“katlanılacak çaresiz” ve “söz” Şiiri – Ahmet Ateş

0
364

katlanılacak çaresiz

Biraz yorgunum boşlukların ortasında

biraz da üzgün şimdilik,

çürük saplı bir balyoz gibi kafam

gözlerim zemheri, antenlerim kırılmış

habersiz kalmışım üstelik

                            habersizim anlaşılan.

Dağlıyor bağrımı dışımızda örgütlenmesi hayatın

uyanmak istiyorum dipsiz uykulardan

bültenleri dinlemeliyim,

sessiz, küfürsüz, meraklı bir akşam.

Ey hayat!

İki elle sarılmayı engelleyişimizdendir mahzunluğumuz.

Nasıl isterdim yüzüme bakmasını o tek fotoğrafın,

altıya dokuz, siyah beyaz,

bilsen nasıl da titrer elleri insanın

suçsuz resimleri yırtarken.

Kalbim!

anlamalısın, yük oluşunu iç cepte taşınan bir resmin

sevgilinin yüzü girse de bulutların koynuna,

düşmana inat, taşı ona en yakışan ismi,

yalnızlığa taşı, sabır gecelerine, sevince,

gerekecekse sorgu odalarına, hem de cesaretle.

Hayat bağışlamıyor yanlışlarımızı.

Anılarla doluyum, düğümü çözülmemiş,

çok üslü bir denklem yüreğim,

anılar, köprüsüz, kıyısız bir ırmak

bu akşamla da olsa ulaşamayacak hayata

dostlukların boy verdiği vadilerden.

Bültenler okunur, çarpık, çirkin, sevimsiz

ölüm haberleri bile çok görülüyorsa insanlara,

yeni bir dil yaratmalısın

söz aralarından toplu fotoğraflara.

Hazır mısın mazlumların çağrısını almaya?

Kalbim!

Seveceğiz beklemeyi, bekleyeceğiz, ama yozlaşmadan.

Ve katlanacaksın çaresiz, habersiz akşamlara.

Ekim 1981

söz

Sesin kaynaklarına götürür ırmakları

bağrımda dalgaları suların

anmışsın iki gün önce

çocukluğumun arife gecelerindeyim

özlemin kınalar ellerimi.

Yalnızlık sustururken beni

hayalimde karşımdasın

sözüm dilimin ucuna gelir de

kaçarım

bir bilsen söyleyeceklerimi

esirliğim yıkılır

coşkun çığlıklar atarım olmadık yerde.

Alnımı ayrılıklar neşterledi.

Henüz bebektiniz yetmişliler

büyüyen siz misiniz, sırlarım mı

paylaşamadığımız günlerde.

Sevinci unuttuk

yüzümüze kapandı

umutla gidilen evler.

Gözlerim vefasızlığa donuk.

Hoşça kalın kurgularım

göğsüm bir dalgakıran şimdi

sana gelince

verilmiş sözün yok ya

unutursun ayrılıkların zehirlediği

değerlerimizi.

Ocak 1983

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.