“bir direniştir yalnızlığa sevgi” ve “göç yollarında” –Ahmet Ateş (Şiir)

0
344

bir direniştir yalnızlığa sevgi

Yürümüşsen diz boyu karda

korku yoldaş olmuşsa fırtınalarda

bir dağ evi, açılan kapı

ocakta meşe ve fokurdayan çaydanlık

iner yüreğinin dağlarından asi bir sevgi.

Uzun yürüyüşler sonu

sevdiceğinden uzak

bilenmişse öfken

çekilip sırtını dayama kayalara

gözlerin derin vadilerdeyken

bir sevda tüyü

bir diken

konar en pamuk yerine gönlünün.

Doldurup anıları çantana

düşmüşsen yollara

yaşadığı yaşadığın şehirse

verilmiş sözün olsa

sevdasız yaşamaya

bir direniştir yalnızlığa sevgi

bu kentte.

Geçmiş günleri andığında

bir boşluk göğsünde aniden

iç çekişin, dolan hava ve bir kasırga

tazeleme sigaranı, boşuna

bağrında düğümlenen hasrettendir.

Aralık 1984

göç yollarında

Dalından beyaz çile toplayanlarlaydık

yüklendik terli bedenlerimize

serin köpükcükleri

on üçündeki sevdalı ellere değdik

kınalandık

yad değildiler top top sarılmış bezlere

kırk kuruş fazlasını katanlar

tipili dağların hasret paylaşan

al bir fuları olacağını bilmeseler de.

Bilemezlerdi düğün bayraklarında

naralarla dalganışlarını

sevinçle döşeli odaların

küs ıssızlıklarında

sokaklara sırlanıp sığınacaklarını.

Bilemezlerdi bakır yüzlü Kırmanj kızları

dost düğünlerine armağanlarını.

Bilmeseler de kesemezlerdi

uçulan gecelere köprülenen

acı, terli çırpınışlarını.

Şimdi bir boşluktur sevgili, bağrım

uçsuz bucaksız topraklar

sıkıntılı yaz sıcakları

korkuyla sessizlik

terk edilmişliğin demli yalnızlıkları

ah bir eksiklik var bu kentte.

Üzüm satan kadın susmuş

kasanın üstünde üvezler

caddeden yüze vuran bir sıcak yükseliyor göğe

askerler devriyede

uçak sesleri

tezgahın üstünde yırtılmış göklü bir kumaş

bir boşluk kentle yüz yüze

yokluğa ağıt yakıyor.

Daha yarım saat önce

sen miydin, sesin miydi ahizede

bir boşluk gazete resimlerinde

boşlukta eller

iri yazaçlar caka satıyor.

Yaşamımız ayrılıklarca damgalı

kavuşmuşsak her şeye inat

artık çiçek çağı çağımız deme

gecelerin güvercin kaldıran çığlıklarını

unutamamak

ayrılıkları kanıksamak mı

annelerin gelemeyişleri

baharı bekler gibi bekledikleri görüşlere

bunları unutamamak

ayrılıklara tapınmak mı sevgili

beton duvarlar, karınca yuvalarının düşleri

bunlarla alt etmek zamanı

orada bu oyunlarla oyalananları unutamamak

kendi yalnızlığına kıvranmak mı?

Bilesin sevdiceğim

yeni denizler sensizlikte taramıyor saçlarını

ne yapar ya bu kentte bu adam

ellerinde yalnızlıklar

yüreğinde, usunda, adımlarında sen

her soluğunda sen

düşmüşken aylaklığa

geçer çiçekçi dükkanlarının önlerinden

kahreder ayrılıklara

kahrolur ayrılıklarca.

Ekim 1984

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.