“adam ve gece” ve “kısıktır sesimiz ey yaşam” – Ahmet Ateş

0
175

adam ve gece

Gecenin bu ilerlemiş saatinde

beni nereye sürüklersiniz imgeler

anladık, tam iki gün sonra

sabahın ayaz sonbaharı

görünce pencerede

gözlerinde sevgi taşıyanı

ısıya kesilecek.

Anladık, yürek atışlarının lokomotiflerle yarışını

yorgun değirmenlere su yetiştiren

arklarını yaşamın.

Şimdi içimde bir başkent

oldukça büyük bir alan

iğne atsam yere düşmez

göğe dönmüş gırtlaklardan

kopup yayılan

en güzel öfke şarkılarıdır

marşlar

güneşi avuçlar gibi yüreğimi yakan.

Gecenin bu saati

özlemler Siirt işi bir battaniyeyle

örtmüşken üşüyen bedenimi

tahta banklı bekleme salonlarında

ellerinde dönüş biletiyle bitkin, bıkkın

oturanlar

üzüncümü çoğaltan ayrılıklardır.

Kavuşmalar ve kahrolası hoşça kallar

ve gecede apansız inleyen makine sesleri

uykulu, bitkin, direngen bakan gözlere saygıdan

terli yaz yolcularına

yamaçlarda gözelerinden kaynayan soğuk sularla

sevinçle, gururla

serinlik dağıtılmalı.

Unutmadan bir de

içinden geçtiğimiz zamanı

yılanlar sokulurken gölgelere

kasılırken kertenkele boyunlarının

boz damarları sarı sıcaklarda

içildikçe gönülleri serinleten

sonra tükenen sular gibi

sevinçle hazır olunmalı olası tükenişlere.

Kasım 1984

kısıktır sesimiz ey yaşam

Niçin evlenirler diyemeden

danışıksız çalar davullar zurnalar

bir çığlık

bir haberdir yaşam

karışır tozlu yollara

yaz yağmurlarıyla

umut sellenir bir bozlak olur.

Tınaza bakma çiftçiye sor

ağlamaklı sevinç

suskun, üzünçlü bir gururdur harmana yığılan

yenik ordulardan bir başına kalmış askerdir

harmanda üzüncün güneşinde oturan.

Sigara, kumaş, otomobil

ekmek, radyo, varil

ilaç, ölüm ve yaşam

sor ellere

tozdur, veremdir

söz verilip alınamamış bisikletlerdir

utanarak, sıkıntıyla taşınmaktır

daha gelmeden yirmisine

kadın hastalıkları hekimlerine.

Öfkemiz ışıtır biriket duvarlı konduları

köşelere ürkerek sığınır çoçuklar

acı akarken ilksabaha

filelerde üzünç tıklatır

akşam iş dönüşü kapılarımızı.

Yarışır safkan atlar alınlarımızda

usulca açılırken cüzdanlar

hep onlar kazanır

biliriz

gene de her ayın dokuzlu günlerinde düşleniriz

bir çıksa en büyük para

sesimiz

bir büyüse şu çocuklar

içimizde kurulmuş oturan yoksunluğun

acısıyla kısılır.

Aralık 1984

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.