“aykırı bebeğe ninni” ve “alnımda güneş olsa” (Şiir) Ahmet Ateş

0
53

aykırı bebeğe ninni

büyüdün eskil budun ninnileriyle

bebekçe yaşatmadılar seni

ayrılık, tutukevi, kaçak diye diye

donuk bir ışıksızlıktı ölüm

kulağına ağıtlarla fısıldanan ninnilerde

yaşdaşların sevgili dizlerinde

ılık yeller, büyülü sözcüklerle büyürken

senin payın aykırıydı bebeğim

şimdiden gülemezsin sevdiklerine

yoksul geleneklerin sınırlanmışlığında

emsizlikler emdin, ağıtlar dinledin

büyüdün sorgulanamazlığında yaşamın

sevincin sığmazken gözlerine

arka odalarda demirlendin

uzak anakaralardan dönmüş

bir gemi gibi tayfaları çoktan uçmuş

söz kutsaldı, dokunuversen özlediklerine

taş kesilirdin

anlamak zor, anlatmak olanaksız

kimsenin bilmediği  ilenmelerimizi.

büyüdün

yanlışa arka çıkıyorsun

sorular sormak bugün işin

yine de bir bebeksin

uyumak istemeyen

yurdunun karartılmış gecelerinde

yanında annen bekliyor tan yangınını

iç çekişler sıralarken

şimdi belleğine düşen tutukevindekine

işte günün ilk ışıkları

yüzünde bir gülüş güne

insana gülemezliğini unutturan

kurtuldun gecenin kıyımından

insanı sözsüzlükle vuran

sığındın serçelere, güvercinlere

renkleri ışıldayan çiçeklere

Yine de bir bebeksin yavrucuğum

hiç büyümeyecek bir bebek

yurdun ninnileriyle.

Kasım 1985

alnımda güneş olsa

sabaha karışır esrik çığlığım

kara bulutlarına göğün

denizin kurşun rengi kıpırtılarına

birden omuzlarımı çırparım

sevinçle yürürüm güne

arkamda bıraktıklarım ağlamaklı baksa da.

her nimet, her bağış

her yaşam gereksinimi gibi

olanca turfandalığı sabahın

ışıl yeşil buğusu

güneş gösterilmeyenlere götürüyor beni

bir kadının yanından

coşkuyla, sevinçle, şaka ve nazla

kalkamayışlara

sorun sevişme değil yalnızca

tek başına sevişme hiç değil

sevişme nedir ki gözler, ten ve tin

özgürce değmeyince birbirine

yine de katlanır insan her yoksunluğa

ummayla yener her bekleyişi

katlanıyorum ben de sarı bir umuyla

alnımda güneş olsun yalnızca.

sayrım varmış, göresidiğim tutsakmış

boşa giden uğraşlar, çabam

yeter ki alnıma güneş doğsun.

Uğuldayıp çağlayan bir çavlan her sabah

bir demet kasımpatsız görüşlerin kıyısında

senin gözlerinde sorgulayan bir bakış

kızgınlıksız bir yazıklama

sanki sen içerde ben dışarda

bir türe yanlışı yaşadıklarımız

gerçeksiz bir gerçekleniş

payını kaptırma bir güvendiğine

işte içimdeki sabahı kanatan

üstüme sinmiş bu sevinç kokusunu ağırlaştıran

sarıları, gökleri bütün tonlarıyla solduran

bir şey bu bakış.

ah! özgür denilmiş konumlarımıza

her olanağa bir kol boyu uzakta

varsayılan bir duruş

böyle görülüyorsa ordan taşra

sana yazıklanmasam da

alnımda güneş olsa ne fayda!

Kasım 1985

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.