department of Political Science University of Northern Iowa

Çev: Alişan Şahin

Not: Bu seri makalenin bütünü Anarchist Studies’in 15 Vol. 2 sayısında yayınlanmıştır.


[i] Jüriyi geçersiz kılma jürinin yönetmelikleri takip etmeyi reddetmesi ve beklenmedik kararlar alması durumunu açıklayan bir kavramdır. O.J. Simpson’un beraatinin ardından hemen hemen beş yüz adet konuyla ilgili bilimsel makale hukuk dergilerinde yer aldı ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde birkaç tane yazar uygulamayı takip ederek ve onaylayarak Spooner’e geri döndü. Bkz. Örneğin, Conrad 1998, Ostrowski 2001, Shone 2004.

[ii] Makalede daha sonra bir yerde işaret ettiğim gibi anarşistler kuşkucu kalmayı tercih ederken liberaller iktidarın haklı kılınabileceği sonucuna varma eğilimindedir.

[iii] Brown, John Brown’s Body adlı şarkıda anılır. Bu talep için Bkz. Lysander Spooner, “Sirkülerin yazarı” adıyla isimsiz olarak Virginia Valisi Henry A. Wise’a mektup yazar. 2 Kasım 1859, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library.

[iv] Lysander Spooner’den Hon. B. F. Perry’e mektup 5 Mayıs 1871, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library               

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.